Süresinde istinaf (süre tutum) dilekçesi, istinaf gerekçelerinin ise süresinden sonra verilmesi ve ilk derece mahkemesi kararında "kamu düzenine aykırılık" bulunmadığının tespit edilmesi durumunda, Bölge Adliye Mahkemesi'nin, HMK. mad. 353/1-b1 gereğince, istinaf isteminin esastan reddine karar vermesi gerektiği, usulden reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Mirasın reddine ilişkin ilamın, takibin kesinleşmesinden sonra alındığı anlaşılmakla, borçluların talebinin borca itiraz olarak nitelendirilmesi yerinde olmayıp, mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Dava dilekçesinde sehven esas numarasının hatalı olduğu, doğru dosya esas numarasının bildirilmiş olmasına rağmen mahkemece dikkate alınmamasının doğru olmadığı-
Takip konusu ilam hakkında tehiri icra kararı alındığı, ilamın bozulduğu, bozmadan sonra verilen karar ile takibe devam edildiği, borçlu Kuruma ....... tarihinde bozma sonrası verilen karara göre düzenlenen örnek 4-5 icra emrinin tebliğ edildiği görülmüş olduğu- 5502 sayılı Yasa'da, 6552 sayılı Yasa ile değişiklik yapıldığı, anılan Yasa'nın yürürlük tarihinin ise .......... olduğu, bu durumda Yasa'nın yürürlük tarihinden önce takip başlatıldığından ve bu tarihte de takip şartına ilişkin bir yasal düzenlenme olmadığından, şikayetin reddi gerekirken takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz olduğu-
Taraflar arasındaki kira sözleşmesine göre; kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden itibaren 5 yıl süreli olduğu, sözleşmenin yenilenmeyeceğinin kiracı tarafından bu 5 yıllık dönemin sona ermesinden 3 ay önce kiralayana yazılı olarak ihbar edilmeyecek olursa, işbu sözleşmenin ayrıca herhangi bir işleme ya da bildirime gerek olmaksızın aynı şartlarla ve süre ile kendiliğinden uzamış olacağı, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin kira bedelinin kiralayan adına havale edildiği tarih olduğunun kararlaştırıldığı, kira sözleşmesinin özel şartlarından 5.maddesinde; 'İş bu sözleşmenin başlangıç tarihi, kira bedelinin kiralayan adına havale edildiği tarihtir' düzenlemesine yer verildiği, kira sözleşmesinin 5. maddesine göre 5 yıllık kira süresinin başlangıç tarihinin belirlenmesi ve uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirdiği, bu durumda; uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Hukuk Genel Kurulu onama kararı, davalı şirket vekili yanında birlikte daimi çalıştığı belirtilen kişiye tebliğ edildiğinden ve karar düzeltme istemi İİK. mad. 366/3'de öngörülen 10 günlük karar düzeltme süresi geçirildikten sonra yapıldığından, istemin süre yönünden reddi gerektiği-
Borçluya “ödeme emri tebliğ edilemese” bile, alacaklının anlaşmazlığı ve takibi sürdürme iradesi mevcut bulunduğu sürece borçluya ödeme emrinin tebliğ edilmemesi şikayet ve itirazda bulunmasına engel teşkil etmeyeceği- Borca itiraz başvurusunun niteliği gereği duruşma açılarak, alacaklının anlaşmazlığı ve takibi sürdürme iradesinin mevcut olup olmadığı tespit edildikten sonra oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Alacak miktarının hacizli malların değerinden az olması dikkate alındığında, avukatlık ücretinin alacak miktarı üzerinden hesap edilmesi gerektiği- Takibin durdurulmasına karar verilip, infaz edildiğine dair dosyaya yansıyan bir bilgi olmadığı halde davalı alacaklı yararına tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı- Üçüncü kişinin açtığı istihkak davasında, davanın reddine karar verildiğinden, davalı - karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yararın ortadan kalktığı, bu nedenle tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği-
İki veya daha fazla işletmenin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri ortaklığın, tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyetinin de olmadığı, bu nedenle; takibin bütün ortaklar hakkında başlatılmasının zorunlu olduğu, taraf ehliyetinin kamu düzeninden olup, mahkemece kendiliğinden göz önüne alınması gerektiği- Dosya içerisinde bulunan takip talebi ve örnek no:7 ödeme emrinin incelenmesinde; adi ortaklığı oluşturan ve tüzel kişiliği bulunan ortakların ayrı ayrı borçlu taraf olarak yer aldığı görülmekte olup; tüzel kişiliği, dolayısıyla taraf ehliyeti bulunmayan adi ortaklığın düzenlenen takip talebi ve ödeme emrinde taraf olarak gösterilmemesi yerinde olmakla beraber borçlusu iş ortaklığı olan faturaya dayalı olarak adi ortaklığı oluşturan şirketler hakkında yapılan takipte, talep edilen alacağın adi ortaklığın borcundan kaynaklandığının belirtilmediğinin görüldüğü, bu durumda; takibin iptaline karar verilmesi gerekirken ödeme emrinin iptaline karar vermekle yetinilmesinin isabetsiz olduğu-
Temyiz incelemesi sonuçlanmadan satış yapılması mümkün değilse de, icra mahkemesi kararına yönelik karar düzeltme yoluna başvurulmasının, satış da dahil olmak üzere icra işlemlerinin yapılmasına engel teşkil etmeyeceği-