Bozma ilamından sonra mahkemece, "davacı alacaklı ile borçlu arasında kayıtlı olarak 2010 yılından beri devam eden ticari ilişkinin olduğu, davacının usule uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarına göre, fıstık faturası kestiği ve bu fıstık bedellerinin ödendiğine ilişkin bir belgeye rastlanmadığı, borçlunun oğlu adına kayıtlı işyeri üzerinden faaliyet gösterdiği ticari defterinin olmadığı" tespit edildiğinden, davacı alacaklı ile borçlu arasında 2010 yılından itibaren devam eden bir nevi cari hesap ilişkisi olduğu ve bu ilişikliden doğan alacakların önceden ödendiğine ilişkin belge sunulmadığı anlaşıldığından, dava konusu tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleşmiş olduğunun kabulü gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında , dava değeri takip konusu alacak ile iptali tabi şeyin tasarruf tarihindeki değerinden hangisi daha düşük ise o değer üzerinden harç ve vekalete hükmedileceği- Dava konusu taşınmaz ile ilgili kısım bedele dönüştüğüne göre, bu bedelin alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak ve dava konusu taşınmazın davalının elinden çıktığı tarihteki değeri üzerinden tazminatın davalıdan , diğer dava konusu hisse senedinin ise diğer davalının elinden çıktığı tarihteki hisse değeri kadar da yine alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak diğer davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekeceği-
İcra dosyasında yapılan ödeme nedeni ile dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinde tarafların açıkça feragatleri dışında, mahkemece talep olup olmamasına bakılmaksızın 6100 sayılı HMK'nin 331. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama gideri ile vekalet ücreti yönünden de karar verilmesi gerekmektedir.Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK'nun 277. ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için , borçlu tarafından Tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olma hali dava ön koşulu olup mahkemece res'en araştırılmalıdır.
Tasarrufun iptali davasında tasarrufun, borcun doğum tarihinden sonra yapılması dava açılabilmesinin sebeplerinden biriyken, muvazaa davalarında işlemin ne zaman yapıldığının bir önemi olmadığı- Kesin hükümsüz sayılan bir işlemin yapıldığı tarihten itibaren geçersiz olacağı için (işlemin) ne zaman yapıldığının da bir önemi bulunmadığı- Alacak tarihlerinin tasarruf tarihinden sonra olmalarının önemi bulunmadığından, kardeşi borçlunun ekonomik durumunun bozulmuş olduğunu bilebilecek konumda olan davalıların bedel ödediğine dair belge ibraz edememesi, gerçek satış değerinin tapudaki satış değerinden bir mislinden fazla olması birlikte değerlendirildiğinde borçlu ile devralanın birlikte hareket ederek muvazaalı devir yaptıklarının kabulü gerektiği-
Dava konusu takibin, alacak haricen tahsil edildiğinden ve tahsil harcının da yatırıldığı anlaşıldığından konusuz kaldığı, bu durumda mahkemece, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve yargılama giderinin davadaki haklılık durumuna göre belirlenmesi gerekeceği-
Geçici aciz belgesi gereğince borçlunun aciz halinin sabit bulunmasına, borçlu ile üçüncü kişinin öncesinde birbirlerini tanıdıkları ve kendine olan borcunu nakit ödeme imkanı olmadığını bildiği bu hali ile İİK’nın 280/1 maddesine göre de tasarrufun iptali gerekeceği- Borçlu hakkındaki davanın da kabul edilerek yargılama giderlerinden davacı üçüncü kişi ve borçlu birlikte müteselsilen sorumlu olup bedelden sadece üçüncü kişi sorumlu tutulması gerekirken, borçlu hakkındaki davanın reddi ile yargılama giderinden sadece üçüncü kişinin sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu- İİK'nun 283.maddesi gereğince davanın bedele dönüşmesi halinde, davalı üçüncü kişi hakkında, davacı alacaklının alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak, taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki değeri olan miktar kadar tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Davalı üçüncü kişiler, borcun gerçek olmadığı iddiasında bulunduklarından, borcun doğum tarihi itibari ile davacının inşaatlarda işçi olarak çalışan, sabit işi olmayan borçluya para verme gerekçesi, verip vermediğinin araştırılması gerektiği- Borçlu adresinde yapılan hacizde ev eşyası haczedilmişse de, borçlunun babasından intikal eden 10 dan fazla hisseli taşınmaz olduğu, üzerlerinde takyidat olmadığı, bu taşınmazların kıymet takdirlerinin yapılmadığı görüldüğünden, borçlunun aciz halinin tespiti için, mahkemece borçlunun babasından kalan taşınmazların yapılmış kıymet takdiri var ise bunların celbi, yok ise kıymet takdiri yapılarak borçlu hissesinin alacağı karşılamaya yeterli olup olmadığının araştırılması gerektiği Davalı borçlunun hükümlü olması nedeniyle vesayet altında alındığından, mahkemece, vasinin davaya katılımının sağlanması; karardan sonra davacının alacağını devralan şahsın da davaya katılımı sağlanması gerektiği-
Dava dayanağı takip konusu alacak ile ilgili olarak borçlu tarafından alacaklı aleyhine menfi tespit davası açıldığının ve bu dava sonucunda verilen kararın kesinleşmediğinin anlaşıldığı, bu durumda söz konusu ilamın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması, borcun olmadığı hususunun kesinleşmesi halinde, davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Genel kredi sözleşmesinin akdedildiği tarih, sadece sözleşmenin asıl borçlusu yönünden değil kefil bakımından da geçerli olduğundan, tasarrufun iptali davasında, kredi borcunu ödeyen davacı kefil ile ile davalı asıl kredisi borçlusu arasındaki borcun doğumunun kredi sözleşmesinin imzalandığı tarih olduğu- Bknz. aynı doğrultuda: 4. HD. 19.12.2022 T. E: 4682, K: 17275
Davacı vekili karardan sonra dava dayanağı borcun ödendiğini belirttiğinden, bu husus araştırılarak, borcun ödendiğinin tesbiti halinde konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, haksız olan davalılar aleyhine yargılama giderine hükmedilmesine, aksi durumda, İİK’nın 283.maddesi kıyasen uygulanarak, alacak ve fer''ileri ile sınırlı olarak muvazaalı işlemin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
