İki veya daha fazla işletmenin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri ortaklığın, tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyetinin de olmadığı, bu nedenle; takibin bütün ortaklar hakkında başlatılmasının zorunlu olduğu, taraf ehliyetinin kamu düzeninden olup, mahkemece kendiliğinden göz önüne alınması gerektiği- Dosya içerisinde bulunan takip talebi ve örnek no:7 ödeme emrinin incelenmesinde; adi ortaklığı oluşturan ve tüzel kişiliği bulunan ortakların ayrı ayrı borçlu taraf olarak yer aldığı görülmekte olup; tüzel kişiliği, dolayısıyla taraf ehliyeti bulunmayan adi ortaklığın düzenlenen takip talebi ve ödeme emrinde taraf olarak gösterilmemesi yerinde olmakla beraber borçlusu iş ortaklığı olan faturaya dayalı olarak adi ortaklığı oluşturan şirketler hakkında yapılan takipte, talep edilen alacağın adi ortaklığın borcundan kaynaklandığının belirtilmediğinin görüldüğü, bu durumda; takibin iptaline karar verilmesi gerekirken ödeme emrinin iptaline karar vermekle yetinilmesinin isabetsiz olduğu-
Temyiz incelemesi sonuçlanmadan satış yapılması mümkün değilse de, icra mahkemesi kararına yönelik karar düzeltme yoluna başvurulmasının, satış da dahil olmak üzere icra işlemlerinin yapılmasına engel teşkil etmeyeceği-
Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesinin alacaklıların bir sıra cetvelini yapacağı- Sıra cetvelini düzenleme yetkisinin ilk haczi koyan icra dairesine ait olduğu- Borçluya ait paranın veya satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar birden fazla alacaklı tarafından haciz konulması halinde anılan madde hükmü gereği icra müdürlüğünce derece kararı yapılması gerektiği- Derece kararının yapılması için mutlaka satış sonucu para elde edilmesinin zorunlu olmadığı- Hukuki tavsifin hakime ait olduğu kuralı dikkate alınarak, şikayetçi vekilinin icra mahkemesine başvurusu icra müdürlüğünün sıra cetveli yapılmadan ödeme yapılması işlemine yönelik şikayet olarak kabul edilerek, birden fazla alacaklı bulunması ve ihale bedelinin tüm alacakları karşılamaması nedeniyle, İİK'nun 140.maddesi gereğince, icra müdürlüğünce sıra cetveli yapılmasına karar verilmesi gerektiği-
Yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK. 366 uyarınca onanması gerektiği-
İptal kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de; Anayasa'nın 11. maddesinde, Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi düzenlenmiş, 138. maddesi ise hakimlere her şeyden önce Anayasa'ya uygun olarak hüküm verme yetkisini tanımış olduğu-
İcra takibine dayanak yapılan ilamın işçi alacağı olduğu, ilamda davalı olarak kat maliklerini temsilen ... 1. Bölge Yönetiminin gösterildiği ve mahkemece adı geçen yönetim hakkında hüküm tesis edildiği; 634 sayılı Yasa'nın 35. maddesine göre apartman yönetimi hakkında takip yaptıktan sonra aynı Kanun'un 20. maddesi uyarınca ilama konu borcun yasal sorumlusu olan kat maliklerine takibin yöneltilebileceği; alacaklının bu konuda seçimlik hakkı bulunduğu; alacaklının, ilama dayalı olarak apartman yönetimi hakkında başlattığı takipte kat maliklerine de işletme projesine göre sorumlu oldukları miktar belirtilerek icra emri gönderebileceği-
Bozma sonrası duruşma günü taraflara usulünce tebliğ edilmeden, taraf teşkili sağlanmadan, duruşma açılmadan ve bozmaya uyulup uyulmaması hakkında bir ara kararı tesis edilmeden tarafların yokluğunda ve savunma hakkını kısıtlar biçimde yargılamanın yapılıp karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
İlamsız takip bir belgeye dayanıyorsa, belgenin tasdikli bir örneğinin ödeme emriyle birlikte borçluya tebliğ edilmesi gerektiği-
Yargıtay ilamının tekrar tebliğ edilmiş olmasının borçlu vekiline yeni bir karar düzeltme süresini bahşetmeyeceği-
Aynı ilâm aleyhine bir defadan fazla karar düzeltme isteği mesmu olmadığı gibi karar düzeltme dilekçesinin reddine veya kabulü ile eski kararının değiştirilmesine dair verilen hükümlere karşı karar düzeltme isteğinin de caiz olmadığı-
