Taraflar arasındaki menfi tespit davasında, davacının imza inkarını ispatlaması gerekeceği-
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde kanunda tanımlanan taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olmasının gerekeceği- Mahkemece, abonelik sözleşmesi aslı ve ekleri celp edilerek, sözleşmedeki imzanın aidiyeti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, taraflar arasında abonelik sözleşmesinin kurulup kurulmadığı yönünde araştırma yapıldıktan sonra görev konusunda karar verilmesinin gerektiği-
6100 S. HMK' nın 303/1(HUMK md. 237) maddesi uyarınca; "bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her 2 davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile 2. davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekeceği"nden, ilk davanın hüküm fıkrası "takip edilmeyen davanın HUMK' un 409/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına" şeklinde olup, ilk davada esasa ilişkin bir hüküm kurulmamış olduğundan kesin hükmün varlığından sözedilmemesi gerekeceği-
İmzaya itiraz İİK.'da özel olarak düzenlendiğinden İİK. mad. 170'in uygulanacağı; imzanın inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında genel nitelikte olan HMK. mad. 209'un uygulanamayacağı, bu maddenin sahtelik iddiasının imza inkarı dışında bir nedene dayanması durumunda uygulanacağı, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine konu edilen senedin imza inkarı nedeni ile sahteliğinin iddia edilmesi halinde İİK.nun 170/1.maddesi uyarınca satış dışında hiçbir takip işleminin durmayacağı, sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayanması halinde ise HMK. mad. 209/1'in amir hükmü gereği icra takibinin olduğu yerde duracağı, bunun için sahtelik iddiasının ileri sürüldüğü mahkemece ayrıca tedbir kararı verilmesinin gerekmediği, borçlu tarafından icra dairesine başvurulması halinde icra müdürlüğünce anılan madde uyarınca sahtelik davası sonuna kadar icra takibinin durdurulması gerekeceği, borçlu tarafından doğrudan icra mahkemesine de başvurulabileceği gibi hakimin de HMK.'nun 209/1. maddesini re’sen nazara alması gerektiği-
İlamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerekeceği-
Menfi tespit davasında, borçsuz olunan miktar belirlenerek hüküm kurulması gerekeceği-
Davacının, menfi tespit davasında; davalı tarafından aleyhine başlatılan icra takibinde, ödeme yaptığına dair bir yazılı delil ibraz etmesi gerekeceği-
Taraflar arasındaki menfi tespit davasında, davacının yaptığı işe karşılık aldığı bir daireyi davalıya sattığı, takibe konu senette ''doğacak borç ve iskana karşılık güvence senedidir'' ibaresinin olduğu, binada henüz iskan alınamadığı, dolayısıyla davalının teminat senedini takibe konu etmekte haklı olması gerekeceği-
Davacı haciz sırasında borcu kabul beyanında bulunduğundan mahkemece bu beyan değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu bonoların sözleşme gereğince verildiği dosya içeriğinden anlaşılmakla, anılan sözleşmede Vergi Dairesine olan vergi borçlarından söz edilmekte ise de, SGK'na olan vergi borçları ya da hacizler sözleşme kapsamında yer almadığından, mahkemece SGK ile ilgili vergi borçları ve hacizlerin de sözleşme kapsamında değerlendirilmesinin doğru olmadığı, bu durumda mahkemece yapılacak işin Vergi Dairesine olan borçlar dava açıldıktan sonra ödenmiş olduğundan davanın konusuz kaldığı gözetilerek bir hüküm kurulması gerekeceği-
