Borçlunun başvurusu, borca itiraz niteliğinde olup, mahkemece mutlaka duruşma açılarak itirazın duruşmalı olarak incelenmesi gerektiği, dosya üzerinden karar verilemeyeceği, borca itiraz yönünden tayin edilen duruşma gününde taraflar gelmez veya alacaklı gelip de duruşmayı takip etmeyeceğini bildirir ise, HMK'nun 150. maddesinin uygulanacağı-
Takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesinin, HMK'nun 209. maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmayacağı, HMK'nun 209. maddesi genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup, icra takibine etkisi olmadığı, borçlunun takibin kesinleşmesinden sonraki devrede icra mahkemesine başvurarak sahtelik nedeniyle takibin durdurulmasını talep ettiği, verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığı görüldüğünden, HMK 209. maddede yazılı nedenle yapılan takibin durdurulması istemine yönelik şikayetin reddi gerekeceği-
Borçlunun takip konusu çeklerde keşideci ve ciranta sıfatı ile isim ve imzasının olmadığı itirazı İİK'nun 169/a maddesinde düzenlenen borca itiraz niteliğinde olup, borca itirazın kabulü halinde borçlu lehine kötüniyet tazminatı verilmesi gerektiği-
Senetlerin tanzim tarihi itibariyle borçlunun, borçlu şirketler adına senet tanzim etme yetkisi olmaması nedenine dayalı borca itirazın kabulü halinde borçlu şirket lehine tazminata hükmedileceği-
Alacaklı tarafından, Asliye Hukuk Mahkemesinden ihtiyati haciz kararı alınarak, borçlu aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibine başlandığı, İİK’nun 168/5. maddesinde öngörülen yasal 5 günlük sürede borçlu icra mahkemesine başvurarak icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, yetki konusunda içtihat değişikliğine gidilerek, İİK’nun 50. maddesi atfı ile HMK’nun genel yetki kurallarının uygulanacağının benimsendiği-
Mahkemece, borçluların, borca itirazı kabul edildiğinden, İİK.nun 169/a-5.maddesi uyarınca takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, takibin iptaline hükmedilemeyeceği-
Alacaklı borçlu aleyhine yaptığı takipten feragat etmiş olsa da, mahkemece, borca itiraz hakkında İİK. mad. 169/a-6 gereğince inceleme yapılarak, borçlunun itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesi ve tazminat talebi, yargılama gideri ile vekalet ücreti hakkında bir karar verilmesi gerekeceği- Takibe itiraz edilmesinden sonra gerek borçlunun itirazından vazgeçmesi ve gerekse alacaklının itirazı kabul etmesi yahut takibin şekline göre icra dairesine başvurup takipten feragat etmesinin, tazminat talebinin reddini gerektirmeyeceği; aksinin kabulü halinde itiraz üzerine haklı olmadığını anlayan tarafın talebinden vazgeçmek suretiyle aleyhine tazminata hükmedilmesinin engellemesi gibi kabulü mümkün olmayan bir durumun ortaya çıkacağı-
Kira sözleşmesinin 5. maddesinde bulunan şart borçluların mükerrer tahsilatı önlemek amacı ile yapmış oldukları bir düzenleme olup ek sözleşmede bu şartın bulunması bonoların kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içerdiği sonucunu etkilemeyip, senetlerin bono vasfını ortadan kaldırmayacağından, borçluların, borç olmadığını İİK'nun 169/a-1 maddesinde belirtilen belgeler ile de ispat edemedikleri anlaşıldığından, mahkemece, takibin iptali isteminin reddine karar verileceği-
Borçlunun, takip dayanağı bononun teminat senedi olarak verildiği iddiası İİK.'nun l69. maddesi kapsamında borca itiraz niteliğinde olup, bu iddianın kabulü halinde aynı Kanun'un 169/a-5. maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekeceği-
Takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesinin, HMK'nın 209. maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmayacağı, sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davası gibi, cumhuriyet savcılığına aynı nedenle yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan davanın da kendiliğinden icra takibini durdurmayacağı ve bekletici mesele yapılamayacağı, cumhuriyet savcılığı veya ceza mahkemesince tedbir kararı verilmesi halinde icra takibinin durdurulabileceği-
