Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak ile dava konusu tasarrufun değerinden hangisi az ise o değerin oluşturacağı- Takip konusu alacağın toplam 88.357,37 TL olduğu, davanın aynı bedel üzerinden ıslah edildiği, iptali istenen tasarrufa ilişkin olarak; ruhsatın birinci satış tarihi rayiç değerinin, ikinci satış tarihi rayiç değerinin, ruhsatın birleşme tarihindeki rayiç değerinin daha yüksek olarak belirlendiği, direnme karar tarihinde geçerli HMK m. 362/1-a'da öngörülen kesinlik sınırının ise 107.090,00 TL olduğu uyuşmazlıkta, davanın dayanağı olan alacak miktarı gözetildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararına karşı miktar itibariyle temyiz yoluna başvurulamayacağı-
Tasarruf iptal kararına dayalı olarak şikayetçi üçüncü kişiye icra emrinin tebliği üzerine, şikayetçinin 7 günlük süresi içerisinde icra mahkemesine verdiği dilekçede "icra emri tanzim tarihinden iki gün önceki dosya hesabı borcunun ... TL olduğu, bu borç miktarı yerine ilamda hükmedilen ... TL'nin icra emrine yazıldığı, bu miktarın dosya borcundan fazla olamayacağı bu nedenle icra emrinin iptaline karar verilmesini" talep etmesi-
Bedeller arasındaki farkın tek başına muvazaanın kanıtı olamayacağı, davalı üçüncü kişi ile davalı dördüncü ve beşinci kişiler arasında arkadaşlık, iş ortaklığı, akrabalık gibi yakın bir ilişkinin bulunmadığı-
Tasarrufun iptali davalarında davalı borçlu ve üçüncü kişi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan aleyhe yargılama giderine hükmedileceği hallerde, bu giderlerden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerekeceği- İİK 279/1 hükmüne göre haciz işleminin 29.08.2019 tarihli olması, dava konusu tasarrufun İİK 279 da bahsi geçen 1 yıllık süre dolmadan 17.04.2019 tarihli olması ve davalıların dava konusu rehin taahhüdünü bu bir yıllık süreden önce gerçekleştirdiklerini de ispat edememiş olmaları birlikte değerlendirildiğinde, davacının davasının kabulüne, .................... Noterliğinin 17.04.2019 tarih ve ................ yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınır Rehin Sözleşmesi uyarınca davalılar arasında tesis edilen Taşınır Rehin işleminin ............. İcra Müdürlüğü'nün .................. sayılı icra takibindeki alacak ve fer'ilerini geçmemek üzere tasarrufun iptali ile ................... İcra Müdürlüğü'nün ................. sayılı icra takibindeki alacak ve fer'ilerini geçmemek üzere davacı yana ................... Noterliğinin 17.04.2019 tarih ve ................. yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınır Rehin Sözleşmesine konu taşınırlar hakkında cebri icra suretiyle satışı için izin ve yetki verilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Davacı kuruma yazılan müzekkereye verilen 24.02.2021 tarihli cevabi yazıda davalının borcunun 449.899,61 TL olmadığı, davacı kurumun hatası sonucu 449.899,61 TL yazıldığı, gerçek borcun 7.620,93 TL olduğu ve bu borcun da 24.02.2021 tarihinde ödendiği, davacının hatası sonucu davalıya 449.899,61 TL borç tahakkuk ettirildiği, bu durumda davalının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davacının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına karar verildiği-
Tasarrufun iptali davasında; borçlu ile üçüncü kişi konumundaki davalı arasında kayınpeder-damat ilişkisi bulunmasının İİK m. 278/3-1 uyarınca bağışlama hükmünde sayılacağı ve bu derece hısımlar arasındaki ivazlı tasarrufların batıl kabul edilmesi gerektiği, borçlunun mal kaçırma kastıyla hareket ettiği ve davalı tarafından ileri sürülen alacağın gerçekliğinin ispatlanamadığı gözetilerek tasarrufun iptaline; ancak iptale konu 47 adet büyükbaş hayvanın üçüncü kişi elinden çıkmış olması nedeniyle İİK m. 283/2 uyarınca davanın bedele dönüşeceği, bu kapsamda davalının hayvanları elinden çıkardığı tarihteki gerçek değerleri üzerinden takip konusu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak tazminatla sorumlu tutulması, eldeki mevcut bir adet hayvan yönünden ise devir işleminin iptali ile davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi gerektiği-
