Birden fazla tasarrufun iptali davasında verilen ihtiyati hacizlerden birisinin ilk kesinleşen ihtiyati hacze iştirakinin İİK 268/1, 100/1-1 ve 100/1-2. maddelerine göre belirleneceği- Somut olayda, şikayet olunanın haczi ilk kesin haciz olup şikayetçilerin hacizleri ise daha sonra kesin hacze dönüşmüşse de, şikayetçilerin kesin hacze dönüşen ihtiyati hacizlerine dayanak davaları şikayet olunanın kesin haczinden önce açıldığından, şikayetçilerin kesin hacizlerine konu ihtiyati haczin uygulandığı dava tarihlerinin şikayet olunanın kesin haciz tarihinden önce olması nedeniyle İİK m. 268/1 ve 100/1-2 uyarınca ilk sırada yer alan kesin hacze iştirak etmeleri ve paranın her üç alacaklı arasında garameten paylaştırılması gerektiği-
Tasarrufun iptali davasında; borçlu ile üçüncü kişi konumundaki davalı arasında kayınpeder-damat ilişkisi bulunmasının İİK m. 278/3-1 uyarınca bağışlama hükmünde sayılacağı ve bu derece hısımlar arasındaki ivazlı tasarrufların batıl kabul edilmesi gerektiği, borçlunun mal kaçırma kastıyla hareket ettiği ve davalı tarafından ileri sürülen alacağın gerçekliğinin ispatlanamadığı gözetilerek tasarrufun iptaline; ancak iptale konu 47 adet büyükbaş hayvanın üçüncü kişi elinden çıkmış olması nedeniyle İİK m. 283/2 uyarınca davanın bedele dönüşeceği, bu kapsamda davalının hayvanları elinden çıkardığı tarihteki gerçek değerleri üzerinden takip konusu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak tazminatla sorumlu tutulması, eldeki mevcut bir adet hayvan yönünden ise devir işleminin iptali ile davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi gerektiği-
Davalının borçlusu kardeşine icra takibi başlattığı, bu dosya alacağının fer'ileri hariç toplam 1.350.000,00 USD olduğu, icra dosyasına eklenen adi yazılı protokollere dayanan bu alacağın kaynağının miras paylaşımı ile alakalı olduğunun ileri sürüldüğü, davalılar arasında 27.06.2005 tarihli sözleşme ve ibraname başlığı altında senet tanzim edildiği ve miras paylaşımı yapıldığı, bu sözleşmeye göre tarafların birbirlerine borcu bulunmadığı, 13.06.2010 tarihi atılan ek sözleşmeyle davalı borçluya borç yüklenildiği uyuşmazlıkta adi yazılı ikinci senede itibar edilmediği, davalı tanıklarının da savunmadan farklı olarak; ‘..borç para verdiği ve bu nedenle aralarında borç ilişkisi olduğu’ beyanlarına itibar olunmadığını, kardeşlerin birbirlerinin ekonomik durumu ve borçlarını bilebilecek durumda olduğunu, davacının alacağını tahsil önüne geçebilmek için davalıların aralarında alacak takibi başlattıkları kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü gerektiğini- Tasarrufun iptali davalarında davanın kabulüne karar verilmesi halinde alacaklının icra dosyasındaki alacak ve fer'ilerine şamil olmak üzere tasarrufun iptali ile davacıya haciz ve satış yetkisi verilmesi gerekir ise de, somut olayda dava konusu tasarrufun davalılar arasında yapılan muvazaalı icra takibi olduğu anlaşılmış olup, bu durumda yalnızca davacının alacak ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere muvazaalı icra takibinin iptaline karar verilmesi gerekirken, hem tasarruf konusu ‘icra takibinin iptaline’ hem de ‘iptal edilen bu takip dosyası üzerinden tahsil yetkisi’ karar verilmesinin doğru olmadığını, bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte olmadığını-
Şikayet  olunanın gerek (tasarrufun iptali) dava tarihi gerek ihtiyati haciz tarihleri ve şikayetçinin takip alacağının dayanağı gözetildiğinde; ilk kesin haczin şikayetçiye ait olduğu, şikayet olunanın tasarrufun iptali davasının karar tarihi dikkate alındığında ilk kesin hacizden sonra hüküm verildiği ve 24.11.2022 tarihi itibariyle ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü, İİK'nın 100/1-2 maddesi dikkate alınarak, şikayet olunan ve kamu haczinin ilk kesin hacze iştiraki ile garameten paylaşılması gerektiği-
