Davalıların miras taksim savunması üzerinde durularak, devir işlemlerinin esasen miras hisselerinin karşılıklı olarak devri suretiyle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, bu işlemlerin gerçekte miras taksimi amacıyla yapılıp yapılmadığı, miras taksimi uyarınca davacıya devredildiği iddia olunan dava dışı K. Mahallesi 458 ada 13 parselde bulunan 6 numaralı dükkanın, devir tarihindeki rayiç piyasa değeri belirlenerek miras hissesiyle orantılı olup olmadığı, Trabzon'daki malvarlığı hariç tutularak yapıldığı savunulan bu paylaşımın (yargılama sırasında vefat eden) davalı borçlu bakımından adil ve dengeli olup olmadığı, tarafların miras paylarıyla orantılı bir şekilde tapudaki hisselerini birbirlerine devredip devretmedikleri hususunda tarafların iddia ve savunmaları ile bildirmiş oldukları deliller çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu gayrımenkulün davadan önce davalı müteveffa tarafından dava dışı şirkete satıldığı, borçlu ile 3. kişi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan borçlunun veya 3.kişinin dava dilekçesinde yer almaması halinde yer almayan tarafa dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliği ile taraf teşkilinin sağlanması gerektiği, tüm deliller değerlendirilerek 6183 Sayılı AATUHK'nun 27, 28, 29,30 ve 31 maddeler gereğince tasarrufun iptale tabi olup olmadığı irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Davanın, konusu aynı olan ve halen görülmekte olan dava dosyasının mevcut olduğunun anlaşılmış olmasına göre derdestlik sebebi ile eldeki davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı-
Dava, dava şartı yokluğundan reddedildiğine göre; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi gereğince davalı vekilleri lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
Sıra cetvelinin iptali istemine ilişkin davada öncelikle şikayetçinin geçerli bir takibi ve haczi olmasının dava şartı olduğu ve bu hususun karar kesinleşinceye kadar dikkate alınması gerektiği- Şikayetçi alacaklı aleyhine İİK 277 ve TBK 19 uyarınca takibin iptali istemi ile açılan davanın kabulü ile takibin iptaline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşıldığından, sıra cetvelinin iptaline ilişkin davada şikayetçinin hukuki menfaati kalmadığı-
Borçlunun adına kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan yapının ............ bağımsız bölümünün 29.12.2015 tarih ve ................ yevmiye numaralı işlem ile 100.000,00 TL bedel ile diğer davalı ' ye satış sureti ile intikal ettirdiği, davalılarca satış bedelinin 220.000,00 TL olduğu, 100.000,00 TL bedelin tapuda ödediği, bakiye 120.000,00 TL lik miktarın posta çek hesabı ile ödendiği iddiasında bulunduğu, posta çek hesabına ilişkin hesap hareketlerinin incelendiği ve 120.000,00 TL'lik miktarın davalı ....' ye gönderildiğinin anlaşıldığı, taşınmazın tespit edilen bedeli ile bildirilen satış bedeli arasında misli fark bulunmadığı, davalılar arasında ev sahibi kiracı ilişkisi olup, dinlenen tanık beyanları ile tespit edilen diğer olgular dikkate alındığında yapılan satış işleminde davalı ............'nin borçlu davalının içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bilerek taşınmazı satın aldığına dair mahkememizde yeterli kanaat oluşmadığı-
