Takip talebinde dayanılmayan bir belgenin icra mahkemesine (tetkik merciine) sunularak «itirazın kaldırılması» istenemeyeceği–
Sadece «faiz»e itiraz edilmiş olması halinde «asıl alacak» (alacağın tümü) üzerinde değil, «kaldırılmasına karar verilen faiz miktarı» üzerinden % 40 (şimdi; %20) tazminata hükmedilmesi gerekeceği–
İtirazda, ıslah yoluyla taraf değiştirilemeyeceği–
Ödeme emrinin tebliğinden önce borçlunun icra dairesine gelerek «borca» itiraz etmiş olmasının, ödeme emri tebliğinden sonra «imza inkârı»nda bulunmasını engellemeyeceği, bu hususun itirazın genişletilmesi olarak nitelendirilemeyeceği–
Kira sözleşmesinin özel şartlarında yazılı bulunan ve «teminat olarak alındığı» belirtilen paranın geri verilmesi için alacaklı tarafından yapılan takibe itiraz üzerine alacaklının «itirazın kaldırılmasını» icra mahkemesinden isteyemeyeceği–
İşletme projesine yapılan itiraz üzerine kat malikleri kurulunca verilen kararın kanuna uygun olarak alınmadığı iddiasının icra mahkemesinde incelenemeyeceği–
Takip konusu yapılan toplam alacak içerisinde «işlemiş faiz»de bulunması halinde icra mahkemesince «faize faiz yürütülemeyecek şekilde takibin sürdürülmesini sağlayacak biçimde» karar verilmesi gerekeceği–
Kambiyo senedi niteliğindeki belgeye dayanarak genel haciz yoluyla takip yapılabileceği-
BK. 486 (şimdi; TBK. mad. 585) uyarınca adi kefilin kefaletten dolayı sorumlu olabilmesinin ancak kefalet aktinden sonra borçlunun iflas etmesi veya hakkında takip yapılıp da alacaklının hatası olmaksızın takibin semeresiz kalması yahut borçlu aleyhine Türkiye’de takip yapılmasının imkansız hale gelmesiyle mümkün olabileceği- (Not: Doğrudan doğruya kefile başvurulabilmesi şartlarına; 6098 s. TBK.'yla, borçluya konkordato mehli verilmiş olması da eklenmiştir.)
