Davacının kızlarına vermiş olduğu vekaletnamede müstakil olarak kambiyo senedi ve çek düzenleme konusunda yetkilendirme yapmadığı, bu nedenle davacının kızı tarafından imzalanan bono nedeniyle davacının borçlu olmadığı-
Asliye hukuk mahkemesinin verdiği ihale konusu taşınmazın ihale alıcısına teslim edilmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararının iflas müdürlüğünce uygulanması zorunlu olduğundan, bu karar taşınmazın tahliyesini engellemez ise de, ihale alıcısına teslim edilmesini engelleyeceği-
Bonodaki imza inkar edilmediğinden, takipten sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulmasının mümkün olmadığı-
İcra takibine konulan senedin sahteliği iddiası ile açılmış olan menfi tespit davasında HMK. mad. 209 uyarınca takibin teminatsız olarak durdurulmasına karar verilmesinin talep edildiği, icra takibine konu bonodaki imza inkar edildiğinden, HMK. mad. 209/I gereğince icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi gerekeceği-
Borçlunun üçüncü kişiden almakta olduğu maşının İİK.’nun 89. maddesine göre değil İİK.’nun 83 ve 355. maddesi koşullarında haczedilebileceği-
Takibe konu senetteki imzanın davacı eli ürünü olmadığı hususunda ihtilaf olmadığı, vekilin kambiyo senedi keşide edebilmesi için vekaletnamesinde bu konuda özel yetkisinin bulunmasının gerektiği, ancak davacının kızına böyle bir yetki verilmediğinin anlaşıldığı davacının takibe konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığı ve açılan menfi tespit davasının kabulüne karar verileceği-
Dava dilekçesinin tebliği sağlanmadan dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesinin hukuki dinlenilme hakkına aykırılık oluşturacağı-
Davacı "faturalar kapsamındaki malları teslim almadığını" iddia ettiğinden, malların teslim edildiğini ispat külfetinin davalı alacaklıda olup, bu hususun yazılı delille kanıtlanması gerekeceği, dava konusu faturalar davacı defterinde kayıtlı olmayıp tek başına fatura düzenlenmesinin mal teslimini kanıtlamayacağı-
Gerekli şartların mevcudiyetine rağmen tazminata hükmedilmemesine ilişkin husus temyiz konusu yapılmadığından ,davalının temyiz yoluna başvurmayarak yasanın kendisine tanıdığı haktan feragat ettiği, bu durumun artık ayrı bir dava konusu yapılmasına imkan bulunmadığı, zira kanun koyucunun yasal düzenleme ile menfi tesbit davası ve buna bağlanan sonuçları aynı davada karar altına alınıp sonuçlandırılmasını amaçladığı-
