Üzerinde bina bulunan hisseli parsellerde şuyulandırma sadece zemine ait olup, ortaklığın giderilmesinde bina bedelinin ayrıca dikkate alınacağı,Yerleşik Yargıtay uygulamasında da, bina bedeli ödenmedikçe yapı sahibinin kullanımının haksız sayılmayacağı ve ecrimisil istenemeyeceğinin kabul edildiği-
Adliye Sarayı'nın mülkiyeti, arzın maliki olan Hazine'ye aittir ve Hazine tarafından Adliye Sarayı olarak kullanılmak üzere Adalet Bakanlığı'na tahsis edilmiş olduğundan Bakanlık veya onun temsilcisi ile davalı banka arasında sözleşme devam ettiği sürece Maliye Bakanlığı tarafından açılan eldeki davanın dinlenemeyeceği-
Davaya konu taşınmazın bedeli karşılığı davalıya temlik edildiği, alım gücü bulunan davalının satış bedelini ödediği; bu sebeple temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmadığı-Davaya konu taşınmazın imar uygulamasına tabi tutulup imar parselleri oluştuğu bildirildiğine göre, anılan imar parsellerine ilişkin tapu kayıtlarının getirtilerek imar parselleri yerine kadastral parsel üzerinden hüküm kurulmuş olmasının da doğru olmadığı-
Davacının taşınmazının genel yola çıkışı olması halinde geçit ihtiyacından söz edilemeyeceği fakat genel yola çıkışı başkaları tarafından kapatılmışsa bunun için yola elatmanın önlenmesi davasının açılabileceği-
Yönetim planının hazırlanmış olması yeterli olup, imzalanmaması halinde mahkemece imzalanmış sayılmasına karar verileceği, Kat Mülkiyeti Yasası'nın 5912 sayılı Yasayla değişik 12. maddesi gereğince noterden onaylı bağımsız bölüm listesi aranmadığı, keza hazırlatılan projenin ilgili Belediye Başkanlığına gönderilerek onaylanıp onaylanmayacağı hususunun mahkemece sorulup sonucuna göre işlem yapılması gerektiği hususları dikkate alındığında davalının kesin mehil gereğince üstüne düşen görevleri yerine getirdiği anlaşıldığına göre yerinde olmayan gerekçelerle satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Çeşmenin hukuki varlığının kabul edilebilmesinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/A maddesine göre köy tüzel kişiliği adına tescili halinde mümkün olacağı-
Tapu siciline güven ilkesi gereğince;orman sınırı içinde kalan taşınmaz üzerinde kamu yararı gözetilerek irtifak hakkı tesis edilmiş olsa bile 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 15. ve 17. maddelerinde gösterildiği şekilde irtifak hakkı kurulması gerektiği-
Belediye taşınmazlarının satışına karar verme yetkisinin belediye meclisine ait olduğu-
Davalı tarafın kullanmakta olduğu işyerinin bir bölümündeki dükkanların ön bahçesindeki faaliyetini ortadan kaldırmak, sınırlamak veya bu sonuçları doğuracak şekilde tedbir kararı vermek davalı tarafın ticaret özgürlüğünü kısmen ortadan kaldıran ve onun ticaretini sınırlayan telafisi mümkün olmayan durumlar yaratan bir uygulama mahiyetinde olup; yönetim planınca davalı tarafa tahsis edilen bahçedeki faaliyetin geçici olarak dahi durdurulmuş olmasının aşağıda değinilen mevzuat karşısında kabul edilemez bir uygulama olduğu-
E.tan konumunda bulunan kişinin yargılamanın devam sırasında ölümü ile elatma olgusu son bulacağından bu istek bakımından davanın konusuz kalacaktır; ancak, mirası reddetmeyen mirasçıların, murisin halefi sıfatı ile koşullarının gerçekleşmesi halinde ecrimisilden sorumlu olacakları kuşkusuz olacağından yargılama sırasında ölen davalının varsa mirası reddedenler dışında kalan tüm mirasçılarının davada yer almaları temin edilmeksizin neticeye gidilmemesi gerekeceği-