Birden fazla tasarrufun iptali davasında verilen ihtiyati hacizlerden birisinin ilk kesinleşen ihtiyati hacze iştirakinin İİK 268/1, 100/1-1 ve 100/1-2. maddelerine göre belirleneceği- Somut olayda, şikayet olunanın haczi ilk kesin haciz olup şikayetçilerin hacizleri ise daha sonra kesin hacze dönüşmüşse de, şikayetçilerin kesin hacze dönüşen ihtiyati hacizlerine dayanak davaları şikayet olunanın kesin haczinden önce açıldığından, şikayetçilerin kesin hacizlerine konu ihtiyati haczin uygulandığı dava tarihlerinin şikayet olunanın kesin haciz tarihinden önce olması nedeniyle İİK m. 268/1 ve 100/1-2 uyarınca ilk sırada yer alan kesin hacze iştirak etmeleri ve paranın her üç alacaklı arasında garameten paylaştırılması gerektiği-
Davalının borçlusu kardeşine icra takibi başlattığı, bu dosya alacağının fer'ileri hariç toplam 1.350.000,00 USD olduğu, icra dosyasına eklenen adi yazılı protokollere dayanan bu alacağın kaynağının miras paylaşımı ile alakalı olduğunun ileri sürüldüğü, davalılar arasında 27.06.2005 tarihli sözleşme ve ibraname başlığı altında senet tanzim edildiği ve miras paylaşımı yapıldığı, bu sözleşmeye göre tarafların birbirlerine borcu bulunmadığı, 13.06.2010 tarihi atılan ek sözleşmeyle davalı borçluya borç yüklenildiği uyuşmazlıkta adi yazılı ikinci senede itibar edilmediği, davalı tanıklarının da savunmadan farklı olarak; ‘..borç para verdiği ve bu nedenle aralarında borç ilişkisi olduğu’ beyanlarına itibar olunmadığını, kardeşlerin birbirlerinin ekonomik durumu ve borçlarını bilebilecek durumda olduğunu, davacının alacağını tahsil önüne geçebilmek için davalıların aralarında alacak takibi başlattıkları kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü gerektiğini- Tasarrufun iptali davalarında davanın kabulüne karar verilmesi halinde alacaklının icra dosyasındaki alacak ve fer'ilerine şamil olmak üzere tasarrufun iptali ile davacıya haciz ve satış yetkisi verilmesi gerekir ise de, somut olayda dava konusu tasarrufun davalılar arasında yapılan muvazaalı icra takibi olduğu anlaşılmış olup, bu durumda yalnızca davacının alacak ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere muvazaalı icra takibinin iptaline karar verilmesi gerekirken, hem tasarruf konusu ‘icra takibinin iptaline’ hem de ‘iptal edilen bu takip dosyası üzerinden tahsil yetkisi’ karar verilmesinin doğru olmadığını, bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte olmadığını-
Şikayet olunanın gerek (tasarrufun iptali) dava tarihi gerek ihtiyati haciz tarihleri ve şikayetçinin takip alacağının dayanağı gözetildiğinde; ilk kesin haczin şikayetçiye ait olduğu, şikayet olunanın tasarrufun iptali davasının karar tarihi dikkate alındığında ilk kesin hacizden sonra hüküm verildiği ve 24.11.2022 tarihi itibariyle ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü, İİK'nın 100/1-2 maddesi dikkate alınarak, şikayet olunan ve kamu haczinin ilk kesin hacze iştiraki ile garameten paylaşılması gerektiği-
Borcun doğumunun haksız fiil tarihi olduğu ve iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleştiği- Davalı üçüncü kişinin, davalı borçlunun kardeşi olduğu, davalı borçlunun borcun doğumundan sonra adına kayıtlı bulunan dava konusu taşınmazları, diğer davalı kardeşi ve eniştesine temlik ettiği, taşınmazları devralan davalıların, borçlu davalının durumunu ve kastını bilecek kişilerden olduğu, yapılan tasarrufun muvazaalı olduğu ve anılan tasarrufun TBK'nın 19. ile İİK'nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca iptale tabi bulunduğu, yapılan işlemlerin sırf alacaklıyı zarara uğratmak ve alacağın tahsilini engellemeye yönelik bulunduğu- Davalı üçüncü kişi kardeşin, taşınmazları devraldıktan sonra ve dava tarihinden önce dava dışı 4. kişiye, davalı üçüncü kişi eniştenin de taşınmazı dava tarihinde sonra dava dışı 4. kişiye devrettiği- Dava tarihinden önce devredilen taşınmazlar yönünden davalı 3. kişilerden tazminat isteminin TBK m. 19 gereğince açılan dava yönünden mümkün olmadığı- İİK m. 277 vd. gereğince açılan dava yönünden ise İİK m. 283/2 uyarınca, üçüncü şahıs hakkında nakden tazminata hükmedilmesinin mümkün olduğu- Dava tarihinden sonra devredilen taşınmaz yönünden ise davacının yargılama sırasında davasını bedele dönüştürdüğüne dair beyan dilekçesi sunduğu, TBK m. 19. uyarınca açılan davada dava tarihinden sonra devredilen taşınmaz yönünden HMK'nın 125. maddesi uygulanmak suretiyle bedele dönüşme halinin mümkün olduğu, İİK m. 277 vd.na dayalı dava yönünden de İİK m. 283/2 gereği davanın bedel dönüştüğü, buna göre davalı 3. kişilerin tasarrufa konu malı elden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri ile ve borç miktarı ile sınırlı olarak nakden tazmin ile sorumlu tutulmalarının yerinde olduğu-
