İhaleye konu taşınmazın tapu kaydında ............ lehine ipotek bulunduğu görülmüş olup, Bölge Adliye Mahkemesince ipotek alacaklısına satışa muvafakat edip etmediğine ilişkin icra müdürlüğünce bir bildirimde bulunulmadığı gerekçesi ile ihalenin feshine karar verilmiş ise de, alacaklı ve ihale alıcısının temyiz dilekçelerinde muvafakate ilişkin ipotek alacaklısı mirasçıları tarafından imzalanmış .................. havale tarihli belgenin sunulduğu, mevcut icra dosyasının incelenmesinde bu belgenin dosya arasında da bulunduğunun tespit edildiği, ayrıca icra müdürlüğünce ipotek alacaklısı mirasçılarına satışa muvafakat edip etmediklerinin sorulmasına ilişkin ............. tarihli muhtıranın da düzenlenmiş olduğu görülmüş ancak ipotek verenin ölmüş olması nedeni ile dosyada veraset ilamı gibi yeterli bilgi ve belgeler bulunmadığından muvafakat edenlerin mirasçıların tamamı olup olmadığı hususunun netleştirilemediği, bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince, satışa muvafakat konusunda sunulan belge ve işaret edilen hususlarda inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
7343 sayılı Kanun'la değişik İİK'nın 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenin sıfatı gözönünde bulundurulduğunda davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olduğu görülmekle, Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %1'i olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin uygun olacağı-
Şikayetçi borçlu aleyhine ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedilmiş ise de, 7343 sayılı Kanun'la değişik İİK'nın 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenin sıfatı gözönünde bulundurulduğunda davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle, Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10'u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı-
Covid 19 salgını sonrası dünyada ve ülkemizde meydana gelen ekonomik durgunluk, üretim süreçlerindeki yavaşlama sonunda fiyatlarda meydana gelen ani, orantısız yükselişle birlikte paranın alım gücündeki değişiklikler ile taşınır ve taşınmaz değerlerinde oluşan büyük artışlar, 7343 sayılı Kanun ile mahcuz ya da merhun malların cebri satışında başlıca yöntem olan açık artırmanın elektronik ortama taşınması ile beraber muhammen değerin üzerinde sonuçlanan satışların artmış olması da dikkate alınarak, Dairemizce görüş değişikliğine gidilmek suretiyle, ihale edilen mal muhammen bedelin üstünde bir bedelle satılmış olmakla beraber yapılan usulsüzlük malın daha yüksek bedelle satılmasını önlemiş ise (yani ihalenin feshi sebebi olarak dayanılan yolsuzluk yapılmamış olsa idi mal daha yüksek bedelle satılabilecek idi ise) malın daha yüksek bir bedelle satılamamış olmasından zarar görmüş olan ilgilinin ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekeceği görüşünün benimsendiği-
Tebligat Kanunu'nun 39. maddesinde "Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebligat yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz" düzenlemesine yer verilmiş olup, maddede açıkça o davada hasım olan kişilerden söz edildiği, bu kişiler davanın tarafı asiller olup davayı vekil sıfatı ile takip eden vekillerin maddeye göre hasım olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu durumda şikayetçi borçlu vekiline satış ilanı tebliği gerekirken asile tebliğ ile yetinilmesinin usulsüz olduğu, satış ilanı tebliğinin usulsüzlüğü başlı başına ihalenin feshini gerektirdiğinden ihalenin feshine karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-