Yapılan ödeme kira bedeline mahsuben davalı kiracı tarafından ödenmesi gereken bir miktar olup, kira sözleşmesi halen feshedilmemiş olduğundan ve geçerliliğini sürdürdüğünden, bu bedel ancak kira sözleşmesinin sonunda davalının ödemesi gereken kira borcunun bu miktarın altında kalması halinde, fazla ödenen kira parası olarak talep konusu yapılabileceğinden, bu itibarla mahkemenin yapılan ödemeyi inceleme ve değerlendirme dışında tutarak uyuşmazlık hakkında karar vermesi gerekeceği, davadaki istek borçlu olunmadığının tespiti iken, bilirkişi raporu çerçevesinde davacının ... TL borçlu olduğunun tespitine karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerektiği -
Dava, kira sözleşmesinin imkansızlık nedeniyle feshedildiğinin tespiti, menfi tespit ve alacağın tahsiline ilişkin olarak açılmış olup, dava dilekçesinde dava değeri gösterildiğinden, dava harcı da bu miktar üzerinden yatırıldığından, mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verildiğine göre, dava dilekçesinde gösterilen dava değeri üzerinden kendisini davada vekille temsil ettiren davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12. maddesi gereğince nispi vekalet ücreti takdiri gerekeceği-
Menfi tespit davası sırasında borcun ödenmesi nedeniyle istirdat davasına dönüşen alacak kalemleri için karar kesinleşmeden ihtiyati haciz talep edilemeyeceğinden, mahkemece bu yön gözetilerek, "ihtiyati haczin kaldırılmasına" karar verilmesi gerekeceği-
Takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesinin HMK 209. maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmayacağı-
Mahkemece, gider avansına yönelik ihtarında gider avansını oluşturan harç, tebligat gibi gider gerektiren işlemlerin kalem kalem açıklanarak, her kalemin miktarını ayrı ayrı göstermesi gerekirken gider avansı olarak nitelenen giderlerin ne olduğu ve ne miktar para yatırılması gerektiği tek tek gösterilmeden soyut ifadelerle kesin süre verilerek dava şartı noksanlığından davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından, hükmün bozulması gerektiği-
Davacı tarafından açılan menfi tespit davası özü itibarıyla takibe konu edilen senedin sahteliği iddiasına dayandığından, davacı hakkında sahte senet düzenlemek suretiyle dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı anlaşıldığından, bu durumda HMK'nın 165/1 maddesi gereği ağır ceza mahkemesindeki davanın sonucunun beklenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Davacının, bankanın başlatmış olduğu takibe ilişkin olarak emekli maaşının haczine 6 yıl boyunca sessiz kalarak, kabul ettikten sonra bu süre boyunca yaptığı ödemeleri geri istemesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağı-
Borçlunun Cumhuriyet Başsavcılığına başvurusundaki iddiası güvene dayalı senedin verildiği ve borcun ödenmemesi halinde senedin borç miktarı kadar doldurulup takibe konulacağı ancak senedin takibe konu şekilde doldurulduğu iddiası olduğundan borçlunun iddiasının senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiası olduğu, mahkemece, İİK'nun 169/a, 170 ve 170/a maddeleri kapsamında borçlunun itirazının esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Takibe konu kira bedelleri kefilin sorumlu olduğu süre içinde kalan ay kira bedellerine ilişkin olduğundan, sözleşmeyi kefil olarak imzalayanın anahtar teslim tarihine kadar kira bedellerinden sorumlu olacağından, sözleşmenin müşterek ve müteselsil kefilinin, tahliye tarihine kadar kiralardan sorumlu tutulması gerekeceği-