Davacı "faturalar kapsamındaki malları teslim almadığını" iddia ettiğinden, malların teslim edildiğini ispat külfetinin davalı alacaklıda olup, bu hususun yazılı delille kanıtlanması gerekeceği, dava konusu faturalar davacı defterinde kayıtlı olmayıp tek başına fatura düzenlenmesinin mal teslimini kanıtlamayacağı-
6215 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte davacının kefaletinin son bulduğu ve davacının borçlu sıfatı kalmadığının kabulü gerekeceği-
Temyize konu edilen karar kesin nitelikte olduğundan kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği-
Kaçak elektrik kullanımından doğan borçtan sorumlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin davanın genel mahkemelerde çözümlenmesi gerekeceği-
İhtiyati haciz sırasında borç ikrarına ilişkin beyanların haciz baskısı altında alınmış sayılacağı-
Dava konusu alacak işçi ve işveren arasındaki ilişkiye dayanırsa, bu tür davalara bakma görevinin İş Mahkemelerine ait olması nedeniyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesi gerekeceği-
Menfi tespit davaları alacaklı lehine sonuçlandığında ihtiyati tedbir kararlarının kendiliğinden kalkacağı bundan dolayı davanın reddinden sonra borçlunun tedbir kararının kaldırılmasını istemekte hukuki yararı olmayacağı-
İtirazın iptali davasının açılması ve karara çıkmasından sonra menfi tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmayacağı-
Alacaklı tarafından borçlular aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle bir kısım borçlular tarafından açılan menfi tespit davasında, diğer borçlular tarafından ödeme yapılması, hakkında tedbir kararı verilenler yönünden takibin devamını engellemeyeceği gibi, hakkında tedbir kararı verilmeyenler yönünden de tedbirin sonuç doğurmasına neden olmayacağı-
Temyiz harcının yatırılması amacıyla çıkarılan muhtıra davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği halde, davalı vekilince muhtıra gereğinin yerine getirilmediği dosya kapsamından anlaşılmakla kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi gerekmekte olup, bu konuda mahkemece bir karar verilebileceği gibi Yargıtay'ca da karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin reddi gerekeceği-