Dava konusu haciz, 3. kişi şirketin ticaret sicil adresinde yapılmış olup, haciz mahallinde borçlu hazır olmadığı gibi borçluya ait evrakın varlığının da belirlenmediği, buna göre, mülkiyet karinesi davalı 3. kişi lehine olup, mülkiyet karinesinin aksinin davacı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekeceği, davalı 3. kişi şirketin, borcun doğumundan, hatta takipten sonra kurulduğu, borçlu şirket ortaklarının karı-koca olduğu, ortaklardan ...........’in ise, 3. kişi şirket ortağı .........’in kardeşi olduğu, öte yandan, borçlunun ticaret sicilde kayıtlı adresinde faaliyetine devam etmediği, davacının delil olarak dayandığı MUSİAD belgeleri ve Twitter belgeleri de nazara alındığında 3. kişi ile borçlu arasında mal kaçırmak amacıyla muvazaalı işlemler yapıldığı görülmekle davacının karinenin aksini ispat ettiğinin kabulü gerekeceği görülmekle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Davalı 3. kişinin haciz sırasındaki beyanlar, haciz tutanağı, dava dilekçesi ve cevap dilekçesi dikkate alındığında, bunun yanında yargılama sırasında dava dışı şirket vekili ........... tarihli dilekçesi ile, dava konusu edilen malların, müvekkil şirkete ait olduğu, borçlu şirket ile kira sözleşmesini de şirketin yaptığını belirterek müdahale talebinde bulunduğu, mahkemece, ............... tarihli duruşmada, dava dışı şirket vekilinin davalı .............. yanında fer'i müdahale talebinin HMK'nun 66. maddesi gereğince kabulüne karar verildiği gözetildiğinde, istihkak iddiasının dava dışı şirket adına yapıldığının kabulü gerekeceği- Mahkemece öncelikle, ............ İcra Müdürlüğü'nün ............. sayılı icra dosyalarının getirtilmek sureti ile devir sözleşmesinin değerlendirilmesi, hacze konu malların tahliye dosyasında infaz konusu yapılıp yapılmadığının ve borçluya aidiyeti belirlenip belirlenmediğinin netleştirilmesi, gerekmesi halinde borçlu ve dava dışı şirketinin ticari defter ve kayıtların getirtilmesi, devir ilişkisinin ve dava konusu mahcuzlarla ilgili kayıtların denetlenmesi, bu araştırma ve inceleme sonucu elde edilen bilgiler ile dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Haczin davacı üçüncü kişinin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde yapıldığı, ödeme emrinin borçluya bu adreste tebliğ edilmediği, üçüncü kişi şirket ile borçlu şirketin aynı adreste faaliyet göstermediği, üçüncü kişi şirketin borcun doğum tarihinden önce faaliyete geçtiği, kurucu ortakları arasında yer alan bir kişi, aynı zamanda davalı borçlu şirketin kurucu ortaklarındansa da, borcun doğumundan önce davacı üçüncü kişi şirketteki hissesini devrederek ortaklık ve müdürlükten ayrıldığı, üçüncü kişi şirketteki hissesini devretmeden önce ödenmemiş sermayesini ödemiş olduğu, üçüncü kişi tarafından sunulan faturaların kanuni süresi içinde açılış ve kapanış tasdikleri yapılan davacı üçüncü kişi şirketin ticari defterlerine işlenmiş olduğu, menkullerin alışı yapılan dava dışı şirketlerin kanuni süresi içinde açılış ve kapanış tasdikleri yapılan ticari defterlerinde de bu faturalarının kayıtlı olduğu, haciz tutanağındaki yazılan menkullerin seri numaraları ile faturalardaki seri numaralarının örtüştüğü uyuşmazlıkta, haciz mahallinde borçlu şirkete ait bulunan belgelerin anılan ortağın üçüncü kişi şirketteki hissesini devretmeden önceki döneme ait olduğu ve bu nedenle haciz mahallinde belge bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, davacı üçüncü kişi şirket ile borçlu şirket arasında borcun doğum tarihi itibariyle organik bağ bulunmadığı ve şirketlerin benzer alanda faaliyette bulunmasının da tek başına organik bağ için yeterli olmadığı- Mülkiyet karinesi davacı üçüncü kişi lehine olup davanın üçüncü kişi tarafından açılmasının ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmayacağı ve mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiği- Davalı alacaklının delil olarak dayandığı ticaret sicil kayıtları, haciz tutanağı, ticari defterler, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporları ve tanık beyanlarının, karinenin aksini ispat için yeterli olmadığı- "İspat külfetinin davalı alacaklıda olduğu ancak TBK 133/2 gereğince temel borç ilişkisindeki borcun doğum tarihinin araştırılarak alacaklının dayandığı delillerin bu tarihe göre değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararının bu değişik gerekçeyle bozulması gerektiği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Dava konusu ................ tarihli haciz, 3. kişi şirketin ticaret sicil adresinde yapılmakla birlikte üçüncü kişi şirketin borcun doğumundan sonra hatta hacze yakın bir tarihte 11.09.2020 tarihinde kurulduğu, üçüncü kişi şirketin tek ortağı olan ............'ın borçlunun kızı olduğu, haciz sırasında borçlunun oğlunun hazır bulunduğu, borçlu ile üçüncü kişinin faaliyet alanının aynı olduğu, vergi kayıtlarına göre borçlunun faaliyetini sürdürmediği anlaşıldığından, borçlu ile üçüncü kişi arasında mal kaçırmak amacıyla danışıklı işlemler yapıldığı anlaşıldığından davanın kabulü gerekeceği-
İstihkak davalarında davanın esasına yönelik karar verildiği hallerde karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekeceği- Dava değeri, harçlandırılan değer olup, vekalet ücretinin harcının tamamlanan bu değer üzerinden hesaplanması gerekeceği, kararın verildiği tarih itibariyle geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı- Mahkemece asıl davanın reddine karar verildiği halde nispi harca hükmedildiği, dava reddedildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereği 59.30 TL maktu karar harcının davacıdan tahsili gerekirken yazılı şekilde harca hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Kesinleşen alacağın tahsili ve davaya devam olunması için davacı şirketin ihyası mümkün olup ................. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ( Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) .............. Esas sayılı dosyası üzerinden, şirketin yeniden ihyası için dava açıldığı belirtilmiş ise de, mahkemece incelenmediğinden açılan bu ihya davasının eldeki dava sebebiyle açılıp açılmadığının tespit edilemediği, bu sebeple, öncelikle ............ Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ............... Esas sayılı dava dosyası getirtilerek, bu davanın eldeki davayla ilgili açılmış bir ihya davası olup olmadığının belirlenmesi, eldeki dava için açılmış bir ihya davası ise bu davanın sonucunun beklenmesi, şirketin ihyasından sonra, davaya dahil edilmesi, bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra da davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekeceği, anılan davanın temyize konu dava için açılmadığı belirlenmesi halinde ise, Mahkemece, davacı şirketin ihyası amacıyla dava açması için süre verilmesi, dava açıldıktan sonra bu davanın sonucunun beklenmesi, şirketin ihyasından sonra, davaya dahil edilmesi, taraf teşkili bu şekilde sağlandıktan sonra da davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekeceği-
