Mahkemece, davacı tarafa süre ve imkan verilerek 4721 sayılı TMK'nun 713/2. maddesinde yazılı hukuki sebeplerden hangisine dayanıldığının HMK’nun 31.maddeside gözönünde bulundurularak açıklattırılması, dayanılan dava sebebine göre taraf teşkilinin değerlendirilmesi, Hazine hasım gösterilmek suretiyle açılacak mirasçıların tespiti davası ile belirlenecek mirasçılarına dava yöneltilerek taraf teşkilinin sağlanması, malikler hiç mirasçı bırakmadan ölmüş iseler, T.M.K'nun 501.maddesinin gözönünde bulundurularak Hazine'nin hasım gösterilmesi, dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydının tüm geldi ve gittilerinin Yerel Tapu Müdürlüğü’nden, burada bulunmaması halinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı’ndan getirtilerek dosya arasına konulması, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanması, yapılacak yargılama sonunda hasıl olacak sonuç çerçevesinde sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
TMK'nun 701. maddesi gereğince tereke elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu ve elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygın bulunduğu, TMK'nın 640 ve 702. maddeleri hükümlerine göre elbirliği mülkiyetinde tasarrufi işlemlerde oybirliği arandığı, dava açmak da tasarrufi bir işlem olduğundan, miras bırakandan intikal ettiği iddiasıyla 3. kişilere karşı açılan davalarda, uyuşmazlık konusu taşınmazın taksim, bağış vb. şekilde mirasçılardan birine veya bir bölümüne bırakıldığının kanıtlanması gerekeceği, aksi halde; mirasçılardan biri veya bir kısmı adına tescil istenemeyeceği gibi dava dışı mirasçılar olması halinde tüm mirasçılar adına tescil istenilmediği için, dışarıda kalan mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması veya miras ortaklığına temsilci atanması yoluyla da davanın yürütülmesinin mümkün olmadığı-
TMK'nun 706. maddesinde öngörülen resmi şeklin bir ispat şartı olmayıp bir geçerlilik şekil şartı olduğu, bu hususun 6098 sayılı TBK'nun 237.maddesinde "Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için resmi şekilde düzenlenmesi şarttır.” şeklinde açıklandığı, bu sebeple resmi memur önünde yapılmayan harici satış senetlerine değer verilemeyeceği ve buna dayalı olarak iptal ve tescil isteğinde bulunulamayacağı, bundan ayrı, davacının zilyetliğinin tespit tarihinden sonra başlamış olması nedeniyle, Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesinin de somut olayda uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı-
Davacı 2007-2008 yıllarında tapuya kaydedilen taşınmazlarla ilgili 1991 tarihindeki hukuki sebebe dayalı istekte bulunduğuna ve o tarihte taşınmazlar tapuda kayıtlı bulunmadığına göre, mahkemenin gerekçesinde yazılı bulunan TMK. md. 676-677-678'in bu davada uygulama yerinin bulunmadığı, bu maddelerin ancak, tapuya elbirliği mülkiyeti şeklinde kayıtlı bulunan taşınmazlar hakkında uygulanacağı, davanın, tapusuz taşınmazların iptal ve tescil isteğine ilişkin olduğuna göre TMK md . 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14. maddesine dayalı dava olduğu-
Kayıt malikine kayyım tayin edilerek TMK.nun 713/2.maddesine dayalı olarak açılan davaların yürütülmesinin mümkün olmadığı, şöyle ki; kayıt malikinin mirasçılarının bilinmesi halinde davaya dahil edilerek mirasçılar aleyhine yargılamaya devam edilmesi, aksi halde gerek tapu sicilinin tutulmasından sorumlu olması ve gerekse TMK.nun 501.maddesi hükmü uyarınca son mirasçı sıfatıyla Hazine aleyhine yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasının gerekli olduğu-
Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz malların 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edileceği- İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hükmün uygulanmayacağı- Orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin, aynı Kanunun 14. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmesi halinde imar ve ihya yoluyla kazanılmasının mümkün bulunmayacağı- Nehir ve çay gibi akarsuların eski (terk edilmiş, metruk) yataklarının, kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu- Bu yerlerin koşulları oluştuğu takdirde imar ve ihya ile kazanılmasının mümkün olduğu- Aktif nehir, çay yatakları etki alanında bulunan yerlerin imar ve ihya ile kazanılmasının mümkün olmadığı- Bir yerin imar ve ihya ile kazanılması için taşınmazın emek ve para sarfedilerek tarım arazisi haline getirilmesi gerektiği- Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir taşınmazın tarım arazisi haline getirilmesi halinde imar ve ihyadan söz edilebileceği- Taşınmaza tarım arazisi niteliği kazandırmayan uğraşların, meydana getirilen eserlerin KK'nın 17. maddesi kapsamında imar ve ihya olarak kabul edilemeyeceği- Maddi olgu olan imar ve ihyanın, her türlü delil ile kanıtlanabileceği-
Davacı vekili, ıslah dilekçesiyle davasını öncelikle TMK 713/2 maddesindeki olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik hukuksal nedeni ile tapu iptali ve tescil, yerinde görülmemesi halinde TMK 724. maddesi gereğince tapu iptali ve tescil, bu isteklerinin de yerinde görülmemesi halinde sebepsiz zenginleşme ve TMK 'nun 722-723. maddeleri gereğince iyi niyetle yapılan masrafların tazmini isteminde bulunmuş ise de, Mahkemece, dayanılan hukuki sebeplerden haricen satın alma ve eklemeli zilyetlik hukuki nedenine değer verilerek davanın reddi cihetine gidildiği, ıslah ile belirtilen hukuki nedenler yönünden değerlendirme yapılmadığı, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Mahkemece, öncelikle taraf teşkilinin sağlanması amacıyla ölü olduğu anlaşılan murisin mirasçılarının belirlenmesi, bu hususta davacıya süre ve imkan tanınarak Hazine hasım gösterilmek suretiyle veraset belgelerinin temin edilmesi, mirasçılarının tespiti halinde, davanın mirasçılara karşı yöneltilmesi, kayıt maliklerinin mirasçısının bulunmadığının tespiti halinde, TMK'nun 501 maddesi gereğince tereke devlete kalacağından olağanüstü zamanaşımı ile kazanılmasının mümkün olmadığının düşünülmesi, mirasçılarının tespiti halinde iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Yürürlüğünün durdurulması kararının verildiği 17.03.2011 tarihinden önce açılmış bulunan davalar bakımından maliki 20 yıl önce ölmüş ve o tarihten dava tarihine veya kayıt maliki adına bulunan tapu kaydının intikal gördüğü tarihe kadar diğer kazanma koşulları yanında 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür davalar bakımından kazanılmış (müktesep) hakkın kabulü gerekeceği, uyuşmazlığa konu yapılan tapu kaydı; malikin ölüm tarihinden itibaren 20 yıllık kazanma süresi geçtikten sonra intikal görmüş ise bu tür intikal gören kaydın hukuken bir değer taşımayacağı ve intikal maliklerine herhangi bir hak bahşetmeyeceği, yine dava açmamış ancak; Anayasa Mahkemesi'nin verdiği yürürlüğünün durdurulması karar tarihi olan 17.03.2011 tarihinden önce hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğunun da kabulü gerekeceği, bu gibi hak sahiplerinin 17.03.2011 tarihinden önce veya sonra dava açmalarının bir öneminin bulunmadığı-