Davalılar arasında usul füru ilişkisi bulunması ve satış bedeli ile rayici arasında bir misli fark olması nedeniyle tasarrufların İİK m.278 ve 280 uyarınca iptaline, İİK m. 283/2 uyarınca taşınmaz bedeline isabet eden miktarın davalı üçüncü kişiden tahsiline karar verilmesi gerektiği, bedelden borçlunun da sorumlu tutulmuş olmasının hatalı olduğu-
Taşınmazın dava tarihindeki değeri olan üzerinden harç alınması gerekirken dava dilekçesinde gösterilen bedel üzerinden harç alınması doğru olmadığı- Davalıların akraba oldukları, tapudaki satış bedeli ile tasarruf tarihindeki saptanan gerçek değerleri karşılaştırıldığında; bedeller arasında fahiş fark bulunduğu, davalıların satışın gerçek olduğunu ispatlayamadıkları- TBK 19 maddesi gereğince işlemin muvazaalı olduğu ve dava konusu taşınmazın devrine ilişkin satışın iptali ile İİK 283/1 maddesi kıyasen uygulanarak davacı alacaklının icra dosyasındaki asıl alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere dava konusu yapılan taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi verilmesi gerektiği-
Davalının davacıya olan borcundan dolayı muvazaalı bir şekilde başka taşınmazları da üçüncü kişilere devrettiğinin dosya içerisindeki diğer dava dosyalarına ait bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, söz konusu davalarda tasarrufun iptaline karar verildiği, Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında görülen tasarrufun iptali davasının 23.06.2014 tarihinde açılmasının hemen akabinde 10.07.2014 tarihinde G.B'nin 06.09.2013 tarihinde gerçekleşen satış bedelini A.İG'ün hesabına göndermiş olmasının da taraflar arasındaki muvazaayı gösterdiği, G.İ' in beyanlarına tek başına itibar edilemeyeceği, dosyaya yansıyan tüm olaylar bir bütün olarak dikkate alındığında davanın kabulünün gerektiği-
Şikayete konu taşınmaz haciz karar tarihinde tasarrufun iptali davasının davalı .................... adına kayıtlı olduğundan ve ............... Bölge Adliye Mahkemesi’nin sayılı tasarrufun iptali ilamı ile davanın kabulü ile davalı 3. kişi ...............’ye yapılan satışın iptaline karar verildiğinden taşınmazın haciz karar tarihi itibariyle şikayetçi adına kayıtlı olmadığının ve haczin geçerli olduğunun kabulü gerektiğinden mahkemece şikayetin bu gerekçe ile reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Haciz tutanaklarının İİK'nın 105 inci maddesi anlamında aciz belgesi niteliğinde olduğu- Yargılama sırasında takip konusu borcun ödenmiş olmasından ötürü davanın konusuz kaldığı, dolayısıyla karar verilmesine yer olmadığı-
Davalı ........... ile davalı ............. arasındaki akrabalık ilişkisi, ............ ile davalı ......... arasında tanışıklık olup davalının mali durumunu bilebilecek durumda oldukları, ............ tarafından taşınmaz tapuda devralınmış ise de halen davalı .............'nun eşinin kiracı olarak taşınmazı kullandığı, davalı .............'ın ............... tarihli kabul beyanını içerir dilekçesi, bilirkişi raporuna göre tasarruf tarihindeki taşınmazın değeri ile satış değeri arasında misli fark bulunduğu, İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 278 inci maddesindeki şartların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği- Dava konusu taşınmazın davalı ............... tarafından davalı ..............'a, davalı ............... tarafından diğer davalı ................'e devrine ilişkin tasarrufların İİK'nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca, davacının ................ İcra Müdürlüğü'nün ............ sayılı , Kayseri 3. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3420 sayılı, Kayseri 4. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9645 sayılı, Kayseri 7.İ cra Müdürlüğü'nün 2018/8351 sayılı takip dosyalarındaki alacağını karşılayacak miktar ve oranda iptali ile davacı yana taşınmaz üzerinde alacağını tahsil amacı ile cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesi gerekeceği-
İİK'nın 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun borcun doğumundan sonra, aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyi niyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamak olduğu- Bu davaların görülebilmesi için diğer dava koşulları yanında kesinleşmiş bir alacağın varlığı ve yargılama boyunca da alacağın varlığının devam etmesi gerekli olduğu- Davacının alacağının yargılama sırasında tamamen ödenmesi halinde konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği-
Tasarrufun iptali davasında, kesinleşmiş alacağın varlığının dava şartı olduğu, icra takibinin varlığının kararın kesinleşmesine kadar devam etmesi gerektiği- Somut olayda davalı borçlu tarafından açılan menfi tespit davasının sonucunda icra takibine konu bonoların 138.500 TL'si yönünden takip borçlusu olan dosya davalısı F'nin borçlu olmadığının kesinleşmiş mahkeme kararıyla tespit edildiği, 257.633,48 TL'lik takibin 119.133,48 TL üzerinden devam ettiği- Devam eden icra takibi yönünden zamanaşımı sebebi ile icranın geri bırakılmasına karar verildiği, alacaklı olan davacının icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra zamanaşımının gerçekleşmediğinin ispatı için 7 gün içinde genel mahkemelerde dava açmadığı, bu haliyle icra takibinin zamanaşımına uğradığı hususunun kesin hüküm teşkil ettiği-
Dava konusu olup muvazaalı devredildiği iddia edilen araç dava tarihinde davalılar adına kayıtlı olmadığından, yani dava tarihinden önce davalı tarafından dava dışı kişiye satıldığından, TBK m. 19'a dayalı olarak satış işleminin iptali istemiyle açılan davanın bedelin tazminine dönüştürülmesi mümkün olmadığı, davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği-
İvazlar arasında önemli oransızlık olmadığı, davalıların muvazaalı olarak taşınması satın aldıkları hususunun ispatlanmadığından dolayı tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