İlk Derece Mahkemesince gerekçede davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar vermek gerektiği belirtilmesine rağmen hüküm kısmında davanın kabulü ile davalı 3. kişinin istihkak iddiasının aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasında çelişki meydana getirdiği- 3.şahıs tarafından usulüne uygun yapılmış bir istihkak iddiası bulunmaması halinde davacı alacaklının İİK 99. maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından 6100 sayılı HMK'nın 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekeceği, ne var ki, mahkemece geçerli istihkak iddiası olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı 3. kişinin istihkak iddiasının aktif husumet yokluğundan reddine şeklinde karar verilmesinin doğru olmadığı, kaldı ki, dava konusu 11.10.2021 tarihinde yapılan haciz sırasında 3. kişi yararına istihkak iddiasında bulunan ..........'ın üçüncü kişinin çalışanı olduğu, anılan şahsın, üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı, ancak, davalı üçüncü kişi vekili tarafından hacizden itibaren İİK’nın 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde 14.10.2021 tarihinde istihkak iddiasını içerir dilekçe sunulduğunun görüldüğü, hal böyle olunca, 3. şahıs tarafından usulüne uygun yapılmış bir istihkak iddiası bulunduğundan işin esasına girerek karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu 23.12.2020 tarihli haciz işleminin yapıldığı, davanın 3. kişi tarafından 24.3.2021 tarihinde açıldığı, satış talebinde bulunulmamış ise de, süresi içinde istihkak davası açılmış olduğundan, dava konusu haciz halen geçerli olup, işin esasına girilerek hüküm verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, haczin İİK’nın 99. maddesine göre yapılmış olduğu sonucuna ulaşılması halinde, İİK 99. maddesine aykırı olarak alacaklı tarafa dava açmak üzere süre vermesi mümkün değil ise de, İİK’nın 99. maddesine göre işlem yapılması için dosyanın icra müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesinin mümkün olduğu, ne var ki mahkemece, şikayetin kabulü ile haczin İİK 99. maddesine göre yapıldığının tespitine karar vermekle yetinildiğinin, İcra Müdürlüğünce, henüz anılan karar gereğince prosedür işletilmeden eldeki davanın doğrudan açıldığının görüldüğü, bu durumda, İİK 99. maddesine göre istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verilmesi ve dava açmazsa üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul etmiş sayılacağı ihtaratının yapılması şartlarının bir arada içeren İcra Müdürlüğü kararın tebliği ile alacaklı tarafın dava açma süresi başlatılmadan önce doğrudan açılmış bulunan davanın süresinde olduğunun kabulü gerekeceği-
Davalı borçluya ödeme emrinin daha önce kat ihtarının da tebliğ edildiği ''...Mah. 2. ...Cad. No: 6 İç Kapı No: 2 .../Düzce'' adresinde tebliğ edildiği, şikayetçi alacaklının talebi üzerine 28.01.2022 tarihinde ''.... Atatürk Bulvarı No:64 .../Düzce'' adresinde icra müdürlüğünce haciz işlemlerinin yapıldığı, üçüncü kişi tarafından istihkak iddiasında bulunması üzerine icra müdürlüğünce şikayetçi alacaklıya istihkak davası açması için 7 günlük mühlet verildiği, haciz mahallinde davalı borçlunun bulunmadığı, takip dosyasına göre davalı borçlunun adresinin haciz adresi olmadığı, haciz sırasında bulunan evrakların eski tarihli olup iş yerine ve yapılan işe ilişkin belge niteliğinde olmadığı, tüm bu hususlar dikkate alındığında haciz sırasında icra müdürünün elindeki bilgi ve belgelere göre davalı borçlu ile istihkak iddia eden üçüncü kişiye ait işletme yönünden doğrudan bir ilişki kurulamadığı, üçüncü kişi ve davalı borçlu arasında akrabalık bağı veyahut benzer iş kolunda faaliyet göstermeleri nedeniyle organik bağ bulunup bulunmadığı gibi konuların, ancak açılacak istihkak davası sırasında her iki tarafın sunduğu delillerin değerlendirilmesiyle incelenebileceği, kaldı ki icra müdürünün bu sırada yaptığı işlemin sadece istihkak davasını kimin açması gerektiğini belirlemeye yönelik bir karar olduğu, açılan davada ispat yükünün kimin üzerinde olduğunu belirleme gücüne de sahip olmadığı, şeklen davalı borçlu ile ilgisi bulunmayan iş yerinde yapılan hacizdeki istihkak iddiası nedeni ile icra müdürünün İİK'nın 99. maddesine göre şikayetçi alacaklıya istihkak iddiasının reddi için dava açmak üzere süre vermesinin yerinde olduğu-
