Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararda “Davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin kabulü ile 9.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine” denildiği halde, gerekçeli kararda “Davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin kabulü ile 3.600,00 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,” denilmiş olduğu için tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olduğu-
Davanın, İİK'nın 89. maddesi gereğince açılmış menfi tespit davası olduğu- İİK'nın 89/3. maddesine göre, üçüncü şahıs açtığı davayı kaybederse mahkemece dava konusu şeyin % 20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi gerekeceği-
Davanın bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu- Davaya konu bonoda davacı (A) lehtar konumunda olup, kendisinden sonra gelen cirantalara karşı bono bedelinden hukuken sorumlu olması nedeniyle, eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu-
Davanın, nafakadan kaynaklanan istirdat istemine ilişkin olduğu, dolayısıyla Aile Hukukuna ilişkin bulunduğu anlaşılmakta olduğundan; talep Aile Hukukundan doğduğuna göre, açılan bu davaya 4787 sayılı yasanın 4.maddesi gereğince, aile mahkemesinde bakılması gerekeceği- Bu nedenle o yerde ayrı bir aile mahkemesi varsa çekişmenin aile mahkemesinde görülmesi, aksi halde davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekeceği-
Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemi-
Davacı aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla takipte borçlu olunmadığının tespiti ve kötü niyet tazminatı verilmesi talebine-
Mahkemece bozmaya uyularak, yeniden bankacı bilirkişiler vasıtasıyla inceleme yaptırılmadan karar verilemeyeceği-
Takip konusu ........ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/277 Esas-2015/331 Karar sayılı kararında davacının borçlu olmadığının tespitine, yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine hükmedildiği, anılan alacak kalemlerinin takibe konulduğu, ilamın kesinleşmediği görüldüğünden, İİK’nun 72/4 ve 5. maddelerine göre menfi tespit davalarının kabul veya ret ayrımı yapılmaksızın ilamın fer'isi olan vekalet ücreti ve yargılama gideri alacaklarının da takibe konu edilemeyeceğinin kabulü gerekeceği-
Davaya konu çeklerle ilgili İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi'nde güveni kötüye kullanma suçundan dolayı kamu davası açılmış olup henüz mahkeme kararının kesinleşmediği- TBK'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesinin maddi fiilin sübutuna ilişkin kararı hakimi bağladığından, mahkemece ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirkeceği-
Mahkemece verilen kararın gerekçesinde "davanın reddine" denilmiş, hüküm kısmında ise "davanın kabulü" şeklinde hüküm kurulmak suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmış olup, hüküm ile gerekçe arasındaki bu çelişki nedeniyle HUMK’un 381. ve 388 (HMK’nın 294 ve 297) maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
