Toplanan delillere göre; davaya konu borcun ödenmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla asıl ve birleşen dosyada davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği- 6183 sayılı Yasa^'nın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirleneceği-
İptal davasının dinlenebilmesi için, öncelikle davacının borçludaki alacağının gerçek olması, tasarrufta bulunan kişinin de gerçekten borçlu olması gerekeceğinden, davalı borçlu tarafından davacı aleyhine açılan, henüz kesinleşmeyen menfi tespit davasının kesinleşmesi beklenerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Haciz yapılan ve davalı borçluya ait menkul mal kaydına rastlanmayan adresin davalı borçlunun annesine ait olduğu ve borçlunun bu adreste ikamet etmediği beyan edilmişse de; bu adresin davalı borçlunun vekaletnamesinde yazılı olan adres olduğunun anlaşılmasına, dosyadan bir kısım tebligatların yapıldığı anlaşılan adreste yaptırılan kolluk araştırmasında da bu adreste de davalı borçlunun bulunmamış olmasına, davalı borçlu için tapu, trafik ve bankalara yazılan haciz yazılarından da borçlu adına kayıtlı mal olmadığının anlaşılmasına göre; düzenlenen haciz tutanağının İİK 105.madde anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu kabul edilerek davanın esasına girilmesi gerekeceği-
Davacının alacağının dayanağı olan çeklerin dava konusu tasarruf tarihinden önce doğduğuna dair delillerini sunmadığı gibi herhangi bir beyanda da bulunmamasına göre mahkemece davacının alacağını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine ve davacı aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalının yemin beyanına göre karar verilmesi doğru değil ise de yapılan yanlışlığın giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte olmadığı-
Tasarrufun iptali davalarında, davacının alacağının gerçek olup olmadığının ve davacı-alacaklı ile davalı-borçlu arasında takip konusu borcu doğuran ne gibi bir ilişki olduğunun araştırılmasının gerektiği; borcun dayanağı olan bonoda bedelin nakden ahzolunduğu bildirildiğine göre 110.000 TL tutarındaki paranın hangi bankadan ödendiği, davacının bu kadar yüksek miktardaki bir parayı ödünç verebilecek ekonomik durumu olup olmadığının soruşturulması, gerektiğinde davacı ile borçlu davalının ekonomik ve mali durumlarının araştırılması; şayet alacağın gerçek olduğu kanaatine varılırsa aciz hâlinin mevcut olup olmadığının belirlenmesi, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği- Ayrıca, takip konusu bononun tanzim tarihi ile vade tarihi arasında iki yıllık bir sürenin ve vade tarihinden takip tarihine kadar da iki yıla yakın bir sürenin bulunması nedenleri üzerinde durulması gerektiği-
Mahkemece, davacının bedelsiz satış veya alacaklılardan mal kaçırma iddiasının usulüne uygun bir biçimde ispatlanamadığı, buna karşın davalının dava konusu taşınmazı satın alabilecek ekonomik imkanları bulunduğu, taraflar arasında yakın akrabalık bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Tasarrufun iptali davasına konu takip dosyasındaki borç ile ilgili olarak davalı borçlu şirket tarafından açılan ve kabulüne karar verilen menfi tesbit davasının kesinleşen sonucunun beklenerek, kararın bu hali ile kesinleşmesi halinde davanın ön koşul yokluğundan reddine, aksi durumda esasla ilgili olarak karar verilmesi gerekeceği- Birleşen davaya konu havuz, balık, destekleme vs.lerin devrine ilişkin işlem tutarının ne olduğunun gerekirse bilirkişi aracılığı ile belirlenerek, bu bedel ve tekne değerinin toplamı alacak miktarıyla kıyasalanarak yargılama giderinin belirlenmesi gerektiği-
Davacı "ihalenin muvazaalı olduğunu" değil, ihaleye "borçlu hesabına", "borçlunun çalışanı" olan davalı üçüncü kişi tarafından girilerek, bedelin aslında borçlu tarafından ödendiği iddiasında olup, borçlu adreslerinde yapılan hacizlerde, borçlu çalışanı olarak hazır bulunan, hacizli malları yed-i emin olarak teslim alan davalıların tesadüfen orada bulunduğu yönündeki iddiasının dinlenmeyeceği-  Tasarrufun iptali davasına bakan mahkemece, davalı üçüncü kişinin, "borçlu çalışanı" olarak kabul edilerek, "ihale bedellerini ödeme gücü olup olmadığı", "bu ihale alımının borçlu adına yapılıp yapılmadığı" hususlarının değerlendirmesi gerektiği- Davalı borçlunun ticari defterleri ile davalı üçüncü kişinin taşınmazları sattığı dava dışı şirketlerin ticari defterleri üzerinde bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılarak, bu şirketlere satıştan önce veya sonrasında devam eden ticari ilişkide olup olmadığının da araştırılması gerektiği-
Davacının dava dayanağı olan, kesinleşmiş takip dosyalarındaki haciz sırasını, bunlardan önceki diğer alacaklıların takip konusu alacakların da tesbit edilerek, davacının tüm takip dosyalarındaki borcu karşılama imkanı olup olmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği- Yargılama sırasında dava konusu alacak, davacı tarafından, başkasına devredildiğine göre davacı tarafından açılan davanın, aktif husumet yokluğu söz konusu olduğu-
Bilirkişilerce "borçlulara ait ve geçerlilik süresi devam eden, üzerinde haciz bulunan maden ruhsatlarının değerleri üzerinde davacıya ait ve bu davanın konusu olan icra dosyası borçlarının sırasına göre borcu karşılayıp karşılamayacağı"-önceden mahkemelerce alınan bilirkişi raporları ile birlikte- değerlendirilerek, borçlunun aciz halinin var olup olmadığının tesbiti sağlandıktan sonra tasarrufun iptali davasında karar verilmesi gerektiği-