Somut uyuşmazlıkta, şikayetçi hissedar aleyhine ihale bedelinin %5’i oranında para cezasına hükmedilmiş ise de; 7343 sayılı Kanun'la değişik İİK'nun 134/5-3. maddesi gereğince, ileri sürülen tek fesih iddiasının, şikayetçinin de hissedar olmasına rağmen ortaklığın giderilmesi davasına dahil edilmeyerek davanın usulsüz kesinleştirildiğinden bahisle mağduriyet yaşandığına ilişkin olduğu ve fesih isteyenin, şikayete konu taşınmazda hissedar sıfatının bulunduğu nazara alındığında, şikayetin ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle, Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de göz önünde bulundurularak, ihale bedelinin %5'i olarak belirlenen para cezasının %1 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı-
Toplu rehnin aynı alacağı teminat altına almak amacıyla kurulabileceği, şikayet konusu taşınmaz ile ............. yevmiye numaralı senetteki taşınmazlar ve .............. parsel sayılı taşınmazların aynı borcu teminat altına almak üzere toplu ipoteğe konu olmadığı, zira ipoteğe konu olan alacak miktarlarının farklı olduğu dolayısıyla toplu ipotek için aranan şart olan aynı borcu teminat altına almak unsuru gerçekleşmediği anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın hatalı olduğu- İhalenin feshi isteminin asıl borçlu şirkete ait olan ............. numaralı taşınmaza ilişkin olduğu, bu durumda şikayetçi ipotek borçlusu şirketin anılan taşınmaz yönünden iş bu şikayette aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmış olup mahkemece, 2004 sayılı İİK’nın 134. maddesinde değişiklik yapan ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7343 sayılı Kanunun 27. maddesi gereğince şikayetçi ipotek borçlusuna nispi harca yönelik olarak Harçlar Kanunu'nun 30. maddesine uygun şekilde süre verilip, harç yatırılırsa teminat şartına ilişkin işlemler yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken bu usule uyulmaksızın karar verilmesinin yerinde olmadığı-
İcra mahkemesince verilen kararlar, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte, aynı takip dosyası nedeniyle, aynı taraflar arasında ve aynı konuda daha önce verilen icra mahkemesi kararları, kesinleşmek koşuluyla sonradan oluşturulacak aynı konuda, aynı takiple ilgili ve tarafları aynı olan kararlar yönünden birbirlerine karşı kesin hükmün sonuçlarını doğurduğu-
İhalenin bozulma nedenleri-Aynı alıcının daha önce yapılan birinci ihalede sürdüğü peyden daha sonra yapılan ihalede, daha az pay sürmesinin iyiniyetle bağdaşmayıp ihaleye fesat karıştırıldığını göstereceği-
Kıymet takdirine itiraz üzerine mahkemece verilecek kararlar kesin olmakla beraber süresinde şikayet hakkının kullanıldığı hallerde icra mahkemesi kararının, ihalenin feshinin istenmesi sırasında incelenmesinin mümkün olduğu- Bu durumda mahkemece borçlunun fesih nedeni olarak ileri sürülen kıymet takdirine ilişkin itirazları konusunda uzman bilirkişi marifeti ile keşif yapılmak suretiyle incelenerek taşınmazın değerinin belirlendiği tarih esas alınarak bilirkişi tarafından tespit edilen değerin ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece davacı/şikayetçiye Harçlar Kanununun 30. maddesine uygun şekilde "...Şikayetçiye ihale bedeli üzerinden alınan bakiye 167.179,60 TL. peşin nispi harcı yatırması için gelecek celseye kadar kesin süre verilmesine, aksi taktirde davanın işlemden kaldırılacağının ihtarına ( ihtar edildi) " şeklinde oluşturulacak ara kararı ile süre verilmesi ve akabinde Harçlar Kanunu' nun 30. maddesindeki düzenlemeye uygun olarak karar verilmesi gerekirken nispi harç yatırılmamasını HMK. nın 114. maddesinde düzenlenen dava şartı olarak niteleyerek sonuca gidilmesinin doğru olmadığı-
