Gerek davacıların gerekse davalıların 31/01/2017 tarihli dava değeri üzerinden %15 teminat karşılığı ihtiyati haczin devamına ilişkin kararına karşı; durum ve koşulların değiştiği gerekçesiyle değiştirilmesine veya teminatsız kaldırılmasına yönelik yeni bir taleplerinin olmadığı ve buna rağmen İDM'nce davalılar üzerine kayıtlı taşınır ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine de İİK'nun 257.maddesi gereğince ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesinin (taşınmazlar dışında) tamamıyla yeni bir ihtiyati haciz kararı niteliğinde olduğundan itiraza tabi olduğu-Tasarrufun iptali davalarında tasarrufu yapan asıl borçlu hakkında ihtiyati haciz kararı verilebileceğinden 03/05/2017 tebliğ tarihinden itibaren 10 günlük süre içerisinde icra dairesine ibrazıyla infazı istenmeyen ve bu sebeple hükümsüz hale gelen ihtiyati haciz kararının da bu nitelikte yorumlanması gerektiği-İDM'nin istinafına getirilen 12/10/2017 tarihli ara kararı gereğince ara karara uygun şekilde gerekçeli karar yazılmadığı ve karar taraflara tebliğ edilmediğinden hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı ve itiraz hakkının ihlal edildiği-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 2004 Sayılı İİK'nun 265.maddesi gereğince itiraz dilekçesi olarak kabul edilerek istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın itirazın İDM'nce değerlendirilmek üzere geri çevrilmesine karar verilmesi gerektiği-
Ölümlü trafik kazasından kaynaklı davada, davacıların destekten yoksunluk ve manevi zararlarının olabileceğinin kuvvetle muhtemel olduğu- Haksız fiil (ölüm) tarihi itibarıyla davacıların maddi (destek) ve manevi tazminat alacakları muaccel hale gelmiş olduğu- Davanın ilk açıldığı aşamada zararın miktarının net olarak belirlenmesini beklemek hakkaniyetle bağdaşmayacağı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava açan davacının ihtiyati haciz talebinin kabulü gerektiği-
Talep, muvazaa sebebiyle tasarrufların iptali ve cebri icra yetkisi tanınmasına ilişkin davada itiraz üzerine bir kısım taşınmazlar üzerindeki tedbirin kaldırılmasına yönelik mahkeme ara kararının kaldırılması isteğine ilişkindir. asarrufun iptali davası, taşınmazın aynına ilişkin olmayıp, şahsi nitelikte hak doğuran bir dava türüdür. Bu niteliği itibariyle, anılan dava yönünden kural olarak HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca dava konusu şeyler üzerine tedbir konulamaz, şartları mevcut ise İİK'nın 257'i izleyen maddeleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilir. Bu açıklamaya göre, dosya münderacatı, davanın türü nazara alındığında, her ne kadar gerekçesi doğru değil ise de, mahkemece usulüne uygun yapılan itiraz incelemesi sonucunda bir kısım taşınmazlar üzerindeki tedbirin kaldırılması doğrudur.
Davacının talebi temlik alınan alacağa dayalı olduğundan, öncelikle temlik tarihi itibariyle davalının dava dışı temlik eden kişiye bir borcunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği- İktisadi bütünlük kavramından hareketle temlik edenin ya da temlik alan davacı şirketin talimatı olmadan, dava dışı üçüncü kişilere yapılan ödemelerin temlik edenin davalı nezdinde oluşan alacağı için yapıldığının kabulünün hatalı olduğu- İİK. mad. 257 uyarınca, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, alacağın muhtemel varlığına kanaat getirilmesi yeterli ise de, alacaklının bu kanaati oluşturacak bilgi ve belgeleri talebine eklemesi gerektiği-
Asıl borçlunun "8.850.000 TL'ye kadar olan borçları ile 2.500.000 USD'ye kadar olan borçları açısından ipotek tesis edildiği, USD üzerinden konan ipoteklerin TL borçların teminatını oluşturmadığı, TMK. mad. 851/II uyarınca, kredinin yabancı para üzerinden veya yabancı paraya endeksli olarak verilmesi durumunda TL olarak verilen kredilerin daha sonra yabancı paraya dönüşseler dahi yabancı para ipoteğinden yararlanamayacağı, TL borçları için verilen 8.850.000 TL'lik ipotek miktarının davacı bankanın hesap katına konu 11.411.395,40 TL'lik alacağından düşümü sonucunda bakiye 2.561.395,00 TL'den sorumlu olduğu, ihtiyati haciz talep edenin asıl borçlu açısından itiraza konu 2.301.235,99 TL'lik talebi olduğu" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebin kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu-
İhtiyati haciz kararına istinaden davacının işyerinde haciz işlemine başlandığı, davacının haciz tehdidi altında ve sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığı yönündeki ihtirazi kaydıyla birlikte bir miktar paranın icra dosyasına ödendiği, bu ödemenin davalı bankanın hesaplarına aktarıldığı bilinerek, itirazın iptali davasında davalı banka ile dava dışı üçüncü kişi arasında yapılan sözleşmedeki kefil imzasının davacıya ait olmadığı anlaşıldığından basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalı bankanın sözleşmenin imzalanması aşamasında veya ihtiyati haciz talep edilirken isim benzerliği bulunup bulunmadığı noktasında gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek sözleşme ile ilgisi olmayan davacı hakkında haksız ihtiyati haciz uygulamasının davacının itibarına saldırı niteliğinde olduğu; davalı bankanın sorumlu tutularak uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
İhtiyati haciz talebine dayanak olarak gösterilen banka dekontlarında “Hisse Devir Bedeli” açıklaması bulunduğundan, ihtiyati haciz isteminin kabulü gerektiği- Aleyhine ihtiyati haciz istenen borçlunun "taraflardan kimseyi tanımadığını, bahsi geçen tarihlerde adına kayıtlı herhangi bir şirketinin olmadığını, kendisine gelen paranın akrabasına verilmek üzere gönderildiğini, kendisinin emanetçi konumunda olduğunu ve bu parayı akrabasına verdiğine" yönelik iddialarına itibar edilmeyeceği- Mahkemece "dava dilekçesi ekinde hisse devri sözleşmesine rastlanılmadığı, sözleşmenin geçerliliği veya ifasının mümkün olup olmadığı hususunun yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat hususunun gerçekleşmediği ayrıca aleyhine ihtiyati haciz istenen borçluların mal kaçırma ihtimaline ilişkin somut bir bilgi veya belge bulunmadığı" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde görülmediği-
Hesabın kat edilmesi ile alacak muaccel hale geldiğinden ihtiyati haciz isteminin kabulü gerekirken hukuki olmayan gerekçelerle istemin reddinin doğru görülmediği-
İhtiyati haciz istemi tarihi itibariyle alacaklının alacağının muaccel olması nedeniyle İİK.'nun 257/1 maddesindeki koşullar oluştuğundan ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile reddine karar verilmesinin doğru görülmediği-
