Takipten önceki dönem için istenmiş olan “işlemiş faiz”e süresi içinde borçlu tarafından itiraz edilmemiş olması halinde takip hukuku bakımından istenmiş olan bu faiz miktarının kesinleşmiş olacağı; ancak takipten sonraki dönemler için faiz hesabının kademeli olarak icra dairesince (ve şikayet üzerine icra mahkemesince) yapılması gerekeceği–
Borçlunun icra dairesine başvurarak hakkında yapılan takibe itiraz etmiş olmasının, ayrıca şikayet yolu ile icra mahkemesinden “ödeme emrinin iptalini” istemesine engel teşkil etmeyeceği–
Ölü kişi hakkında takip yapılamayacağı gibi, bu şekilde başlatılan bir takibin mirasçılara da yöneltilemeyeceği– (Not: 6100 sayılı yeni HMK’ nun 124/4 maddesindeki “dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.” şeklindeki yeni düzenleme nedeniyle, bu kararlar önemini yitirmiştir…
Borçlu tarafça gönderilen ödeme emrinin tebliğ işleminin iptaline yönelik olumlu bir karar alınmadığı sürece, icra müdürlüğünce borçlunun başvurusu kabul edilerek “takibin durdurulmasına” karar verilemeyeceği–
‘Tebliğ tarihinin düzeltilmesi yönündeki’ isteğin ‘şikayet’ niteliğinde olup İİK’nun 16/I maddesi gereğince ‘tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içinde’ icra mahkemesine başvurulması gerekeceği–
Ödeme emrinin tebliğine ilişkin belgede, tebliğ memurunun ad ve soyadının bulunmamasının usulüne uygun bir tebliğ işlemi olarak değerlendirilemeyeceği-
Borçlu belediyenin borçlarından dolayı bankadaki hesapları üzerine haciz konulmuş olması halinde, mahkemece bu hesaplar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, hesaba yatmış olan paraların niteliklerinin incelenmesi gerekeceği; inceleme sonucunda hesaptaki paralardan vergi, resim ve harca ait olanlarla belediye paylarının kendiliğinden haczedilemeyeceği, ancak fiilen kamu hizmetinde kullanılmayan paraların haczedilebileceği–
İcra dairesine başvurarak itirazda bulunan borçlunun en geç bu tarihte takipten haberdar olduğu kabul edilerek, takibe yönelik şikayet süresinin de bu tarihten itibaren başlayacağı–
Takip konusu ilamda taşınmazın aynına ilişkin bir uyuşmazlık bulunmaması (taraflar arasında mülkiyete yönelik bir uyuşmazlık bulunmaması) halinde (davalının elatmasının önlenmesine ve ecrimisil ve kal’e, suya yönelik elatmanın önlenmesine kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminata ve taşınmazın yol olarak terkinine, kamulaştırma nedeniyle tapu kaydının iptaline, fuzuli işgal nedenine dayalı el atmanın önlenmesine ve ecrimisile, bina girişinde izinsiz ve kaçak olarak projeye aykırı şekilde yapılmış olan tadilatın kal’ine, kiralanmış taşınmazın tahliyesine, taşınmaz üzerinde bulunan muhtesata, ipotek bedelinin ödenmesi halinde ipoteğin kaldırılmasına dair) verilen kararların, taşınmazın aynına ilişkin sayılamayacağı ve bu nedenle kesinleşmeden takip konusu yapılabileceği–