Dava ön şartlarının irdelenmediğinden karar verilememeği- Aciz halinin nasıl gerçekleştiğinin açıklanmaması ve alacağın kesinleşip kesinleşmediğinin incelenmemesinin hatalı olduğu- Dava önşartlarının gerçekleştiğinin tespit edilmesi halinde, İİK.nın 278, 279 ve 280. maddeleri kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği- Dava konusu taşınmazın işlem tarihindeki değeri için bilirkişi raporu alınmış ise de, dosyaya sunulan kıymet takdiri raporu ile belirlenen değeri arasında misline yakın fark olup gerçek değer konusunda şüphe oluştuğu halde davacı vekilinin tekrar değerlendirme yapılması talebinin reddinin hatalı olduğu- Dava konusu taşınmazın satış tarihinden sonra davalı-borçlu tarafından kullanıldığı ve satış tarihinden 6 ay sonra yine borçlu şirket yetkilisi tarafından satışa sunulduğu iddia edilmiş olup, bu hususların gerçek olup olmadığı ve borçlu şirket tarafından kullanılmasının, 6 ay sonra yine kendileri tarafından satışa sunulmasının dayanağının ne olduğunun ispatlanması, tasarrufun muvazaalı olup olmadığının tespiti açısından önem arzedecek olmasına rağmen bu hususlarda araştırma yapılmamasının yerinde olmadığı- Davacı tarafından, davalı-borçlu ile davalı üçüncü kişi şirketler arasında, tasarruf tarihinden önce doğmuş ve devam eden ticari ilişki olduğu, aynı iş kolunda faaliyet gösterdikleri belirtilerek İİK'nun 280/1 maddesi anlamında emarenin olduğu iddia edilmiş olup, davalı şirketlerin ticari defterleri, vergi kayıtları, ticaret sicil kayıtları celp edilerek, konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınması ve ticari ilişkinin olup olmadığının belirlenmesi gerektiği- Davaya konu taşınmazlar tapuda atölye ve arsası olarak kayıtlı olup, davalı-borçlu şirketin mevcut ticari malvarlığı tespit edilerek, bu taşınmazların ticari işletmesi olup olmadığı veya emtiasının mühim kısmını oluşturup oluşturmadığının araştırılması gerektiği- İİK'nın 277 ve devam maddelerine göre tasarrufun iptalinin gerekmediği sonucuna ulaşılır ise, dava dilekçesinde BK'nun 19 maddesine dayalı olarak da tasarrufun iptalinin istendiği dikkate alınarak bu hususta da araştırmaların yapılması gerekeceği- Davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmakta olup, tek bir vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği- Mahkemece öncelikle takip dayanağı ilamın kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, kesinleşmemiş ise kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması, dava ön şartlarının irdelenmesi, ön şartların varlığı halinde, gerekli nicelemelerin yapılması gerektiği-
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nın 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlendiği, ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış olmadığı, kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bıraktığı (İİK. md. 281), bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebileceği- Dava konusu taşınmazların tamamı miras taksim sözleşmesine konu edilen taşınmazlar olup, ilk derece mahkemesince yapılan bilirkişi incelemesine göre mirasçılar arasında denklik sağlayacak şekilde paylaşımın olduğu anlaşıldığı- Bu hali ile, miras taksim sözleşmesinin amacının, mal kaçırma olmadığı, mirasın denkleştirilmesi amacı güderek terekenin taksim edildiği, davalılardan M. K. ve S. K.'ya verilen miras hisselerinin muvazaalı olmadığının anlaşıldığı, kaldı ki, miras taksim sözleşmesinin muvazaalı yapıldığı da iddia ve ispat edilmediği-
Davanın; İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkin olduğu- Somut olayda; davacının ilk dava dilekçesinde belirttiği taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, dahili davalılar ve parseller için usulünce açılmış bir dava bulunmadığı, yargılama sırasında da ıslah ile dahi taraflarda değişiklik yapılamayacağı gerekçesiyle 'davanın usulden reddine' karar verilmesi ve bu davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği- Tasarrufun iptali davalarında üçüncü kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde İİK’nın 283/2. maddesi uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerekeceği-
