Davalı Belediye ile aralarında kira ilişkisi olmadığından bahisle talep edilen iş makinasi kullanım bedeli nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin davanın idari yargı yerinde değil, adli yargı yerinde görülmesi gerektiği, davanın açıldığı tarih itibariyle HMK.'nun 4/a maddesi gereğince davaya bakmakla görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğu-
Her iki davanın tarafları aynı olsa da, mahkemece derdest olarak kabul edilen davada, dava konusunun borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, dava konularının farklı olduğu, dolayısıyla derdestlik koşullarının oluşmadığı gözetilip, ihraç kararının iptali istemine ilişkin esasın incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Faturanın, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabileceği- Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiği- Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlaması gerektiği- Bilirkişinin davacının tüm delillerini tek tek değerlendirmeyen ve soyut nitelikteki görüşüne itibar edilerek, yazılı şekilde karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği-
Davalı kiracının kiralanana yapmış olduğu imalat giderlerinden dolayı hakkında başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin uyuşmazlıkta, dava sulh hukuk mahkemesinde görüldüğünden, mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, Tarife gereğince davalı yararına 750 TL vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, 16.208.80 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Kambiyo senetlerinde imzaların istiklali ilkesi geçerli olduğundan, kendi imzasını inkar etmeyen davacı keşidecinin, lehdarın imzasının sahte olduğuna dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı-
Dava konusu senet, 'nakden' kaydını taşımakta olup, davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde 'davalının davacıya 100.000. TL borç verdiği, ayrıca komisyonculuk hizmetinden kaynaklanan alacağının bulunduğu, senedin bunlara karşılık düzenlendiğini' savunduğu, dolayısıyla, davalının 650.000. TL’lik kısmı yönünden senedin ihdas nedenini ta' lil etmiş olup, bu miktar bakımından 'alacağının bulunduğunu ispat yükü' nün davalı-alacaklı tarafa ait olduğu-
Bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkin davada, bonoda nakden kaydı bulunduğu, davalı davacıların murisinden taşınmaz satın almak için tapuya gittikleri, satış bedelini elden verdiği, ancak tapu işlemlerinde problem çıkınca vermiş olduğu paraya karşılık bono düzenlendiğini savunduğundan ispat yükünün yer değiştirmeyip ispat yükünün davacı tarafta olduğu-
Kira alacağı olmadığını bilen davalının iyi niyetle davacı hakkında icra takibi yaptığından söz edilemeyeceğinden, takibin kesinleşmesi üzerine borcuna karşılık vermiş olduğu bonolardan dolayı davacının alacağını haciz ettirmek suretiyle davacının alacağını tahsil etmesini de geciktirdiğinden, mahkemece, davacının talebi doğrultusunda İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5 maddesi hükmü gereğince davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerekeceği-
10.4.1992 gün, 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni oluşturacağı, mahkemece, önceki kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile yeni bir karar verilmesi gerektiği-
İcra mahkemesinde verilen karar temyiz edilmeksizin kesinleşse de icra mahkemesince verilen kararın genel mahkeme yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı- Davacı dava dilekçesinde takibe konu ay kiralarının ödendiğini belirterek buna ilişkin makbuzları ibraz etmiş davalı ise ödenen ve ibraz edilen makbuzların takibe konu aylar kirasına ilişkin olmadığını belirttiğinden, mahkemece ilk sözleşme tarihinden itibaren bankaya yatırılan ödemeye ilişkin banka kayıtlarının istenmesi davacı tarafından ödenen belgelerin hangi aya ilişkin olduğunun belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
