Müteveffanın kullandığı tüketici kredisini müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla ödeyen davacı krediden doğan tüm hakları temlik aldığından, davacının TBK. mad. 183 uyarınca halefiyet ilkesinden kaynaklanan davalıya karşı rücu hakkını kullanmış olduğu- Uyuşmazlık, tüketici kredisi sözleşmesinde kefilin asıl borçluya rücu talebinden de kaynaklanmakta olup, davaya bakmaya tüketici mahkemelerinin görevli olduğu- Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olduğundan, taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında re’sen göz önüne alınacağı-
Vekalet ücretinden kaynaklı itirazın iptali davasında kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği-
Takip ve davalı takip borçlusunun kısmi ödeme yaptığı 2014 tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.’nin 11. maddesinin 4. fıkrası, “borçlu itiraz süresi içerisinde borcunu öderse tarifeye göre belirlenecek ücretin dörtte üçü takdir edilir. Maktu ücreti gerektiren işlerde de bu hüküm uygulanır” düzenlemesini içerdiğinden, bu düzenleme gözetilmeksizin hüküm kurulmasının hatalı olduğu-
Yerel mahkemece, hüküm sonucuna nasıl ulaşıldığının kararın gerekçe kısmında gösterilmesi gerektiği-
İhtilaf konusu olan fatura kapsamındaki mallara ilişkin irsaliyede teslim alan imzası bulunan kişinin, irsaliye tarihinde, davalının işyerinde fiilen çalışıp çalışmadığının tespiti gerektiği-
Davalının, davacıyı Bağ-kur'da tanıdık adamları olduğundan bahisle  emekli ettirebileceğini söyleyerek hileli davranışlarla kandırmak suretiyle 53.500 TL'sini aldığı, ancak emeklilik işlemlerini yapmadığı gibi parasını da iade etmediği eylemi ceza davası sonucu sabit olmuş olup, takibin dayanağını davalı tarafından iade edilmeyen 53.500 TL alacak oluşturduğundan, dava konusu alacak miktarı başlangıçta belli diğer bir ifadeyle alacak likit olup,  davalının takibe itirazında haksız olduğu anlaşıldığından davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği-
Faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin davada, dava dışı M.B. tarafından keşide edilen iki ayrı çek ile ödeme yapıldığı kabul edilmişse de, davaya konu çeklerin M.B. tarafından keşide edildiği, bu kişinin davalı şirketin yetkilisi olması ödemenin şirket adına yapıldığını göstermeyip davacı defterlerinde M.B. hakkında ayrı ticari ilişki kaydı bulunmakta olup söz konusu ödemeler bu kişi adına kaydedildiğinden çeklerin davalı şirketin borcuna karşılık verildiğinin kabul edilemeyeceği-
Müteselsil sorumlulukta dahil olmak üzere birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde red sebebi aynı olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmolunacağı-
Davacının talebi temlik alınan alacağa dayalı olduğundan, öncelikle temlik tarihi itibariyle davalının dava dışı temlik eden kişiye bir borcunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği- İktisadi bütünlük kavramından hareketle temlik edenin ya da temlik alan davacı şirketin talimatı olmadan, dava dışı üçüncü kişilere yapılan ödemelerin temlik edenin davalı nezdinde oluşan alacağı için yapıldığının kabulünün hatalı olduğu- İİK. mad. 257 uyarınca, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, alacağın muhtemel varlığına kanaat getirilmesi yeterli ise de, alacaklının bu kanaati oluşturacak bilgi ve belgeleri talebine eklemesi gerektiği-
Faturalara dayanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemi- Faturalara dayanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin davada, mahkemece, davalı şirket yetkilisi ve dava dışı şahsın davacı şirket yetkilisinin oğlunun hesaplarına yollanan paralara ilişkin dekontlardaki ödemelerin, davacı vekili tarafından tevil yoluyla kabul edildiği belirtilmişse de, davacı vekili tarafından sunulan dilekçede ödemeler konusunda tevil yollu bir kabul bulunmayıp, ödemenin başka bir şahıs hesabından dava dışı başka bir şahıs hesabına yapıldığı belirtilerek ödemeler kabul edilmemiş olduğundan, mahkemece bu husus üzerinde durularak ayrıca tarafların delilleri toplanarak ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak alınacak rapor ve toplanacak deliller doğrultusunda bir karar verilmesi gerektiği-