Mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işçinin başvurusu üzerine işveren tarafından bir ay içinde işe başlatılmaz ise işçiye ödenmek üzere en az 4, en çok 8 aylık ücreti tutarında tazminatın belirlenmesi gerektiği- İş güvencesi niteliğindeki bu tazminatın işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği ve maddede belirtilen alt ve üst sınırların aşılamayacağı-
Davalılar arasında ki hizmet alım sözleşmesinden yardımcı işin alt işvene verildiği ve davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu sabit olduğundan davacı alt işverenin işçisi olduğundan, işe iadeye bu işveren yönünden karar verilmesi gerektiği; feshin geçersizliğine bağlı işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden ise davalıların birlikte sorumlu tutulmalarına karar verilmesi gerektiği-
İşçinin 1. dönem çalışması sonrasında verdiği istifa dilekçesinin gerçeği yansıtmadığı, işçinin iş sözleşmesi devam ederken istifa edip, dört gün sonra tekrar aynı yerde işe başlaması, hayatın olağan akışına aykırı olup davacı ve tanıklar tarafından çalışmanın kesintisiz olduğu iddia edilmiş olması karşısında, işyerinde boş kağıtlara imza attığı, bu durumun tanıklar tarafından doğrulandığı, ayrıca işçinin fazla çalışma ücreti ödenmediği için istifa ettiği ve tüm dönem için işçinin fazla çalışmasının olduğu ispat edilmiş olması karşısında, işçinin kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekirken yazılı şekilde ret kararı verilmesi bozmayı gerektirdiği-
İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanılamayacağı-
İşçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması nedenlerine bağlı fesihlerin kötüniyete dayandığının kabul edilmesi gerektiği- "Kötüniyet tazminatının” ihbar sürelerine ait ücretin üç katı tutarında olacağı ve ayrıca ihbar tazminatının da ödeneceği-
Gelir koruma sigortası poliçesine dayalı olarak işsizlik teminat bedelinin tahsili istemine ilişkin tüketici konumundaki davacı tarafından açılan davanın çözümünde tüketici mahkemesinin görevli olduğu-
Kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, bakiye ücret alacağı, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti ve hafta tatili alacaklarının istemiyle açılan davada, taraflar arasında genel tatil ve hafta tatili alacağının hesabı noktasında uyuşmazlık bulunduğu- Bozma ilamına uyularak bozma ilamının gerekleri doğrultusunda karar verilmek üzere bilirkişiden ek rapor alınmış ise de; bilirkişi ek raporunda sadece fazla mesai alacağı yönünden hesaplama yapıldığı, bozma ilamının 3.bendi gereğince genel tatil ve hafta tatillerinde vardiya çizelgeleri ve tanık beyanlarına göre yeniden hesaplama yapılmamasının isabetsiz olduğu- 
İşçilik alacakları ile tazminat talep edilen somut uyuşmazlıkta; davacının 28.08.2015 günlü dilekçesiyle davasını ikinci kez ıslah ederek, bir kısım dava konusu alacak miktarlarını arttırdığı, yine aynı dilekçe ile terditli talepte bulunarak, ikinci kez ıslahın kabul edilmemesi halinde verilen bu dilekçenin yeni bir dava dilekçesi gibi kabul edilerek, arttırdığı dava değeri üzerinden hüküm kurulmasını talep ettiği anlaşılmakla; aynı davada ikinci kez ıslah yoluna başvurulması mümkün olmadığından, bahse konu dilekçedeki ıslah isteminin reddine , terditli talebi hakkında ise, usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği-
Davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, genel tatil ve fazla çalışma ücreti alacaklarını talep ettiği davada, davacı kıdem tazminatı bordrosu ve istifa dilekçesindeki imzanın kendisine ait olduğunu ancak alacaklarına karşılık olarak hiçbir ödeme yapılmadığını, davalı ise davacıya 26.01.2012 tarihinde .. TL kıdem tazminatı ödendiğini savunduğu, davalı işyerinde alanında uzman mali müşavir bilirkişi ile işyeri ticari kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak davacıya kıdem tazminatı ödemesinin yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerektiği- 
Uyuşmazlıkta işverence yukarıda açıklandığı üzere ek menfaat/ödeme yapılmadığı gözetildiğinde, taraflar arasında ikale sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği ve iş akdinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmaksızın sonlandırıldığının kabulü gerektiğinden, tanık dinlenmemesi şeklindeki usul hatasının sonuca etkili olmaması nedeniyle, bozma nedeni yapılamayacağının anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi hükmünün isabetli olduğu-