Dava konusu senetler ile ilgili olarak ilgililer hakkında iştirak halinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan dolayı asliye ceza mahkemesi'nde ceza davası mevcut olduğundan, ceza davasının sonucu beklenmeden menfi tespit talebi hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Mahkemece alınan bilirkişi raporu ile ceza soruşturması sırasında alınan raporların birbiriyle çeliştiği, ayrıca Adli Tıp Kurumunun da mevcut belgelerle sağlıklı bir değerlendirme yapılamayacağını bildirdiği, davacının dava konusu senedin tanzim tarihine yakın ve tercihen bu tarihten önce başka amaçlarla atmış oldukları imzalarını içerir belgelerin resmi kurum ve kuruluşlardan temin edilmesi, ayrıca huzurda senet kendilerine gösterilmeden senet içeriğini oluşturan tüm yazıların aynı tip harfler ile dikte suretiyle ve normal yazma hızıyla birçok kere yazdırılmasıyla elde edilecek tutanakların da dosyaya eklenmesiyle konusunda uzman bilirkişi kurulu veya Adli Tıp Kurumundan raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde rapor alınması ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Müteselsil kefillerin aksi kararlaştırılmadıkça birbirlerine karşı sorumluluklarının eşit paylarla değerlendirilmesi gerektiği-
Dava konusu çekin, davalı şirketin diğer davalı bankadan aldığı kredinin teminatı olarak davalı bankaya verildiği sabit olduğundan, davalılar arasındaki kredi sözleşmesinin celbi ile konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla davalı bankanın defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, davalı bankanın davalı şirketten bir alacağının bulunup bulunmadığının tespiti ile teminat olarak verilen çekin teminat vasfının devam edip etmediğinin saptanması gerekeceği-
Menfi tespit davasını davalının kazanması halinde, davalı yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Davacının, davalı şirketten satın almış olduğu dava konusu malzemeleri, davalı tarafından UBB kaydının iptal edilmesi nedeniyle satışa arz edemediği iddiasını ispatlayamaması nedeniyle, dava konusu çek bedelinin alacaklısına ödenmemesi hususunda tedbir kararı verildiğinden İİK.nun 72/4 maddesi uyarınca davalı alacaklı lehine %40 (şimdi %20) tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Vekalet ücreti davalı yanca sarf olunduğu iddia olunan yargılama giderleri ve tesis edilmiş olan tedbir kararının akibetiyle ilgili değerlendirme yapılmadan hüküm kurulamayacağı-
Bono lehtarı olan davalının bonoyu düzenleyen davacı hakkında yapmış olduğu bir icra takibi bulunmadığından, İİK’nun 72/V hükmünün bu davalı yönünden uygulanamayacağı-
Davaya ve takibe konu çek üzerindeki keşideci imzasının davacıya ait olmadığı saptandığına göre, davacının borçlu olmadığının tespit edildiği-
Satın alınan bağımsız bölümde su aboneliğinden kanal katılım payı ve şebeke hisse bedeline ilişkin sorumluluğun ne kadar olduğunun tespitine ilişkin davada, yasa ve yönetmeliğe uygun, denetimi mümkün olacak şekilde yeniden rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekeceği-