Dava konusu gayrımenkulün tasarruf tarihindeki gerçek değeri ile tapuda gösterilen değeri arasında misli aşan fark olmadığının ve ödemenin banka kanalı ile yapılmış olduğunun anlaşılmasına, davalıların kötü niyetinin de davacı tarafından ispat edilememiş olmasına göre mahkemece "davanın reddine" dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm hâlini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanması zorunlu olduğundan, borçlunun temliknameye dayalı olarak alacağını babasına temlik etmesi işleminin İİK 278/III-1 gereği bağışlama hükmünde kabul edilemeyeceği- Borçlunun temliknameye dayalı olarak alacağını temlik ettiği babası (üçüncü kişi), İİK m. 279/son borçlu oğlunun vaziyetini bilmediğini ispat edemediğinden iptal davasının kabulü gerektiği- Alacağın temliki işlemi, dava dışı şirketlerle yapılmadığından, ticari örfe dayalı ödeme olgusunun somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, dava dışı şirketlerin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak temlik işleminden öncesinde ve sonrasında devam eden bir ilişki olup olmadığının incelenmesinin gerekmediği- Temlik işleminin tarafı dava dışı şirket ile davalı üçüncü kişi olmadığından, bu yönde bir araştırma yapılmasına yer olmadığı ve temlik işleminin İİK m. 280/1 ve 3 gereği de iptale tabî olduğu-
İpotekli taşınmazın paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibi sonucunda ihale bedelinden dahili davalıya herhangi bir bedelin kalmadığı anlaşıldığından, bölge adliye mahkemesince dahili davalı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve davacının davayı açmakta haklı olduğu dikkate alınarak, taşınmazın devri işleminde tarafların yerleşim yeri adreslerine göre komşu olmaları, devir işleminin davalıya yapılan dava dilekçesi tebliğinden kısa bir süre sonra yapılmış olması, taşınmazın ipotekli haliyle temlik alınması, dahili davalının da ticaretle uğraşması gibi nedenler değerlendirildiğinde dahili davalının iyiniyetli kabul edilemeyeceği, bu nedenle yargılama giderlerinden sorumluluğuna gidilmesi gerektiği-
Taşınmazların sahibi davalı-borçlu ............. aleyhine, davalı şirket lehine tesis edilen dava konusu ipoteklerin tesis edildiği 15.12.2008 tarihi itibariyle davalı şirketin davalı-borçlu ...........’den herhangi bir alacağının olmadığı, ipotek tesis tarihi itibariyle davalı-borçlu ..............’in davalı şirkete verdiği çeklerden 41 adedinin henüz vadesinin gelmemiş olduğu, davalı-borçlu ...............’in davalı şirkete ipotek tarihi itibariyle muaccel hale gelmiş borcunun bulunmaması, bilakis davalı şirketten 187.499,88 TL tutarında alacaklı olması karşısında, davalı şirket lehine bu şekilde tesis edilen ipoteğin ticari hayatın olağan akışına uygun olmadığı- Davalı şirketin ipotek tesis tarihi itibariyle alacağı olmamasına rağmen davacıdan mal kaçırmak amacıyla taşınmazlar üzerine ipotek tesis ettiği kanaatine varıldığı, davalı şirketin davalı-borçlu ..............'den ipotek ve satış işlemlerinden çok çok sonraki bir tarih olan 25.11.2009 tarihinde sadece 684.700,00 TL tutarında alacaklı olduğu, bu alacak miktarı (684.700,00 TL) baz alındığında dahi taşınmazların yerel mahkemeden talimatla aldırılan bilirkişi raporu ile ipotek tesis tarihine en yakın tarih olan 27.02.2009 satış tarihi itibariyle belirlenen toplam değeri olan 1.241.355,00 TL’ye oranlaması yapıldığında; fahiş miktarda düşük kaldığı, aralarında neredeyse 2 kata yakın bir farkın bulunduğu, bu haliyle dahi ipoteğe konu alacak miktarının üzerine ipotek tesis edilen taşınmazın değerine göre orantısız miktarda düşük olduğu, yani makul olmadığı- Davalı alıcının aynı zamanda lehine ipotek tesis edilen davalı şirketin sahibi (yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü) olması nedeniyle davalı-borçlu ..........’in durumunu bilmiyor olmasının ticari hayatın teamüllerine aykırı olduğu- İİK.’nun 279. maddesi uyarınca gayrimenkul devrinin mutad bir ödeme aracı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, vadesi gelmemiş alacak için yapılmış olan satışın batıl olduğu, İİK.’nun 279’a göre bu şekilde yapılmış tasarrufların tamamının iptale tabi olduğu- Alıcının ödemesi gereken tapu harcının dahi davalı şirketçe davalı-borçlunun cari hesabına borç olarak kaydedilmesinin hayatın olağan akışına uymadığı-
