Borçlu tarafından rapora itiraz edilmiş olması da dikkate alınarak, mukayese belgeler ve huzurda borçludan alınan imza örneklerinin tamamı üzerinde, üç kişilik bir bilirkişi heyetince yukarıda belirtilen niteliklere uygun şekilde yaptırılacak detaylı inceleme neticesinde alınacak raporun sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- İmza incelemesinin yapılma şekli- "İmzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu göz ardı edilmeden ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya gidilmemesi gerekeceği-
Üçüncü kişinin İİK m. 89/3 kapsamında dava açabileceği- Menfi tespit davasının (iİİK m. 72) ise takip borçlusunun takip alacaklısına karşı açacağı bir dava türü olduğu, üçüncü kişinin bu davayı açamayacağı-
Davacının mal siparişine avans olarak verdiği çeklerin bedelsizliği ve davalı Faktoringin dava konusu senetleri devralmasının ve çeklerin tahsili talebinin 6361 s. Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ve yönetmeliğine aykırılığı iddialarına dayanan menfi tespit istemi- Faktoring ve alacağın temliki sözleşmesinin düzenlendiği 27.09.2011 tarihi ve çeklerin teslim edildiği 14.06.2012 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Finansal Kiralama, Factoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 22. maddesine göre, factoring şirketlerine, kambiyo senedine dayanan bir alacağı temlik alırken, temlik konusu alacağın dayanağı faturanın varlığını ve çekteki ciro silsilesinin düzgünlüğünü kontrol etme dışında, faturaya konu ürünlerin teslimini araştırma yükümlülüğü getirilmediği, davaya konu çeklerin faktoring ve alacağın temlik sözleşmesi ile temlik alındığı, ciro silsilesinin düzgün olduğu tespit edildiğinden, bu hali ile yönetmeliğin 22. maddesine göre usule uygun bir temlik söz konusu ise de; çeklerin davalı ...'e verilme sebebi ... şirketi ile arasındaki "Faktoring Sözleşmesi" olup, yerleşmiş Yargıtay uygulamaları uyarınca, borçlunun alacaklıya karşı ileri sürülebileceği def'ileri temlik alan durumundaki faktoring şirketine karşı da ileri sürebileceği- Faktoring şirketine ciro yoluyla devredilen çeklerde keşideci davacı (borçlu), lehtar ... San. ve Tic. A.Ş. (davalı ve önceki alacaklı), faktoring şirketi ise lehtardan çekleri ciro yoluyla temlik alan son hamil durumunda olup, faktoring işleminin taraflarından olduğundan, taraflar arasındaki davada 6361 sayılı yasanın 9/3 maddesi hükmünün uygulama yeri bulunmadığı, ancak kanunun 9/2 maddesinin ve dolayısıyla 6098 sayılı TBK nın 188/1 maddesi hükmünün somut olaya uygulanacağı- Davacı taraf "çeklerin bedelsiz olduğunu" ileri sürüp mahkemece de bedelsiz oldukları tespit edildiğinden, davanın ... Fakktoring Hizm. A.Ş. yönünden de kabulü gerektiği-  Davacı aleyhine ... şirketi tarafından başlatılmış takip olmadığı, faturaya konu araçların teslim edilmediğinin tespit edilmesinin tek başına davalı ... şirketinin takipte kötü niyetli olduğunu kanıtlamaya yeterli olmadığı, çekler üzerinde avans çeki olduğuna ilişkin şerh bulunmadığı, davalı ... doğrudan davacı ile ticari ilişki içerisinde olmadığından, hayatın olağan akışına göre takip tarihi itibariyle, çeklerin avans çeki olarak verildiğini ve çeklerin verilmesine dayanak faturalara konu araçların teslim edilmediğini bilebilecek durumda olmadığı, ... Faktoring şirketinin takipte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığı, davalı ... şirketi vekilinin dava dilekçesinde kendi defterlerine delil olarak dayandığı, ardından dilekçe ile her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesini talep ettikten sonra istinaf aşamasında aralarındaki delil sözleşmesi uyarınca sadece kendi defterleri incelenerek karar verilmesi gerektiğini ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu- Dava konusu çeklerin karşılığı araçların teslim edilmediğinin cevap dilekçesi ile sabit olduğu, senetlerin alındığı tevil yollu ikrar edildiğinden senetlerin ödendiğini ve borcun kalmadığını kanıtlama ödevinin davalı ... şirketine ait olduğu ancak 1 adet senet dışında ödeme bulunmadığı, ödenen tek bono bedelinin mahsubu halinde dahi davalı şirketin almış olduğu avans çeklerinden dolayı davacı şirkete borçlu olduğu sabit olduğundan, dava bakiye alacağın tahsiline ilişkin olmadığından, davacı şirketin takip miktarı kadar borcunun olmadığının tespiti davanın kabulü için yeterli olup, davalı ...'nin alacaklı görünme sebebinin teslim edilmeyen araç bedelleri için avans olarak verilen çekler karşılığında verilmiş ve ödendiği kanıtlanmamış 11 adet senet bedelinin alacak kaydedilmesinden kaynaklandığı sabit olduğundan, taraf defterleri arasındaki alacak ve borç miktarının birbirini doğrulamaması sebebiyle yeniden rapor alınması gerekmediği, verilen bonoların teminat amaçlı verildiğinin kabul edildiği, yenilemeye ilişkin açık irademin bulunmadığı, çekler karşılığında verilen bonoların hala davacıda olduğu bu nedenle çek istirdadının istenemeyeceği- Davacının ..sayılı icra takibi sebebi ile davalılara borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, çeklerin istirdadı ve iptaline ilişkin talebin reddine, kötü niyet tazminat talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verildiği-
