Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararının iki haftalık temyiz süresinden sonra temyiz edilmiş olduğu- "Bir kararın temyiz edilip edilemeyeceğinin kanun tarafından tayin edileceği, bir kararın önce temyiz edilebilecek kararlar kapsamında olması gerektiği, kararın temyiz edilemeyeceği kabul edilmişse bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı, bu durum göz ardı edilerek öncelikle temyiz dilekçesinin süre yönünden incelenmesinin mümkün olmadığı, HMK m. 366 yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan “Ön inceleme” başlıklı 352 ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 40. maddesinde ön incelemeye ilişkin sıranın belirlendiği, bu sıraya göre öncelikle kararın kesin olup olmadığının inceleneceği, kararın kesin olmadığı sonucuna varıldığı takdirde başvurunun süresi içinde yapılıp yapılmadığının değerlendirileceği, 6100 sayılı Kanun'un temyiz yolunda da uygulanan 346/1. maddesinde istinaf dilekçesinin reddi düzenlenmiş olmakla anılan maddede bir ön inceleme sıralamasının kastedilmediği, ayrıca anılan hususların İlk Derece Mahkemesinde temyiz isteminin reddini gerektiren durumlar olduğu ve temyiz incelemesi aşamasındaki ön incelemeden farklı olduğu, İlk Derece Mahkemesi bu hususları gözden kaçırmışsa bundan sonra ön inceleme aşamasında değerlendirileceği, yapılacak değerlendirmede de 6100 sayılı Kanun’un 352. maddesinde belirtilen sıranın gözetileceği, bu nedenle öncelikle temyize konu kararın miktar itibari ile temyizi kabil olup olmadığının incelenmesi ve temyiz başvurusunun miktardan reddine karar verilmesi gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Mahkemece davacıya Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca harçları tamamlaması için bir sonraki celseye kadar süre verilmesi gerekirken, somut olayda tensiben verilen iki haftalık süreye itibar edilerek sonuca gidilemeyeceği-
Somut olayda, borçlunun sair şikayetleri yanında satış ilanlarının kendilerine usulsüz tebliğ edildiği, satış ilanlarının belediyede ilan edilmediği, takibin kesinleşmesi beklenmeden ihale yapıldığı ve ihale sonucu oluşan bedelin alacağı karşılamasına rağmen satışa devam edildiğinden bahisle ihalenin feshini talep ettiği, ilk derece mahkemesince, Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, bozma ilamı gereklerinin yerine getirmeyerek bu hususlar hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediği görüldüğünden, bozma ilamına uyan ilk derece mahkemesince, şikayetçi borçlu yönünden satış ilanlarının tebliğinin usule uygun olup olmadığı, satış ilanlarının belediyede ilan edilip edilmediği, takibin kesinleşmesi beklenmeden ihale yapılıp yapılmadığı, ihale sonucu oluşan bedelin alacağı karşılamasına rağmen satışa devam edip edilmediği hususları hakkında değerlendirme yapılarak olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekeceği-
Somut olayda; ihalenin feshi talebinin (şikayet hakkı) aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi yerinde ise de; İlk Derece Mahkemesince İİK'nın 7343 sayılı kanunun 27. maddesi ile değişik 134/5. maddesi gereğince şikayetçi aleyhine ihale bedellerinin toplamının %10'una kadar para cezasına hükmedilmemesinin isabetsiz olduğu-
Somut olayda dava niteliğindeki talep, yeni bir esasa kaydedilmeksizin ve gerekli harçları yatırılmaksızın reddedildiği- Oysa davacının yargılamanın iadesi talebine ilişkin mahkemece Harçlar Kanunu' nun 30. maddesine göre işlem yaparak harçları yatırması için davacıya bir sonraki celseye kadar süre vermek, süre sonunda ilgilisince gereğinin yerine getirip getirmemesine göre gereken kararı vermek yerine aynı günlü ek karar ile talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
HMK’nın 322/2. maddesinde yer alan “paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi için satış yapılması gereken hâllerde, hâkim satış için bir memur görevlendirir. Taşınır ve taşınmaz malların satışı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır” düzenlemesi gereğince uygulanması gereken, İİK’nın 127. maddesi uyarınca, ilanın birer suretinin borçluya ve alacaklıya ve taşınmazın tapu sicilinde kayıtlı bulunan ilgililerinin tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliğinin zorunlu olduğu-
HMK m. 46ya dayalı tazminat istemi-
Somut olayda; ihalenin feshi talebinin reddine karar verilmesi yerinde ise de; İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilmek suretiyle ihalenin feshini gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesine rağmen, şikayetçi borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmemesi isabetsiz olduğu-
Kıymet takdirine itiraz üzerine mahkemece verilecek kararlar kesin olmakla beraber süresinde şikayet hakkının kullanıldığı hallerde icra mahkemesi kararının, ihalenin feshinin istenmesi sırasında incelenmesi mümkün olduğu- Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, borçlunun fesih nedeni olarak ileri sürülen kıymet takdirine ilişkin itirazları konusunda uzman bilirkişi marifeti ile keşif yapılmak suretiyle incelenerek taşınmazın değerinin belirlendiği tarih esas alınarak bilirkişi tarafından tespit edilen değerin ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalenin feshine karar verilmesi, muhammen bedelin altında olması halinde ise ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
İK’nın 134. maddesinin 5. fıkrasının 3. bendi uyarınca; icra mahkemesi işin esasına girerek talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahküm edeceği- Yasanın bu hükmünün, emredici nitelikte bir düzenleme olup kamu düzenine ilişkin bulunduğundan mahkemece re’sen uygulanması gerekeceği- Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2004 tarih ve 2004/1-433 esas sayılı kararında da benimsendiği üzere kamu düzenine aykırılıkta aleyhe bozma ilkesi nazara alınmyacağı-