İhale konusu taşınmaz yönünden satış isteyen alacaklı konumunda olmayan kişinin ihaleye teminatsız olarak alınamayacağından ihaleye katılımının engellendiğinden söz edilemeyeceği-
Covid 19 salgını sonrası dünyada ve ülkemizde meydana gelen ekonomik durgunluk, üretim süreçlerindeki yavaşlama sonunda fiyatlarda meydana gelen ani, orantısız yükselişle birlikte paranın alım gücündeki değişiklikler ile taşınır ve taşınmaz değerlerinde oluşan büyük artışlar, 7343 sayılı Kanun ile mahcuz ya da merhun malların cebri satışında başlıca yöntem olan açık artırmanın elektronik ortama taşınması ile beraber muhammen değerin üzerinde sonuçlanan satışların artmış olması da dikkate alınarak, ihale edilen mal muhammen bedelin üstünde bir bedelle satılmış olmakla beraber yapılan usulsüzlük malın daha yüksek bedelle satılmasını önlemiş ise (yani ihalenin feshi sebebi olarak dayanılan yolsuzluk yapılmamış olsa idi mal daha yüksek bedelle satılabilecek idi ise) malın daha yüksek bir bedelle satılamamış olmasından zarar görmüş olan ilgilinin ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekeceği- Asıl olanın malın gerçek değerinden ihale edilmesi olup, malın salt muhammen değerin üzerinde satılmış olması her zaman zarar unsurunun oluşmayacağı ve malın gerçek değerini bulduğu anlamında yorumlanamayacağı- Kanun koyucu aksini murat etmiş olsaydı, muhammen değerin üzerindeki satışlarda ihalelerin feshedilemeyeceğini düzenlemiş olacağı-
Taşınmazda lehine kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapılan şirketin, -İİK'nın değişik 134. maddesindeki- satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerden olduğu ve davanın nispi harca ve teminata tabi bulunduğu- Şikayetçi nispi harç ve akabinde teminatı yatırmamış ise de mahkemenin harç yatırılmasına ilişkin "... TL nispi harcın davacı tarafından gelecek celseye kadar dosyaya yatırılmasına, aksi taktirde davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi)" şeklindeki ara kararının 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesine uygun olmadığı ve yasaya uygun olmayan ara kararının hukuki sonuç doğurmayacağı- Mahkemece şikayetçiye Harçlar Kanunu m. 30'a uygun şekilde ...... TL nispi harcı yatırması için gelecek celseye kadar kesin süre verilmesine, aksi taktirde davanın işlemden kaldırılacağının ihtarına (ihtar edildi)" şeklinde oluşturulacak ara kararı ile süre verilmesi ve akabinde Harçlar Kanunu'nun 30. maddesindeki düzenlemeye uygun olarak karar verilmesi gerekirken, nispi harç yatırılmamasını HMK'nın 114. maddesinde düzenlenen dava şartı olarak niteleyerek sonuca gidilmesinin hatalı olduğu-
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararında, vekaletnamede yurt içinde bir adres bildirilmesine rağmen, borçlunun iddiasının yurt dışında yaşadığına dayalı olması nedeniyle bu adresin borçlu tarafından kabul edilmediği gerekçesiyle İİK’nın 134/2. maddesinde yer alan yurt içinde adres gösterme koşulunun sağlanmadığı belirtilerek sonuca gidilmiş ise de; vekili vasıtasıyla şikayete başvuran borçlu tarafından verilen vekaletnamede yurt içi adresinin bildirilmesinin yanı sıra, takip dosyasında yapılan tebligatların bu adrese tebliğ edilmesi ve adresin, borçlunun mernis adresi olması nedenleriyle söz konusu gerekçeye itibar edilmemiş olduğu-