Davacının, "davalılar arasında muvazaalı olarak senet düzenlendiğini, tapu iptal ve tescil davası açtığı taşınmaza haciz konulduğunu" belirterek, "davalı ...'nun davalı ... ...'a borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini" talep ettiği, davacı vekili tarafından, davacının masrafları karşılayacak ekonomik gücü olmadığı ileri sürülerek adli yardım talebinde bulunulmuş olmakla, davacının adli yardım talebi yerinde görülerek adli yardım talebinin kabulüne karar verildiği, yerel mahkemece kısmi olarak açılan menfi tespit davası nedeniyle davacıya harç eksikliğini tamamlaması için usulüne uygun olarak ihtaratta bulunulmasına rağmen, davacı tarafından harç eksikliği tamamlanmadığından dosyanın HMK m. 150/1 uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı tarafça 3 aylık süreç içerisinde yenileme talebinde bulunulduğu halde eksik kalan harcı tamamlamadığından yerel mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Dava konusu çekin davalılardan mal alışverişi kapsamında düzenlenerek verildiğini bu davalı tarafından teslim etmesi gereken malın teslim edilmediğini çekin bedelsiz kaldığını ileri sürerek menfi tespit davasının kabulü ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, bedelsizlik iddiasının yargılamayı gerektirdiği ihtiyati tedbir için aranan yaklaşık ispat yükümlülüğünün bu aşamada yerine getirilmediği-
Kambiyo senetlerine mahsus takipte borçlunun imzaya ve borca itiraz etmesi ve icra mahkemesince itirazın kabulü ile takibin davacı-borçlu yönünden durdurulmasına karar verilmesi ve kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmesi üzerine, borçlunun kendisinden tahsil edilen ve alacaklıya ödenen paraları İİK m. 361 uyarınca geri istemesinin mümkün olmadığı- Ortada yanlışlıkla ödenen veya ödeme tarihi itibariyle fazladan yapılmış bir ödemenin ya da yanlış kişiye yapılan bir ödemenin mevcut olmadığı, takip borcuna ilişkin ve mevcut duruma uygun olarak yapılmış bir ödeme söz konusu olduğundan takibin durdurulması isteminin kabul edilmiş olmasının borçlu tarafından yapılan ödemeyi hükümsüz kılmayacağı, anılan istemin borçlu tarafından genel mahkemelerde açılacak istirdat davasında tartışılması gerektiği-
Davanın yapılan kaçak tahakkuku nedeniyle menfi tespit ve elektriğin kesilmemesi ile takibe konulmaması yönünde ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin olduğu, mahkemece davacının elektriğin kesilmemesi ve takibin durdurulması taleplerine ilişkin iki ayrı ihtiyati tedbir talebinin her bir talep yönünden alacağın % 20'i oranında teminat yatırılması koşuluyla kabul edildiğinin görüldüğü, UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede davacı tarafça alacağın % 20'i oranında tek teminat yatırıldığı anlaşıldığından kararda iki ayrı teminat alınmasına karar verildiği halde tek teminat yatırılması nedeniyle davacı tarafa yatırılan teminatın elektriğin kesilmemesi veya takibin durdurulması taleplerinden hangisine yönelik yatırıldığı açıklattırılarak, diğer talep yönünden teminatın yatırılmaması nedeniyle ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağını değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Takibe konu bonolarda yazı ve imzada sahtelik iddiaları karşısında imza mahkemeleri nasıl bir yol izlemelidir?
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın menfi tespit davasından kaynaklandığı - Dava konusu protokol ve senetlerin imzalandığı sırada iş yerinde bulunan ve 29.01.2013 tarihli haciz tutanağında imzaları bulunan polis memurlarının konu ile ilgili başka bir dava dosyasında yer alan beyanlarının kapsamı, davacının iş yerinde gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında iş yerindeki malların haczedilmek üzere iki sayfadan ibaret olduğu ve yırtıldığı belirtilen haciz tutanağına yazılmak suretiyle haciz işlemlerinin yapılması, davacı tarafından müşterilerinin olduğunu iddia ettiği malları kurtarma amacıyla dava konusu protokol ile senetlerin imzalanması sonrasında ilk tutanağın yırtılıp belirtilen bu süreçle alakalı hiç bir bilgi içermeyen dosya arasındaki 29.01.2013 tarihli haciz tutanağının düzenlenmiş olduğu - Davacı tarafından davaya konu senetlerin ve 29.01.2013 tarihli protokolün, manevi cebir, icra tehdit ve baskısı altında, müşterileri karşısında itibar kaybına uğrayacağı korkusuyla imzalatıldığının sabit olduğu, bu suretle davacı tarafından ileri sürülen korkutma iddiasının ispatlandığının kabulünün gerektiği-
Davacının, kendisi gibi kredi müşterisi olan dava dışı 3.kişi şirketlere borçlu olduğu hususu kanıtlanamadığı gibi davalının, dava dışı 3. kişi bu şirketlerden olan alacağına dayanak yaptığı faturaların asıllarının veya tasdikli suretlerinin ibraz edilememeleri nedeniyle gerçekliği yansıtamadıkları, bu konudaki ispat yükü kendisinde olan davalının faturaların doğruluğunu ispatlayamadığı, davalının 3.kişilerle yaptığı alacağın temlikine ilişkin işlemlerin faktoring mevzuatına uygun düşmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve takip konusu taşınmaz üzerine davalı lehine tesis edilen ipoteklerin kaldırılmasına, koşulları gerçekleşmediğinden davacı tarafın tazminat isteminin reddine karar verildiği-