Tefecilik suçuna dair olan dosyanın kapsamı incelendiğinde, ekonomik olarak zor durumda bulunan ve kendisiyle herhangi bir yakınlığı bulunmayan davalı borçlunın, diğer davalıya değişik tarihlerde çok miktarda borç para verdiği, faizle borç para verme ilişkisini gizlemek için davalınn, davalı borçluya araba satmış gibi gösterdiğinin anlaşıldığı- Davalı ...nın davalı 3. kişi şirketin sahibi, diğer davalı 4. kişinin ise hem 3. kişi şirketim muhasebecisi, hem de davalı üçüncü kişinin amcasının oğlu olduğu, bu davalıların aynı bölgede gıda toptancılığı yaptığı hususları da beraber değerlendirildiğinde, davalı 3. kişi şirketin, davalı 4. kişinin ve diğer davalının davalı borçlunun İİK 280. madde kapsamında alacaklıya zarar verme kastıyla taşınmazını sattığını bilebilecek kişilerden olduğu- Bedele dönüşen davada davalı üçüncü kişi şirket ile davalı dördüncü kişinin dava konusu taşınmazı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında bedelle (davacının alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere) sorumlu tutulmalarına ve yargılama giderleri işe vekalet ücretinden davalıların müşterek müteselsil sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği- Davanın bedele dönüşmesi halinde üçüncü kişi tarafından taşınmazın elden çıkarıldığı gerçek değeri olan miktara da dava tarihinden itibaren faiz yürütülerek karar verilmesinin hatalı olduğu-
TBK m. 19 gereğince muvazaa hukuksal sebebine dayalı tasarruf işleminin iptali istemine ilişkin davanın kabulü halinde, davacının asıl amacı, muvazaalı olduğunu iddia ettiği işlemin iptali ile borçludan olan alacağını tahsil etme imkanını elde etmesi olduğundan İİK m. 283/1 kıyasen uygulanarak "iptal ve tescile gerek olmaksızın, davacıya, dava konusu tasarruf üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi tanınmasına" karar verilmesi gerekeceği- "TBK m. 19 hükmüne göre açılan davanın kabulü halinde 'işlemin geçersizliğinin tespitine' karar verilmesi gerektiği şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
6183 sayılı Yasa'nın 24 vd. maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkin davalarda, mahkemece konusunda uzman bilirkişiden, tasarruf tarihi itibari ile doğmuş idari para cezası borcununun tespiti yapılarak, tasarruf tarihi itibari ile doğmuş olan idari para cezası aslı ve fer'ileri üzerinden iptal kararı verilmesi gerekeceği- 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı Yasa'nın 35. maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmü gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdir edilmesinin isabetli olmadığı-
Tasarrurfun iptali davasının kabulü halinde, mahkemece dava konusu gayrimenkulün davalılar arasındaki satış işlemine ilişkin tasarrufun iptali ile davacı alacaklıya icra dosyasındaki alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken, kararda infazda tereddüt yaratacak şekilde yalnızca 'tasarrufun iptaline ve cebri icra yetkisi verilmesine' şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğu-
İcra dosya borcu tahsil edilmiş olduğundan, davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yarar ortadan kalktığı, asıl dava olarak açılan istihkak davasının konusuz kaldığı durumda, karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiği- Davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri ile vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken haklılık değerlendirilmesi yapılmamasının hatalı olduğu-
Tasarrufun iptaline ilişkin ilamda hükmedilen tazminat ve fer'ilerine ilişkin alacak kalemlerinin ilk takip dosyası üzerinden tahsili mümkün iken ayrı bir takibe konu edilmesi durumunda ikinci takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında amacın, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamak olduğu- Davacının, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde ettiği ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği- Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili olmadığı- Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması, bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği- Devir tarihine yakın tarihli banka ödemesinin dava konusu taşınmazın devri için ödenen para olduğu- İİK.nun 280. maddesine göre, kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafta olduğuu- Dava konusu taşınmazın değerinin bir kısmının bankadan ödenmesinden sonra davalı borçlu tarafından davalı üçüncü kişinin avukatına taşınmaz devri için verdiği vekaletname ile devredilmesinin de tek başına davalılar arasında kötü niyeti göstermeyeceği- Davalılar arasında akrabalık bağı, iş ortaklığı, arkadaşlık gibi kötü niyeti gösterir bir durum da davacı tarafından ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Davacı tarafından "davalılar arasında tanışıklık ilişkisi olduğu ve tasarrufun İİK m. 280/1 gereğince iptale tabi bulunduğuna" dair beyanları araştırılmaksızın, İİK. m. 277 vd. maddelerinin nasıl değerlendirildiği, ne gerekçe ile davanın kabulüne karar verildiği belirtilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğu-
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiş olduğu- Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış olmadığı- Kanunun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmış olduğu- Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebileceği- Öte yandan, tasarrufun iptali davalarında 3. kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde İİK’nın 283/2 maddesi uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerektiği- Aynı şekilde davalı 3.kişinin borcundan dolayı dava konusu taşınmazın cebri icra yolu ile satılması halinde de davalı 3. kişinin bu bedel ile sorumlu tutulduğu-
Tasarrufun iptaline, alacaklının icra dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisini tanınmasına ilişkin ilam dolayısı ile alacaklı tasarrufun iptaline konu menkuller üzerine haciz koyup cebri icra yolu ile ilgili icra dosyası üzerinde satışın yapılması ile elde edilecek ihale bedeli üzerinden alacağını tahsil edeceği- Tasarrufun iptali davasının, İİK. m. 283/2 uyarınca üçüncü kişinin elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere ilişkin olması durumunda, değerler nispetinde üçüncü şahıs aleyhinde davacının alacağından fazla olmamak üzere nakten tazmine hükmedilmesinin söz konusu olacağı, ancak bu durumda üçüncü kişiye icra emri gönderilerek ilamda hükmedilen miktarın tazmin edilmesi gerektiği- Tasarrufun iptali kararında (İİK. m. 283/2) üçüncü kişi aleyhine hükmedilen bir tazminat olmadığı, hükümde "şikayetçi üçüncü kişilerin icra dosyasında borçlu ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulmalarına" ibaresinin bulunduğu uyuşmazlıkta; tasarrufun iptaline konu hükmedilen cebri icra ile satış suretiyle dosya borcunun ödenmesi halinde, takip borçlusunun borcundan kurtulacağı veya takip borçlusunca dosya borcunun ödenmesi halinde üçüncü kişilerin borcundan kurtulacağı anlaşıldığından, üçüncü kişilerden tazminatın tahsiline ilişkin bir hüküm içermediğinden bu takip dosya borcunun tahsili için üçüncü kişilere icra emri çıkartılması sonucuna ulaşılamayacağı- Tasarruf iptali kararında tasarrufa konu menkullerin bedeli üzerinden üçüncü kişi aleyhine tazminata hükmedilmesinin de söz konusu olmadığı- İptal edilen tasarrufa konu hisselerin satışı sonrası elde edilen satış bedelinden alacaklının fer'ileri ile birlikte takip alacağı ve tasarruf iptal davasında alacaklı lehine hükmedilen yargılama giderlerinin ödeneceği, geriye para artar ise bu paranın şikayetçi üçüncü kişiye ödeneceği- Mahkemece, dosya borçlusu olmayan ve borcu ödemekle yükümlü olmayan üçüncü kişi şikayetçilerin şikayetlerinin kabulü ile icra emrinin iptaline karar verilmesi gerektiği-
