Bilirkişi kurulu raporunda; imzaların borçluların eli ürünü olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurulu raporunda ise; imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin bildirildiği, imza aidiyetinin tespit edilememesine rağmen alacaklının yeniden rapor talebinin bulunmadığı, imzanın borçlunun eli ürünü olduğunun kesin olarak saptanamadığından borçlunun imza itirazının kabulü gerektiği-
Yargılama aşamasında davalı tarafın tazminat talebi olmadığı, alacaklı aleyhine tazminata hükmolunma şartları oluşmadığı, bu nedenle borçlu (davalı) lehine tazminata karar verilmesi isabetsiz olduğu-
Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasının -işin ivediliği ve niteliği nedeniyle İİK 366 uyarınca- mümkün olmadığı-
İcra müdürlüğünün alacağın zamanaşımına uğradığından bahisle icra emri düzenlenmesi talebinin reddedildiği, alacaklının söz konusu müdürlük kararının iptali talebiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin kabulüne dair verilen kararın borçlu tarafından temyiz edildiği, uyuşmazlık konusu değerin temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesi ile temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği-
Temyiz incelemesinin murafaalı yapılmasının reddi gerektiği (5311 s. K.'la değişik İİK. mad. 366)-
Alacaklının üzerine atılı sahtecilik suçundan beraat ettiği görüldüğü, alacaklının, sahtecilikten ceza verilen senet lehtarı ile fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiği yönünde kötü niyet ve ağırkusuru ispat edilemediği, alacaklı bonoyu ciro yoluyla elde eden hamil olup senedin lehtarı konumunda olmadığından senetteki tahrifatı bilebilecek konumda olmadığı, bu durumda borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği-
Takibe dayanak çekin konu edildiği davacılar tarafından davalı bankaya karşı açılmış bulunan menfi tespit davasında çeklerin bedelsiz kalıp kalmamasının iyi niyetli davalı banka yönünden çeklerin bir ödeme vasıtası olduğu sonucunu değiştirmeyeceği, dava konusu çekler dava dışı şirket tarafından davalı bankaya ciro ve teslim edildiğini, her iki davacı şirketin müşterek imza yetkisi tanıdıkları ve bu yöndeki kararın ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı davacı şirketlerin üzerilerindeki keşide tarihi yaklaşmakta olan çeklerden doğacak borçlarından haksız şekilde kurtulmak çabasıyla şirketlerini münferit temsilden müşterek temsile dönüştürmüş oldukları,davacılar tarafından açılmış bulunan menfi tespit davasının gerekçesi doğrultusunda hükmün kesinleştiği-
İcra takibine dayanak ilamın borçlu lehine esastan bozulması üzerine takas talebine konu bir alacak bulunmadığı ve takas mahsup talebinin reddinin gerektiği-
Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili talebiyle açılan davada yapılan yargılama sonucunda kamulaştırma bedelinin tespitine karar verildiği, ilk kararın verildiği tarihe kadar yasal faiz işletilmesine, daha önce depo edilen bedel dikkate alınarak davalılardan alınarak davacıya ödenmesine şeklinde hüküm kurulduğu-
Haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin ilamın ve ferilerinin takibe konulabilmesi için kesinleşmesinin gerekmediği-