Senede karşı senetle ispat kuralı gereğince, davacı-borçlunun takibe konulan bonoların tefecilik nedeniyle verildiğini yazılı delille kanıtlaması gerekecek olup, takibe konu yapılan senetlerin (bonoların) metninden bu anlaşılamadığı gibi, davacının bu iddiasını yasal olarak ispatlayacak yazılı bir delil de dosyaya sunamadığı, tefecilik yaptığı iddia olunan kişi hakkında açılmış ve mahkumiyetle sonuçlanmış bir ceza mahkemesi kararı da bulunmadığı, bu sebeple, bononun tefecilik ilişkisi sebebiyle verildiğinin tanıkla ispat edilemeyeceği-
Davalı ile dava dışı kiracı şirket arasında düzenlenen kira sözleşmesi 5 yıl süreli olup, davacı bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığından ve davacının imza inkarı bulunmadığından, bu durumda 5 yıl süreli kira sözleşmesi geçerli olup, tarafları ve kefili bağlayacağı, müteselsil kefilin sorumluluğunun sözleşme süresi ile sınırlı olacağı-Davacı kefil 5 yıllık kira sözleşmesinin süresi boyunca tüm kiralardan sorumlu olup, mahkemece menfi tespit davasının reddine karar verileceği-
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin 4.maddesinde,"...ödenmeyen ayı takip eden kira bedelleri muaccel olacağına" ilişkin muacceliyet(ceza) koşuluna yer verildiği görülmekte ise de; kiralanan işyeri olup, dosya içeriğinden kiracının TTK. kapsamında tacir olup olmadığının anlaşılamadığı, mahkemece T.T.K.nun 14,17,1463.maddeleri, 5362 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3.maddesi çerçevesinde kiracının tacir olup olmadığı araştırılarak, tacir olması durumunda hakkında TBK.nun 346. maddesinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süre ile uygulanamayacağından, muacceliyet koşulunun geçerli olacağı, davalının tacir olmaması halinde ise TBK. 346. maddesi gereğince kira sözleşmesindeki muacceliyet hükmünün geçersiz olacağı, ayrıca davacının tacir olması yada tacir olmaması hallerinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 88. ve 120/f.1-2 maddeleri gereğince davalı tarafça talep edilebilecek faizin avans ya da yasal faiz olup olmayacağı hususları üzerinde durulmadan karar verilemeyeceği-
Takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesinin, HMK'nun 209. maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmayacağı, HMK'nun 209. maddesi, genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup, icra takibine etkisi olmadığından, şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği- Sahtelik nedeniyle cumhuriyet savcılığına yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan dava da kendiliğinden icra takibini durdurmayıp, ancak cumhuriyet savcılığı veya ceza mahkemesince tedbir kararı verilirse icra takibi durdurulabileceği-
Menfi tesbit istemine ilişkin olan davada, mahkemece bozmaya uyulmasına karar verildikten sonra bozma üzerine davacı lehine kazanılmış haklar gözetilerek ilk kararla belirlenen miktardan daha fazlası yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilemeyeceği-
Dava, İİK’nun 72. maddesine göre açılmış menfi tespit davası iken icra dosyasına davacı tarafından ödeme yapılmış olması nedeniyle yargılama aşamasında istirdat davasına dönüşerek, ödenen miktarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını talep ettiğinden, o halde reddiyat, kapak hesabı vs. hesaplanıp istirdat miktarı icra dosyasına ödenmiş olduğundan, mahkemece icra dairesine ödenen alacak tutarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekeceği, İİK’nun 40. maddesi gerekçe yapılarak davalının karar kesinleşmeden gelir kaybından sorumlu tutulamayacağından bahisle istemin reddine karar verilemeyeceği-
Kooperatif ile üyeleri arasındaki davaların kooperatifin ikametgahı addolunan mahal mahkemesinde görülmesi gerektiği ve bu yetki kuralının kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralı olup, davanın her aşamasında ileri sürülebileceği-
6100 sayılı HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra dava açıldığından ve uyuşmazlık da kira ilişkisinden kaynaklandığından, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu-
Mahkemece, gerekirse banka kayıtları da getirtilip, söz konusu borcun neden kaynaklandığının ve kime ait olduğunun araştırılmasının gerektiği-
6100 sayılı HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra dava açıldığından ve uyuşmazlık da kira ilişkisinden kaynaklandığından, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu-