Türkiye'de icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişilerin, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olduğu- Teminatın belirlenmesinde icra takibi nedeniyle karşı tarafın uğrayabileceği zararların da dikkate alınması gerektiğinden, mahkemece yalnızca yargılama giderleri nazara alınarak teminat miktarının belirlenmesinin hatalı olduğu- Şikayet konusu işlemde, borçlulara atfı kabil bir kusur bulunmadığı halde aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Borçlunun icra mahkemesine sunduğu dilekçede kıymet takdiri ya da satış ilanı tebliğ işleminin usulsüzlüğüne yönelik bir iddiada bulunmadığına göre, tebliğ edilen satış ilanı tebligatı ile satışa hazırlık aşamasına ilişkin işlemlere muttali olduğu ve iddiaların 7 günlük hakdüşürücü sürede ileri sürülmemiş olması nedeniyle artık ihalenin feshi nedeni olarak ileri sürülemeyeceğinin kabulü gerektiği- Mahkemece, borçlu tarafından satış ilanına ilişkin tebligatın usulsüzlüğünün de ileri sürülmediği dikkate alınarak, (ihale konusu taşınmaza ilişkin teminat miktarının arttırma şartnamesinde yanlış gösterildiği gibi) satışa hazırlık aşamasına ilişkin iddiaların satış ilanı tebligatına göre yasal yedi günlük sürede ileri sürülmediği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi gerektiği-
Ödeme emrinin borçluya 31.08.2015 tarihinde tebliğ edildiği, icra takip dosyasından düzenlenen 103.madde davetiyesinin ise 16.10.2015 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu, sadece 31.08.2015 tarihli ödeme emri tebliğ işlemini şikayet konusu yapmış olup, 103 davetiyesi tebliğ işleminin usulsüzlüğüne yönelik bir iddiada bulunmadığına göre, en geç anılan bu davetiyenin tebliğ edildiği tarihte borçlunun takibi öğrendiğinin kabulü ile bu tarihe göre borçlunun ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğünü ileri sürülerek tebliğ tarihinin düzeltilmesine yönelik şikayetin süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği-
Alacaklı vekili, "takip dosyasındaki alacağın tahsili amacıyla açılan tasarrufun iptali davasında, takip dışı davalı tarafından İİK. mad. 281 uyarınca dosyaya para yatırıldığını..." ve sonrasında "...bahse konu paranın takip dosyasına mahsubunda hukuki engel kalmadığını..." belirtmiş olduğundan, mahkemece, alacaklı vekilinin dilekçesindeki "vakıanın kabulü beyanı karşısında yatan bu meblağın dosya borcuna mahsubuna karar verilmesi gerektiği-
Alacaklının borçlunun emekli maaşına haciz konulması talebi ve icra müdürlüğünce SGK İl Müdürlüğü'ne hitaben hazırlanan emekli maaş haczine ilişkin haciz müzekkeresi bulunsa da, ilgili SGK'nca uygulanmış haciz olduğuna ilişkin bir yazıya rastlanmadığından, mahkeme kararı bozulmuş ise de; mahkemece bozma kararından sonra yeniden yapılan incelemede, SGK İl Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazı ile şikayete konu takip dosyasından borçlunun emekli maaşına haciz konulduğu ve aylık kesintilerin yapılarak dosyaya gönderildiği hususu tespit edildiğinden, haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği-
Şikayetçinin borcun bir kısmına kefil olduğu ve şikayet tarihinden önce kefilin sorumlu olduğu miktarın ödendiği anlaşıldığından, muhtıranın iptaline dair icra mahkemesi kararının onanması gerektiği-
Takipten önce murisin vefatı üzerine, takibin mirasçılar hakkında başlatıldığı, şikayetçi borçlulara ödeme emrinin tebliğ edildiği, mirasın reddine ilişkin davanın, takibin kesinleşmesinden sonra açıldığı ve mirasın reddinin tesbit ve tesciline karar verildiği, kararın kesinleştiği görüldüğünden, bu durumda, mirasın reddine ilişkin ilamın, takibin kesinleşmesinden sonra alındığı anlaşılmakla, mahkemece borçluların başvurusunun "borca itiraz" olarak nitelendirilemeyeceği, "şikayet" olarak değerlendirilip kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Tebligat usulsüzlüğüne ilişkin şikayetin ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içerisinde ileri sürülmesi gerektiği-
Bilirkişi raporunda, faiz ve Eruo kuru hesabının, ihtiyati haczin kesinleştiği tarihe göre değil, takip dosyasına yatan paraların dosyaya girdiği tarihe göre yapılmasının yerinde olduğu- Şikayet konusu yapılan ve bilirkişi tarafından da esas alınan dosya hesap tarihinden önce olan ödemenin bilirkişi tarafından hesaplamada dikkate alınmadığı görüldüğünden, takip dosyasında yapılan tahsilatlar nazara alınarak denetime elverişli olacak şekilde ek bilirkişi raporu alınması gerektiği-
İlamlı icra takibinde borçlunun, icra emrinin tebliğinden sonraki bir dönemde, ilamın zamanaşımına uğramış olduğu iddiasında ise, İİK 33/2 fıkrası uyarınca bir zamanaşımı itirazını her zaman ileri sürebileceği-
