Alacak kredi sözleşmesinden doğmakta olup, alacaklının ihtiyati haciz talebi ile birlikte İİK. 259/1.maddesi uyarınca teminat göstermesi zorunlu olup, sözleşmelerde bu zorunluluğun aksine olarak yapılan düzenlemeler anılan yasa hükmü karşısında geçersiz olduğundan, mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Davalı tarafın mal kaçırma ihtimalinin kuvvetli bulunduğu, bu nedenle, ihtiyati haciz talebinin uygun görülecek bir miktar üzerinden kabulüne karar verilmesi gerektiği-
İhtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığının İİK’nın 257. maddesine  göre belirlenmesi gerekirken, dosya kapsamında çekin rehin cirosuyla verildiğine dair delil bulunmadığı halde, mahkemece, söz konusu çekin başka bir sözleşmenin teminatı olarak alındığı yönünde kuvvetli karine oluşturduğu varsayımına dayalı gerekçeyle, "ihtiyati haciz isteminin reddine" karar verilmesinin doğru olmadığı-
İhtiyati haciz kararı verebilmek için İİK’nın 257. maddesindeki şartlar oluşmuş olmasının yeterli olduğu ve başkaca şart aranmasına gerek olmadığı -
Alacağın muaccel hale gelebilmesi için kredi hesabının kat edilmesi yeterli olup, ayrıca buna ilişkin ihtarnamenin borçlulara tebliğinin gerekli olmadığı-
İpoteklerin kefillerin kefalet borcu için tesis edilmediği bu durumda, 6098 sayılı TBK'nın 586. maddesi gereğince ipoteğin kefillerin borcu için verilmediği anlaşılmakla, bu gerekçeyle kefiller yönünden talebin reddinin doğru görülmediği- İflasın ertelenmesi davası esnasında icra takibinin önlenmesi yönünde verilmiş tedbir kararı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için engel teşkil etmeyeceği-
Müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşulun yasada yer almadığı- Hem asıl borçluya, hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından, bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebileceği-  TBK'nın 586/1. maddesine göre, asıl borçluya yapılan ihtarın sonuçsuz kalması halinde ayrıca müteselsil kefilin mirasçıları yönünden de ihtarda bulunulmadan ihtiyati haciz istenilebileceği- 
 İlgili kredi sözleşmesi ve ekleri celbedilerek ihtiyati haciz istemine mesnet teşkil eden bononun alacaklı Bankaya kredi alacağının tahsili amacıyla verilip verilmediği üzerinde durularak, 5230 sayılı yasanın 11. madde hükmü de değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği-
Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği- İİK 257. madde koşullarının oluşmasının, ihtiyati haciz kararının verilebilmesi için yeterli olduğu -
İsteme dayanak bono metninde "bononun kredi sözleşmesi teminatı olduğuna" dair herhangi bi ibare ve açıklık bulunmadığı ve dosyada bu yolda herhangi bir delil olmadığı gibi bononun, teminat senedi olarak düzenlenmesi de, kıymetli evrak vasfını etkilemeyeceğinden istemin reddinin doğru görülmediği-