İcra mahkemelerinde takip edilen dava ve duruşmalı işler için yapılacak hukuki yardımlarda 600,00 TL maktu vekalet ücretinin öngörüldüğü-
Ticari vekilin, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamayacağı, kambiyo taahhütlerinde bulunamayacağı ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri etmsil edemeyeceği; ancak ticari mümessilin bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahip olduğu- Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisinin de organlara ait olduğu- Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organların her ticaret şirketiin türüne göre değişiklik göstereceği; ancak ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessilin şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebileceği- Somut olayda borçlu şirketin ticari mümessili TS tarafından 18.08.2008 tarihli vekaletname ile MS'e birtakım yetkiler verilmiş ancak bono düzenleme konusunda özel bir yetki verilmediği- Ayrıca MS'nin şirket ortaklar kurulu tarafından verilmiş şirketi borçlandırma yetkisinin de bulunmadığı- MS tarafından imzalanan bono nedeniyle borçlu şirket sorumlu tutulamayacağından borçlu şirketin borca itirazının kabulünün gerektiği-
Mahkemece, borçlunun yetki itirazı yerinde görüldüğüne göre, yetki itirazının kabulü ile Kocaeli İcra Dairelerinin yetkili olduğuna, karar kesinleştiğinde ve talep halinde icra dosyasının yetkili Kocaeli İcra Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, takibin davacı yönünden iptaline ilişkin hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Birden fazla yetkili icra dairesi varsa, borçlunun yetki itirazında seçtiği icra dairesini bildirmesi gerekeceği, aksi takdirde yetki itirazının dikkate alınmayacağı-
Takip tarihi olan 06.07.2007 ile alacaklı tarafından yenileme ve ödeme emri tebliğ talebinde bulunulduğu 30.03.2016 tarihleri arasında takip dosyasında 23.06.2008, 20.10.2008, 27.07.2010, 30.03.2016 tarihlerinde işlem yapıldığı, işlem tarihleri arasında geçen süre dikkate alındığında TTK'nun 726. maddesinde öngörülen 6 aylık zamanaşımının gerçekleştiği anlaşıldığından, mahkemece İİK'nun 169a/4-5. maddesi gereğince takibin kesinleşmesinden önceki zamanaşımı itirazının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, HMK'nun 297. maddesi gereğince, borçlunun, döviz kuruna ilişkin itirazı da incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemesinin isabetsiz olduğu-
Mahkemece, muteriz borçlunun takip konusu bononun düzenlenme tarihi itibariyle şirketi temsile yetkili olup olmadığının ticaret sicilinden sorularak, borçlunun şirket yetkilisi olmaması halinde, senetteki imzaların adı geçen borçluya ait olup olmadığının tespiti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Borçlunun, takibe dayanak senedin, herhangi bir nedenle altına isim ve imzasını attığı bir A4 kağıdının isim ve imza kısmından itibaren kesilerek senedin oluşturulduğuna ilişkin sahtelik iddiası yargılamayı gerektirdiği ve dar yetkili icra mahkemesinde incelenemeyeceği-
Vekilin vekaletnamesinde kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi varsa asil adına bono tanzim edilebileceği, bononun "vekaleten" imzalandığı yazılmasa dahi, vekalet verenin, vekil tarafından imzalanan bonodan dolayı sorumlu olduğu- Borçlu şirket vekilinin itirazı, takibe konu bonoda şirkete atfen atılı bulunan imzalayan kişinin şirket yetkilisi olmadığı yönünde olup bu itiraz İİK'nun 169. maddesinde düzenlenen 'borca itiraz' niteliğinde olup, aynı Kanunun 169/a-6. maddesi uyarınca takip muvakkaten durdurulmuş ise, borca itirazın reddi halinde, alacaklının talebi üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere borçlunun inkar tazminatı ile sorumlu tutulacağı- İcra mahkemesince itirazın incelenmesi sırasında 'takibin muvakkaten durdurulmasına karar verildiği ve alacaklının lehine inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin bulunduğu' görülmekte olduğundan; mahkemece, borca itirazın reddine karar verildiği ve İİK.'nun 169/a-6.maddesinde belirtilen şartlar gerçekleştiğinden, anılan madde kapsamında alacaklı lehine inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, olaya uygun düşmeyen İİK.nun 170/3.maddesine göre değerlendirme yapılarak yazılı şekilde tazminata hükmolunmamasının isabetli olmadığı-
Vekilin vekaletnamesinde kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi varsa asil adına bono tanzim edebileceği; bononun "vekaleten" imzalandığı yazılmasa dahi, yukarıda açıklanan kurallara göre vekalet verenin, vekil tarafından imzalanan bonodan dolayı sorumlu olacağı
