Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın satış tarihindeki değeri takip konusu alacağın miktarından daha az olduğundan, mahkemece, dava değerinin taşınmazın satış tarihindeki değeri üzerinden belirlenmesi gerekirken, taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden belirlenerek harca hükmedilmesi doğru olmayıp bozma sebebi ise de bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediği-
Muvazaa iddiasının her türlü delil ile ispatlanmasının mümkün olmasına ve iddianın aksinin de ispatlanmamış bulunmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekeceği- Dava ön koşul yokluğundan reddedildiğine göre, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2 maddesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemi- Bu tür davalarda mahkemece, taşınmazın satış tarihindeki değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT ye göre nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, dava tarihindeki değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Somut olayda dava konusu taşınmazın değeri takip konusu alacağın miktarından daha az olduğundan, mahkemece, dava değerinin taşınmazın satış tarihindeki değeri üzerinden belirlenmesi gerekirken, taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden belirlenerek harca hükmedilmesi doğru olmayıp bozma sebebi ise de bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediği- Taşınmazın üçüncü kişinin elinden çıkmış olması halinde; 3. kişi tasarrufa konu malın elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminatla sorumlu tutulması gerekirken mahkemece; taşınmazın tapuda gösterilen bedeli üzerinden tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Bozma ilamından sonra, davacı vergi idaresinin davaya asli müdahale talebinde bulunduğu ve bu talebinin kabul edildiği, iflas idaresinden alınan yazı da iflasın basit tasfiye usulü ile yönetildiğinin, vergi idaresine davaya takip için yetki verildiğinin belirtildiği, önceki davacı ........... A.Ş.’ne yetki verilmediğinden anılan davalı hakkındaki davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi ile yargılama giderlerinden, davacı vergi idaresi ile birlikte sorumlu olması gerekeceği- 6183 sayılı Yasa'nın uygulanmasından doğan her türlü davalarda vekalet ücretinin tutarı maktu olarak belirleneceği-
Mahkemece, davalı ...... hakkındaki davanın reddi kararı ile diğer davalı ........’la ilgili ..........İcra Müdürlüğünün ......... sayılı takip dosyası yönünden davanın reddine veya bu husus kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davacı talebi ile ilgili olarak davanın kabulüne karar verilmesi ve yargılama giderinin kabul ve redde göre belirlenmesi gerekirken, önce davalı ...... ile ilgili davanın tefrikine daha sonra aynı dosyadan reddine karar verilmek sureti ile kararın infazında tereddüde yol açıldığı gibi gerekçeli kararda da davacının davalı ......... ile ilgili olarak açtığı davada olumlu ve olumsuz bir karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın değeri takip konusu alacak miktarından daha az olduğundan, mahkemece, taşınmazın satış tarihindeki değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, dava tarihindeki değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bozma sebebi ise de bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediği-
Somut olayda, takip konusu çekler 25.08.2012, 29.08.2012, 03.09.2012, 08.09.2012 tarihlerini ihtiva etmekte olup tasarruf 10.08.2012 tarihinde yapılmış ise de davacı vekilinin, çeklerin borçlu ile olan ticari ilişkiden kaynaklandığını belirterek, 2012 yılı 3. ayından itibaren devam eden mal alışverişine ilişkin faturalar sunduğu, ticari hayatta çek vadeli ödeme aracı olarak kullanıldığından, davacı ve borçlunun ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, borcun doğum tarihinin belirlenmesi, bu ön koşulun varlığının tesbiti halinde davalı üçüncü ve dördüncü kişiler yönünden iptal koşullarının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu edilen ticari plakada davalı borçlunun 1/2 hissesi olup, bu miktar hisseye ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekeceği, mahkemece ticari plakanın tamamının devrine ilişkin işlemin iptaline karar verilerek, borçluya ait olmayan dolayısı ile dava konusu olmayan ticari plaka hissesinin de iptaline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediği-
Davalı borçlu aleyhine girişilen icra takibinin kesinleşmesinden hemen sonra söz konusu satışların yapılmış olması, devralan davalıların icra takip dosyası borçlusunun teyzesinin oğlu ve köylüsü olması, devredilen taşınmazların miktarları ile traktör gözetildiğinde satış bedellerinin düşük olması, davalı borçlu tarafından çekilen kredilerin bir kısmının taşınmazın alım tarihlerinden çok önce olması ve taşınmazın alım tarihinden sonraki kredilerin ise söz konusu taşınmazların ve traktörün alımı için kullanıldığının sabit olmaması gözetildiğinde devirlerin muvazaalı olduğunun kabulü ile "icra dosyasındaki alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere, davacıya dava konusu taşınmazlar ile traktör üzerinde haciz ve satış isteyebilme hakkı tanınması" şeklinde TBK 19 uyarınca açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-