İİK.nun 277. ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali davalarında; alacaklı tarafından geçici (İİK.nun 105.madde) veya kesin (İİK.nun 143. madde) aciz belgesi sunulmasının dava ön şartı olup, hakim tarafından re'sen göz önünde bulundurulması gerekeceği- Aciz belgesinin dava açılmadan, dava açıldıktan sonra veya temyiz aşamasından ve hatta hükmün Yargıtay'ca onanmasından veya bozulmasından sonra bile sunulma olanağı bulunduğu- Davacı alacaklının, davalı borçlunun alacaklı olduğu icra takip dosyasına gelen paraya 3. sırada haciz koymuş olması halinde, davacı alacaklının alacağının karşılanıp karşılamayacağı ve bu kapsamda borçlunun aciz halinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerektiği-
Önceki Yargıtay ilamında "taşınmazların dava tarihinde davacı adına hacizli olduğu görüldüğünden, taşınmazları sattırarak alacağını alma imkanına sahip olan davacının tasarrufun iptali davası açmakta hukuki yararının olmadığı" belirtilmişse de; dava konusu taşınmazın hacizlerle birlikte davalı üçüncü kişiye devrinden ve üzerindeki hacizlerin kaldırılmasından sonra tasarrufun iptali davasının açıldığı anlaşıldığından, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olduğu-
Tasarrufun iptali davasına konu alacağın tamamının mı yoksa bir kısmının mı temlik edildiğinin belirlenip HMK.m.20 uyarınca yetki incelemesinin yapılması gerektiği- Davanın açılmamış sayılmasına ilişkin ek kararı ile birlikte maktu vekalet ücretine hükmedilmesi ve aynı sebebe dayanılarak karar verildiğinden tek vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği-
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amacın, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamak olduğu- Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nun 277 md) bulunması gerektiği- Davalı borçlunun iddia edildiği gibi banka hesabında para bulunması halinde dosya borcunu karşılayıp karşılayamayacağı belirlenerek davalı borçlunun aciz halinin değerlendirilmesi gerektiği-
İİK 277 vd. dayalı davaların görülebilmesi için diğer dava koşullarının yanında kesinleşmiş bir takibin varlığının gerekli olduğu, ancak dava koşullarındaki eksikliklerin yargılama sırasında tamamlanmasının da mümkün olduğu- İcra hukuk mahkemesindeki yargılama sonunda ödeme emrinin iptali talebinin reddine karar verilmesi halinde takip kesinleşeceğinden, buna ilişkin icra mahkemesi dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiği-
Borçlu tarafından üçüncü kişiye, sonra da (üçüncü kişi tarafından dördüncü kişiye ve onun tarafından) tekrar borçluya satılan taşınmaza diğer takip borçlusunun borcundan dolayı ipotek tesis edilmiş olup ve daha sonra açılan bir tasarrufun iptali davasının kabul edilen alacaklının "ihaleye ipotek alacaklısı bankanın veya varsa diğer haciz alacaklarının alacağa mahsuben ihaleye teminatsız olarak katılabilme ve pey sürebilme taleplerinin reddine" karar verilmesini talep etmiş olup icra müdürlüğünce "...her iki dosya alacağı toplamından daha aşağı bir bedelle taşınmazın ihale edilemeyeceği" gerekçesi ile "ihalenin iki alacağın toplamı tutarında bedelle açılmasına" şeklinde karar verildiği uyuşmazlıkta, sıra cetveli yapılmadan önce icra müdürlüğünün karar verme yetkisi olmadığından, şikayetçi alacaklının şikayetinin kabulü ile icra müdürlüğü işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Davacının eldeki tasarrufun iptali davasını açmaktaki amacı alacağın tahsilini sağlamak olduğundan, alacağın dayanağı olan icra dosyalarının tahsil ve tasfiye edilip edilmediği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
