Satış bedelinin muhammen bedelin yüzde yüzünün üstünde olması halinde zarar unsuru oluşmayacağından, ihalede zarar unsurunun gerçekleşmediğinin kabulü ile haciz alacaklısı şikayetçinin, ihalenin feshi istemi zarar unsuru yokluğu nedeniyle ve işin esasına girilmeden reddedileceği-
Hâkimin, HMK'nun 266. maddesi uyarınca, ancak çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, bilirkişi incelemesi yaptırabileceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda ise bilirkişiye başvuramayacağı, taşınmaz ihalesi İİK'nun 123 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, mahkemece, ihalenin feshi isteminin İİK'nun 134. maddesine göre incelenerek, sonuçlandırılmasının gerekeceği-
İhalenin feshi isteminin esastan reddine karar verilen şikayet konusu taşınmazın satış bedelinin, muhammen bedelin üzerinde olduğu, bu durumda borçlu tarafından kıymet takdirine itiraz edilmediği de gözetildiğinde zarar unsuru gerçekleşmemiş olup, borçlunun ihalenin feshini istemekte hukuki yararının bulunmadığı-
İhale konusu taşınmazın 153.282 TL. muhammen bedel ile satışa çıkarıldığı ve muhammen bedeli üstünde 158.000 TL'ye 2. yüksek pey sürene ihale edildiği, dolayısıyla ihalenin bozulması isteminde bulunan şikayetçinin ihalenin bozulma nedeni olarak ileri sürdüğü yolsuzluk sonucunda kendi yararının çiğnenmiş olduğunu, zarar görmüş bulunduğunu İİK.nun 134/8. maddesi kapsamında kendi menfaatinin muhtel olduğunu ispatlayamadığından ihalenin feshini istemekte hukuki yararının bulunmadığı-
Şikayetçi şirketin takipte borçlu ya da alacaklı sıfatının bulunmadığı, ihalede pey sürmediği ve tapuda ilgili olarak da yer almadığı, buna göre, İİK.nun 134. maddesinde sayılan kişilerden olmadığı, diğer bir ifade ile, ihalenin feshini isteme hakkının bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece, anılan şirketin isteminin belirtilen nedenle reddinin ve bu durumda işin esasına girilmeyeceğinden para cezasına hükmedilmemesinin gerekeceği-
Alacaklı vekilince dosyaya sunulan Mersin Barosu'nun 24.12.2014 tarihli yazısına göre borçlu vekili olan Av. D.A.'in 31.10.2010 tarihinde vefat ettiğinin belirtildiği, asile satış ilanı tebliğ tarihi olan 24.06.2014 tarihi itibariyle vekil ölü bulunduğundan ve borçlu tarafından yeni bir vekil atanıp vekaletnamesi dosyaya ibraz edilmediğinden satış ilanı tebligatının asile çıkarılmasında bir usulsüzlüğün bulunmadığı, mahkemece bu tebligat işlemi usulsüz kabul edilerek ihalenin feshine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Zarar unsuru yokluğu nedeniyle ve işin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddi halinde şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceği-
Satış ilanının şikayetçi borçluya 26.02.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve borçlu tarafından bu tebligatın usulsüzlüğü ileri sürülmediğine göre, tebliğ tarihinden itibaren İİK'nun 128/a madddesi uyarınca 7 gün içinde icra mahkemesine kıymet takdir raporuna ilişkin şikayette bulunmadığı anlaşıldığından kıymet takdir raporunun kesinleştiği, bu durumda zarar unsuru gerçekleşmemiş olup, borçlunun ihalenin feshini istemekte hukuki yararının olmadığı-
Para cezasının feshi istenilen ihale bedeli üzerinden hükmedilmesi yerine, hataya düşülerek, taşınmazın muhammen bedeli üzerinden belirlenmesinin isabetsiz olduğu-
Aynı zamanda ihale alıcısı olan, alacaklı vekilinin 16.01.2014 tarihli dilekçe ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiğinin görüldüğü, alacaklı vekilinin bu beyanı, davayı kabul anlamında olup, vekaletnamesinde kabul yetkisi bulunduğuna ve dava da HMK.nun 308/2. maddesinde belirtilen tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri bir dava olmadığına göre, mahkemece, alacaklı vekilinin kabul beyanı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi için şikayetçinin temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının belirtilen nedenle bozulmasının gerektiği-
