Davanın temelini oluşturan icra takibinin dayanağı olarak kredi sözleşmesinin tarihi ve numarası belirtilmemiş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalıların kefalet limiti dahilinde sorumlulukları hesaplanmış ancak takip ve dava konusu borcun hangi sözleşmeden kaynaklandığı açıklanmamış olduğundan, bu bilirkişi raporunun yeterli incelemeyi içermediği-
Tüketicinin bayiye doğrudan dava açabilmesinin Yasaca tanınan bir imkan olduğu, anılan tüketici yargılamasında iş bu davada davalının savunduğu ve tüketici mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda değerlendirilen hususların HMK'nın 64/1 ve 69/2. maddeleri kapsamında olmadığı- Birlikte ifa kuralı uyarınca telefon iadesi karşılığında bedelin ödenmesine karar verilmesi gerektiği-
İtirazın iptali davasında icra inkar tazminatı istemi yönünden mahkemece olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olmasının bozmayı gerektirdiği-
Davacı, avukatı davalının işi gereği gibi yerine getirmediğini ispat edemediğinden, davalının ücrete hak kazandığı, ancak mahkemece, avukatlık ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hükmün verildiği tarihteki yürürlükte olan tarifenin esas alınması gerektiği- Davalı avukatın, vekalet ücretinin tahsili için iş bu davaya konu icra dosyasında takibe geçtiği ve halen aynı takip ile ilgili devam eden bir de itirazın iptali davası olduğu anlaşıldığından, ve itirazın iptali davasında da aynı konuya ilişkin bilirkişi raporu tesis edilmiş olup, yargılama giderleri için yapılan takipler noktasında vekalet ücreti hakedilmediği belirtilerek hesap yapılmış olduğundan, mahkemece, itirazın iptali dosyası da değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerektiği-
İtiraz üzerine duran takibe karşı, itirazın kaldırılması veya iptali davası açmadan, duran takipten sonra ikinci kez takip yapılmasının mümkün olmadığı-
Temliğin mahkemeye bildirilmesinden itibaren temlik edenin davada sıfatı kalmadığından, mahkemece temlik alanın davacı yerine geçtiği kabul edilerek temlik alan yararına karar verilmesi gerekirken, aktif dava ehliyeti kalmayan temlik edenin ismi mahkeme kararında gösterilerek temlik eden yönünden karar verilmesinin hatalı olduğu-
İtirazın iptali davası ıslah dilekçesi ile alacak davasına çevrilmişse de, ıslah dilekçesinde faiz talep edilmediği halde, mahkemece, yasal faize hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
İtirazın iptali davasının itiraz edilen alacağın bir kısmına yönelik açılması halinde, mahkemece “itirazın iptaline” denilmek suretiyle takip tutarının tamamı üzerinden takibe devam imkanı sağlanmasının isabetsiz olduğu- Davalının delil listesinde bildirdiği delillerinin toplanması yönünde delil avansı yatırılması için verilen sürede delil avansı davalı tarafından yatırılmış olmasına karşın, "avansı yatırılmadığı" gerekçesiyle davalı delillerinin toplanmamış olmasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu-
Davacı bankanın kefillerden teminat mektubu depo bedeli talebinde bulunabilmesi için taraflar arasında düzenlenen sözleşmede bu konuda kefiller için açık hüküm bulunması gerektiğinden ve davalı murisin imzasını taşıyan kredi sözleşmesinde davalıların murisi kefilin, borçluya kullandırılan teminat mektubu kredisine ilişkin olarak teminat mektubu bedellerinin kefil tarafından depo edileceğine yönelik bir hüküm bulunmadığından, kefilin mirasçıları davalılar yönünden davanın reddi gerektiği-
Tavzih yoluyla önceki hükmü değiştirecek ve tarafların sorumluluklarını artıran ya da eksiltecek şekilde vekalet ücretine hükmedilerek yeni hüküm kurulamayacağı-