İflasına karar verilen şirket, medeni haklardan istifade ve medeni hakları kullanma ehliyetini kaybetmiş olmayacağı; sadece, İİK'nın 191. maddesi gereğince, iflas masasına giren hak ve mallar üzerinde tasarruf hakkını kaybedeceği, bir başka deyişle, anılan mallar üzerindeki tasarruf yetkisinin iflas masasına geçeceği- Bu durumda, ihalenin feshinin talep edilmesi ile müflis şirketin, o mal üzerinde tasarrufta bulunduğu sonucuna varılamayacağı- Dolayısı ile müflis şirketin, icra takibinde borçlu olması nedeniyle, İİK'nın 134. maddesine göre ihalenin feshi isteminde bulunma hakkı olduğu- Bu hakkın kullanılması, yukarıda da belirtildiği üzere, İİK'nın 191. maddesinde belirlenen mallar üzerinde tasarrufta bulunulduğu anlamına gelmediğinden, borçlu şirket iflas etse dahi, İcra Mahkemesinde bu şikayeti yapabileceği- Öte yandan, iflasın hukuki sonuçları, iflas kararının verilmesi ile (iflasın açılması anında) doğduğu, iflasın açıldığı anda, müflisin haczedilebilen bütün mal, alacak ve hakları kendiliğinden iflas masasını oluşturduğu-İİK’nın 226. maddesinin 1. fıkrası uyarınca iflas idaresi, iflas masasının kanuni mümessil bulunduğu; İflas idaresi masanın kanunî mümessili olduğundan, iflas masası ile ilgili davalar (şikâyetler) iflas idaresi tarafından (veya iflâs idaresine karşı) açılır; iflâstan önce müflis tarafından (veya müflise karşı) açılmış olan davalara (şikâyetlere), iflas idaresi tarafından devam edileceği-
İhalenin feshi talebinin esastan reddi nedeni ile şikayetçi hissedar aleyhine hükmedilen para cezasının oranı değerlendirildiğinde; Somut uyuşmazlıkta, şikayetçi/hissedar aleyhine ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedilmiş ise de, 7343 sayılı Kanun'la değişik İİK'nın 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenin sıfatı göz önünde bulundurulduğunda davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle, Anayasa'nın 13.maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10'u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı-
Doğal afet durumunda kıymet takdiri süresi-
İhalenin feshini istemeyen davalı borçlunun, 3. kişi tarafından ileri sürülen ihalenin feshi talebinin reddine dair karar nedeniyle aleyhine hüküm kurulmadığı da dikkate alındığında; kararı temyiz hakkı olmadığı-
Mahkeme, para cezasına hükmedecekse oranını davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre ölçülü şekilde belirlemelidir. Para cezasının oranı, hem istinaf aşamasında, hemde temyiz aşamasında re'sen değerlendiriliceği- Hukuk Genel Kurulu'nun 06.10.2004 tarih ve 2004/1-433 Esas sayılı kararında da benimsendiği üzere kamu düzenine aykırılıkta aleyhe bozma yasağı ilkesi nazara alınamayacağı-
İstinaf başvuruları hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediği-
Dava harcının diğer dava şartlarından önce geldiği- Mahkemece, kanunda belirtilen istisnai taraflar dışında kaldığı anlaşılan davacıya nispi harç ve akabinde ihale bedelinin %5'i oranında teminat yatırtılmadan yargılama yapılmasının hatalı olduğu- Mahkemece öncelikle davacıya nispi harcı tamamlaması için Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca işlem yapılması ve akabinde teminatın yatırtılması gerektiği-
Kıymet takdirine itiraz üzerine mahkemece alınan rapora itiraz edilmemiş olmasının itiraz üzerine verilen kararın ihalenin feshi aşamasında incelenemeyeceği anlamına gelmeyeceği- Mahkemece tespit edilen değerin, ihaleye esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde bu durumun borçlu ve alacaklı aleyhine sonuç yaratacağı ve başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu-
İhalenin feshi talebinin aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi yerinde ise de; İlk Derece Mahkemesince İİK'nın 7343 sayılı kanunun 27. maddesi ile değişik 134/5. maddesi gereğince şikayetçi aleyhine ihale bedellerinin toplamının %10'una kadar para cezasına hükmedilmemesinin isabetsiz olduğu-
İİK' nın para cezasına ilişkin 134/V-3 m. hükmünün emredici nitelikte olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan re’sen uygulanması gerekeceği- Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2004 tarih ve 2004/1-433 Esas sayılı kararında da benimsendiği üzere; kamu düzenine aykırılıkta " aleyhe bozma ilkesi " 'nin nazara alınamayacağı.