Borçluya gönderilen 135 tahliye emrinin iptali talebinde bulunmak hakkı ise sadece borçluya ait olup; şikayetçi şirketin muhatabı olmadığı tahliye emrinin iptalini istemek hakkının bulunmadığı, borçlunun taşınmazda işgalci olduğu tespit edildiğine göre, adı geçene 135 tahliye emri gönderilmesinde usul ve yasaya uymayan bir yönün bulunmadığı, kaldı ki, şikayetçi, kira sözleşmesi uyarınca kiracı sıfatını haiz olmayıp kiraya veren taşınmaz maliki olduğundan bu belgeye dayanarak işgalde haklılığını kanıtlaması ve tahliye emrinin iptali talebinde bulunmasına da yasal olarak olanak bulunmadığı-
Davacı tarafın, KDV oranının satış ilanında %1 olarak gösterildiğini satış ilanı tebliği ile 26.12.2014 tarihinde öğrendiği halde, bu tarihten itibaren İİK'nun 16. maddesinde öngörülen yasal sürede icra mahkemesine başvurarak şikayet konusu yapmadığından, aynı nedene dayanarak ihalenin feshini talep edemeyeceği-
Şikayetçiye ilânen tebliğ masrafını ödemesi için muhtıra çıkarılmasına karşın, gerek muhtıra içeriğinde, gerekse muhtıranın tebliğine ilişkin tebligat parçası üzerinde kesin süre verildiğine dair ihtarat yer almadığından HMK'nun 90 ve 94. maddelerine uygun bir kesin süre verilmediği anlaşılmakta olup, mahkemece, usulüne uygun kesin süre verilmeden buna dayanılarak hüküm tesisinin de doğru olmadığı-
İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesinin talep tarihinden itibaren 20 gün içerisinde duruşma yapacağı ve taraflar gelmese bile icap eden kararı vereceği-
Menkul ihalesinde de uygulanan İİK.nun 134/2. maddesinde, ihalenin feshini isteyebilecek ilgililerin sınırlı olarak sayıldığı, bunların satış isteyen alacaklı, borçlu ve pey sürmek sureti ile ihaleye iştirak edenler olduğu, ihaleden önce, satışı yapılan menkuller hakkında, kendi dosyasından satış avansını yatırarak satış isteminde bulunmayan haciz alacaklısının, ihalenin feshi davası açmasına yasal imkanın olmadığı-
Şikayetçinin, takipte alacaklı veya borçlu sıfatının bulunmadığı ve ihaleye pey sürmek suretiyle iştirak etmediği anlaşıldığından, mahkemece; şikayetçinin isteminin aktif husumet yokluğundan reddi gerekeceği-
İİK'nun 134. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde işin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddi halinde şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceği öngörüldüğü, bu durumda davacının ihalenin feshi istemi zarar unsuru yokluğu nedeniyle ve işin esasına girilmeden reddedileceğinden aleyhine ihale bedelinin, takibe konu alacağın konut finansmanından kaynaklanması nedeniyle aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince uygulanan % 20’si oranında para cezasına hükmedilmesi isabetsiz olup, mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekmekle beraber anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekeceği-
İhalenin feshi talebinin reddine karar verilmesi halinde mahkemenin davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkum edeceği, Yasa'nın bu hükmü emredici nitelikte olup kamu düzenine ilişkin bulunduğundan mahkemece re’sen uygulanması gerekeceği-
Satış bedelinin menkullerin muhammen bedelinin üzerinde olduğu anlaşıldığından, zarar unsuru gerçekleşmemiş olup; borçlu şirket, İİK'nun 134/8. maddesi kapsamında kendi menfaatinin muhtel olduğunu ispatlayamadığından borçlunun ihalenin feshini istemekte hukuki yararının olmadığı-
İhalenin feshi talebinin reddine karar verilmesi halinde mahkemenin şikayetçiyi feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkum edeceği, Yasa'nın bu hükmünün emredici nitelikte olup; kamu düzenine ilişkin bulunduğundan mahkemece re’sen uygulanması gerekeceği-
