01.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5083 sayılı Yasa gereği TL'den 6 sıfır atılmış olmakla, 01.01.2005 tarihinden önce tanzim edilen senedin düzenleme tarihi itibariyle 20.000,00 TL yazılarak bu bedel üzerinden takibe konulmasının mümkün olamayacağı, TL'den 6 sıfır atılmasına dair yasanın kamu düzenine ilişkin olup, buna göre takibe koyan alacaklının alacağının 0.2 TL olabileceği, geri kalan kısmının ihtiyati haciz talep edilen bono yönünden geçersiz olduğu gerekçesiyle, ihtiyati haciz kararının 0,2 TL haricinde geri kalan kısım yönünden kaldırılmasına karar verilmesinin isabetli olduğu, , gerçek alacak miktarının alacak veya menfi tespit davasında tartışılacak bir husus olduğu-
TBK'nun 586. maddesinde müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmadığı- Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sözleşmede TBK'nın 590/3. maddesinde belirtilen şekilde bir muacceliyet koşulu olarak belirtilmediği takdirde, sadece kefilin temerrüte düşürülmesi ile ilgili bir sorun olduğu- Mahkemece kredi sözleşmesi getirtilerek, asıl borçlunun bankaya bildirdiği adrese yapılacak tebligatın geçerli olup olmayacağına ilişkin hükümler incelenerek, TBK'nun 586. ve 590/3. maddesi değerlendirilerek, neticesine göre bir karar verilmesi gerektiği-
Alacağın muaccel olabilmesi için hesabın kat edilmesi yeterli olup, asıl borçlu yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesi için ayrıca kat ihtarının tebliği şartının aranmadığı-
Hukukumuzda "kefalet sorumluluğunun ancak dava yoluyla ileri sürülebileceğine" dair bir ilke veya kural bulunmamakta olup, şartları gerçekleştiğinde kefil hakkında da ihtiyati haciz kararı verilebileceği-
"İİK’nın 257. maddesine göre, para borçları için ihtiyati haciz talep edilebileceği, ihtiyati haciz talebinde bulunan bankanın, asıl borçlu ile arasında düzenlenen kredi taahhütnamesinin 13. maddesi uyarınca gayrinakdi kredilerle ilgili nakit depo talep hakkının bulunduğu, bankaca çek hesabı açılarak borçluya çek defteri verilmiş bulunmasının söz konusu gayrinakdi krediler kapsamında bir bankacılık işlemi olduğu ve kredi borçlusu karşı tarafın bu nevi kredilerle ilgili nakit depo borcunun, alacaklı banka tarafından keşide edilen ihtarname ile muaccel hale geldiği" gözetilerek, asıl borçlu ve müşterek müteselsil kefile yönelik istemin kabulü gerekeceği-
Somut olayda ileri tarihli çek verilmiş olup, bu halde çekin teslim edildiği tarih itibariyle bir ödeme bulunmadığından, ihtiyati haciz talep edildiği tarihte talep konusu çekin bedelinin tamamının muaccel olduğu, bu çeke mahsuben ödeme bulunmadığı ve İİK'nın 257. maddesindeki koşulların gerçekleştiği-
İhtiyati haciz talebine konu ceza davasının henüz kesinleşmediği, bu durumda borcun varlığı ve vadenin geldiğinden söz edilemeyeceği-
Çeklerin ileri tarihli düzenlenmesinin mümkün olduğu; bu durumda alacağın varlığının tespiti bakımından keşideci şirket ile lehtar arasındaki hukuki ve akdi ilişkinin tespitinin yapılması gerektiği, ihtiyati haciz kapsamındaki yaklaşık ispatın bu tespit bakımından yeterli olmayacağı, ayrıca keşideci şirketin tasfiyesinin bitmesi nedeniyle, bu tarihten sonra çek düzenleyen şirket yetkilisinin, şahsen sorumlu olup olmayacağının da yargılama yapmayı gerektirdiği, bu nedenle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Talep ve karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 818. maddesi atfıyla 689. maddesi gereğince çeklerin rehin cirosuyla devri mümkün değil ise de, somut uyuşmazlıkta "çeklerin rehin cirosuyla devredildiğine" dair dosya içinde herhangi bir belge bulunmadığı gibi çek üzerinde de herhangi bir kayıt yer almadığı, bu nedenle mahkemece "çeklerin olsa olsa rehin cirosuyla devredildiği" gerekçesiyle "ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmesinin doğru olmadığı-
İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve muaccel olmuş bir alacağın alacaklısı, ihtiyati haciz talebinde bulunabileceğinden ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 161. maddesine göre, alacağın istenmesine engel mahiyette bulunan zamanaşımı, ileri sürülmedikçe hakim tarafından kendiliğinden göz önüne alınamayacağından, mahkemece, "ihtiyati haciz talebinin, 6102 sayılı TTK'nın 814. maddesi uyarınca alacaklı hamilin ciranta ve keşideciye karşı müracaat hakkının zamanaşımına uğradığı" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine" ilişkin karar verilemeyeceği-