Davacının, maliki olduğu taşınmaza elatmanın önlenmesini istediği, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın değerinin 23.307,40TL olarak bulunduğu, elatmanın önlenmesi istemli davalarda, dava konusu taşınmaz değerine göre görevli mahkemenin belirlenmesinin gerektiği, davaya asliye hukuk mahkemesinin bakmakla görevli olduğu, bu nedenle, mahkemece görevsizlik kararı verilmesinin gerekeceği-
Çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin açılan davada, teknik bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen bölüm davalının taşınmazı sınırlar içinde kaldığı ve bu bölüme ilişkin bir dava bulunmadığı halde HMK. mad. 26 göz ardı edilerek istek dışına çıkılmak suretiyle bu bölüm yönünden de kabul kararı verilmiş olmasının isabetsiz olduğu- 
Taraflar arasındaki müdahalenin men'i davası-
Çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi davalarında yerel bilirkişi ve tanık dinlenmesi, uzman bilirkişiden kroki ve rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekeceği-
Çapa bağlanmış bir taşınmazı satın alan kişinin mülkiyet hakkının bu çapla sınırlı olduğu, parseli satın alma yolu ile edinmiş olan davalının, davacıya ait parsel içinde kalan ağaçlar bakımından ayni ya da şahsi bir hakka sahip olamayacağı- Davacının ise arzla birlikte yıkımını istediği ağaçların da maliki olduğu gözetildiğinde taşınmazla bir ilgisi bulunmayan davalı aleyhine yıkım isteğinde bulunmasının doğru olmayacağı-
İhtiyati tedbir isteminin kabulü için tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam değil yaklaşık bir kanaatin yeterli olduğu; tedbir isteminin reddi kararına karşı kanun yoluna gidilebileceği-
Çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteği-
Muvafakatnameyi veren kişinin sonradan sözleşmeye aykırı şekilde dava açmasının hakkın kötüye kullanılması olarak kabul edilemeyeceği-
Dava konusu bağımsız bölümün yıllar önce davacılara teslim edilmesinin ve davacıların burayı kullanmasının, tarafların karşılıklı olarak tümüyle edimlerini yerine getirmelerinin sonucunda karşı tarafın şekil eksikliğini ileri sürmesinin dürüst davranma kurallarına uygun olmadığı-
Kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin adli yargıya ait olduğu; ancak 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 9.maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolu­nun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanmasının gerekeceğeği-