Borcun doğumunun haksız fiil tarihi olduğu ve iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleştiği- Davalı üçüncü kişinin, davalı borçlunun kardeşi olduğu, davalı borçlunun borcun doğumundan sonra adına kayıtlı bulunan dava konusu taşınmazları, diğer davalı kardeşi ve eniştesine temlik ettiği, taşınmazları devralan davalıların, borçlu davalının durumunu ve kastını bilecek kişilerden olduğu, yapılan tasarrufun muvazaalı olduğu ve anılan tasarrufun TBK'nın 19. ile İİK'nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca iptale tabi bulunduğu, yapılan işlemlerin sırf alacaklıyı zarara uğratmak ve alacağın tahsilini engellemeye yönelik bulunduğu- Davalı üçüncü kişi kardeşin, taşınmazları devraldıktan sonra ve dava tarihinden önce dava dışı 4. kişiye, davalı üçüncü kişi eniştenin de taşınmazı dava tarihinde sonra dava dışı 4. kişiye devrettiği- Dava tarihinden önce devredilen taşınmazlar yönünden davalı 3. kişilerden tazminat isteminin TBK m. 19 gereğince açılan dava yönünden mümkün olmadığı- İİK m. 277 vd. gereğince açılan dava yönünden ise İİK m. 283/2 uyarınca, üçüncü şahıs hakkında nakden tazminata hükmedilmesinin mümkün olduğu- Dava tarihinden sonra devredilen taşınmaz yönünden ise davacının yargılama sırasında davasını bedele dönüştürdüğüne dair beyan dilekçesi sunduğu, TBK m. 19. uyarınca açılan davada dava tarihinden sonra devredilen taşınmaz yönünden HMK'nın 125. maddesi uygulanmak suretiyle bedele dönüşme halinin mümkün olduğu, İİK m. 277 vd.na dayalı dava yönünden de İİK m. 283/2 gereği davanın bedel dönüştüğü, buna göre davalı 3. kişilerin tasarrufa konu malı elden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri ile ve borç miktarı ile sınırlı olarak nakden tazmin ile sorumlu tutulmalarının yerinde olduğu-
Davalı borçlu şirket icra takibinde borçlu olarak yer almadığından tasarrufun iptali davasın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin isabetli olduğu- Davacı vekili "asıl borçlu davalı şirketi hakkında kredinin teminatında ipotek ve rehin bulunması nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, ayrıca asıl borçlu şirket hakkında taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla da takip yapıldığını, kefiller hakkında da ayrıca ilamsız icra takibi başlatıldığını, İİK. m. 45/1 gereği davalı borçlunun ilamsız icra takibine dahil edilmediğini, ilamsız takip dayanağının firmaya kullandırılan kredi olduğunun itirazın iptaline yönelik karardan da anlaşıldığını, bu durumda söz konusu itirazın iptali davasının sonucunun beklenerek oluşacak duruma göre karar verilmesi gerektiğini" ileri sürmüşse de, dava dayanağı icra takip dosyasında davalı şirketin borçlu sıfatı olmadığından, bu dosyadan alınacak kararın infaz kabiliyetinin de mümkün olmadığı gözetildiğinde, temyiz isteminin reddi gerektiği-
TBK m. 19'da tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemi- Dava konusu taşınmazlardan birinin davalı üçüncü kişi tarafından dördüncü kişiye devredildkten sonra yargılama devam ederken yeniden davalı üçüncü kişite satıldığı anlaşıldığından bu taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bedele hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu- Somut olayda, davalı borçlunun dava açıldıktan sonra vefat ettiği, mirasçılarının davaya dahil edildiği, ancak mirasçılarının mirası reddettiği anlaşıldığından, davalı mirasçılar hakkındaki davanın pasif husumetten reddi ile borçlu mirasçıları aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği- Dava konusu iki taşınmaz davalı dördüncü kişi tarafından devreidlmişse de, bu taşınmazlar yönünden davalı dördüncü kişi aleyhine tazminata hükmedilerek davanın beşinci kişiye yöneltilmesi talep edildiğinden, bu taşınmazlar yönünden davalı dördüncü kişi aleyhine tazminata karar verildiğine göre, davalı beşinci kişi aleyhine de yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği-
Meskeniyet şikayeti, yalnızca takip borçlusuna tanınmış bir hak olup; takipte borçlu sıfatı taşımayan 3. kişinin bu şikayette bulunmaya hakkı olmadığı- Somut olayda, şikayetçi icra takibinde "borçlu" sıfatını taşımaması nedeniyle meskeniyet şikayetinde bulunamayacağı-
Borçludan dava konusu taşınmazı satın alan ve tasarrufun iptali davasında üçüncü kişi konumunda olan şikayetçinin meskeniyet şikayetinde bulunamayacağı (şikayetin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği-)
Dava konusu gayrımenkulün davalı 3. şahsa devredildiği tarih itibari ile doğmuş vergi borcunun tespiti yapılarak, tasarruf tarihi itibari ile doğmuş olan vergi aslı ve ferileri üzerinden iptal kararı ve davacı alacaklıya cebri icra yetkisi verilmesi gerekeceği-