Borçlu vekilinin İcra Mahkemesi’ne başvuru nedenleri arasında takip sonrası işleyecek faiz oranına ilişkin itirazının da bulunduğu, İcra Mahkemesi'nce bu konuda olumlu olumsuz bir kararın verilmediği, mahkemece, bu husus da incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu doğrultusunda istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken, belli bir miktara ilişkin olmayan itiraz hakkında kısmen kabul, kısmen ret kararı verilerek borçlu aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi bozma nedeni ise de yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediği-
Borçlu vekilinin İcra Mahkemesi’ne başvuru nedenleri arasında takip sonrası işleyecek faiz oranına ilişkin itirazının da bulunduğu, İcra Mahkemesi'nce bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmediği, mahkemece, bu husus da incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, takip dosyası dikkate alınarak, alacaklı sıfatı bulunan kişi duruşmaya dahil edilerek yapılan imzaya ve borca itiraza ilişkin uyuşmazlıkta yargılama sonucunda karar verilmesi gerekirken takipte taraf olmayan ve davalı olarak gözüken kişinin varlığı ile davanın sonuçlandırılmasının HMK.'nun 114. maddesine aykırı olduğu-
İİK mad. 106 ve 110 uyarınca inceleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle şikayet tarihinden önce haczin düşüp düşmediği araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması bozma nedeni olup, bu durumda mahkemece, aradaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden karar verilebilmesi için hükmün bozulması gerekeceği-
Aynı taraflar arasındaki aynı bonoya dayalı takibin iptaline ilişkin mahkeme kararının temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olduğu görüldüğünden, alacaklı tarafından borçlu hakkında aynı bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ikinci kez takip yapılmasının mümkün olmadığı-
Borçlu vekilinin İcra Mahkemesi'ne başvuru nedenleri ilama aykırılık şikayeti niteliğinde olduğundan, mahkemece, taraflar gelmese bile işin esası incelenerek gereken kararın verilmesi yerine 6100 Sayılı HMK’nun 150/1 maddesindeki düzenlemeye rağmen HMK'nun 150. maddesi uygulanarak "dosyanın işlemden kaldırılması", daha sonra da "davanın açılmamış sayılması" yönünde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu-
Alacaklı vekilinin duruşmada itirazın kaldırılması talebinden feragat ettiği, mahkemece; davadan vazgeçme nedeniyle davanın reddine karar verildiği, yargılama giderlerinin alacaklı üzerinde bırakıldığı ancak vekille temsil edilen borçlu lehine vekalet ücretine hükmedilmediği görüldüğünden, mahkemece, 6100 sayılı HMK ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri çerçevesinde inceleme ve değerlendirilme yapılarak borçlu lehine vekalet ücreti takdiri gerekeceği-
Taşıt kredisinden kaynaklanan tüketici kredisi olduğu ve şikayetçi borçlunun söz konusu kredi sözleşmesinin kefili olduğu, takibin asıl borçlu ile beraber şikayetçi kefil hakkında başlatıldığı görülmekle, mahkemece, 4077 s. K. mad. 10/3 uyarınca inceleme yapılması gerektiği- 4077 s. K. mad. 15 uyarınca, alacaklının, asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifasını isteyemeyeceği- Hakimin borçlunun taleplerin her biri hakkında karar vermesi gerektiği-
