Davacı alacaklı tarafından sunulmuş bir aciz belgesi olmadığı, dava dayanağı takip dosyasından İİK'nun 105.maddesinde belirtildiği şekilde yapılmış bir haciz de bulunmadığı gibi İİK'nun 143.maddesinde belirtilen aciz belgesinin de olmadığı, davanın aciz hali ispatlanmamış olduğundan davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekeceği-
Borcun, iptali istenen tasarruftan sonra doğmasına ve aksinin davacı tarafından ispatlanamamasına göre tasarrufun iptali istemine ilişkin davanın kabulüne karar verilmemesi gerekeceği- Dava ön koşul yokluğu nedeniyle reddedildiğinden davalı yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekeceği-
Somut olayda, dava konusu 4 adet parselin bilirkişi raporu ile kum ocağı olarak kullanıldığının tespit edildiği- İİK'nun 280/3.maddesine göre ticari işletmenin veya işyerindeki ticari emtianın tamamının ve mühim bir kısmının devri halinde devir alanın borçlunun ızrar kastı ile hareket ettiğini bildiği, borçlunun da bu amaçla hareket ettiği kabul edildiğinden, mahkemece bu kum ocağının öncesinde borçlu tarafından işletilip işletilmediği dolayısı ile bir işyeri devri olup olmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Dava konusu taşınmazda davacının malik olduğu, 27.6.1947 yılında ... hissesine şerh konulduğu ancak adı geçen sahsın adına mülkiyet olmadığı, söz konusu şerhin Mal Müdürlüğü tarafından konulduğu konan şerhin davanın açıldığı tarihe göre ilgilisine herhangi bir yarar sağlamadığı, günümüzdeki tapu kayıtlarının yansıtılmasında herhangi bir anlamı kalmadığı davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu-
Davalı borçlunun haciz sırasında "borcu ödeme gücü olmadığını" belirtmesi nedeniyle haciz tutanağının İİK’nun 105.maddesi kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde bulunduğu, davalıların baba-oğul olması nedeniyle dava konusu tasarrufun İİK’nun 280/1 madde gereğince iptale tabi bulunduğu-
Ödeme emrinin tebliğinden sonra dava konusu aracı davalılara devreden borçlunun aracı halen kullanıyor olması, davalı dördüncü kişinin borçlunun oğlu olması karşısında muvazaalı satışın iptaline karar verilmesinin isabetli olduğu-
Mahkemece, davacı alacaklı tarafından sunulan aciz belgesinin icra mahkemesi ilamı ile borçlunun mal varlığı bulunması sebebi ile iptaline karar verilip kesinleştiğinden, davacının süresinde aciz belgesi de sunmadığından bahisle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Borçlu hakkında aciz vesikası alınmamakla birlikte, borçlu kayıp ve adresi saptanamıyorsa, saptanan ve bilinen adreslerinde de icraca, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığı tespit edilmiş ise, bu durumu tespit eden haciz tutanağının geçici aciz vesikası niteliğinde olduğu-
İcra mahkemesinin ilamı ile takibin iptal edilerek kesinleştiği, dava tarihi itibari ile davacının kesinleşmiş alacağı olmadığı anlaşıldığından, tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesinin isabetli olduğu- Dava ön koşulu bulunmadığından red edildiğine göre davalılar vekili lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Takip konusu borcun kredi sözleşmesinden doğmasına, haciz tutanaklarının İİK’nun 105 maddesi kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde olup bunun dışında -(borç tasfiye protokolü gereğince on bankaya 21.153.996,48 Euro borcu bulunan)- davalı borçlunun aciz halinde olduğunun anlaşılmasına karşısında, davalı borçlunun aynı gün davalıya yirmi adet, bir gün ara ile diğer davalıya yedi adet taşınmaz satıp davalı 3. kişinin satın aldığı taşınmazlar için satıştan 22-23 gün önce 100.000 Doları davalı borçluya elden ödemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve mevcut durumun davalılar tarafından borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğunu gösterdiği, davalı borçlunun davalı 3.kişinin  amcasının torunu olması nedeniyle bu davalının borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olması nedeniyle bu davalı ile yapılan dava konusu tasarrufların da İİK’nun 280/1.madde gereğince iptale tabi bulunduğu-