Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebiyle açılan davada, dosyadaki bilgi ve belgelerden davalı işverenin iş akdini haklı nedenle feshettiğine dair savunmasından ve davacının iş akdinin davalı işveren tarafından haklılığı kanıtlanamayan bir nedenle feshedildiğinin anlaşılması karşısında, davacının ihbar tazminatı talebinin de kabulü gerekirken, feshe ilişkin çelişkili gerekçe ile ihbar tazminatı talebinin reddi yönündeki kararın hatalı olduğu-
Davacının hizmet akdi niteliği itibariyle asgari süre içeren belirsiz süreli hizmet akdi olup davacının iş akdinin işveren tarafından davacı işçiye ihbar öneli verilmeden feshedildiği anlaşıldığından davacının ihbar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği- Davacının fazla çalışma ücreti talebi davacının üst düzey yönetici olduğu ve kendi mesaisini belirlediği gerekçesi ile reddedilmiş ise de;dosyadaki bilgi ve belgeler,tanık anlatımları ve özellikle taraflar arasındaki bireysel iş sözleşmesinin VI numaralı maddesinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğunun kararlaştırılması karşısında davacının fazla çalışma yaptığının anlaşıldığı- Dosyadaki bilirkişi raporu bir değerlendirmeye tabi tutularak ve özellikle haftalık fazla çalışma süresinden 5,20 dakika mahsup edilerek hesaplama yapılıp hakkın özünü etkilemeyecek şekilde indirim yapılmak suretiyle fazla mesai ücretinin hüküm altına alınması gerektiği-
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının ihbar tazminatı alacağının olup olmadığı noktasında bulunduğu, dava dosyanın incelenmesinde 30.12.2012 tarihli fesih bildirim yazısı ile davacıya ihbar öneli verildiği, davacıya ihbar önelinin kullandırıldığının taraflar arasında tartışma konusu olmadığı belirtilmiş,ancak işe iade davası ile feshin geçersiz sayılması sonucu kullandırılan ihbar önelinin de geçersiz olduğu gerekçesi ile ihbar tazminatının kabulüne karar verilmiş ise de; fesih geçersiz sayılsa bile davacıya ihbar önelinin kullandırıldığı sabit olduğundan yeniden ihbar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Davacı dava dilekçesinde ücretlerinin eksik ve düzensiz ödenmesi nedeniyle işten ayrılmak zorunda kalıp işi kendisinin bıraktığını bildirdiğinden, ihbar tazminatına hak kazanamayacağı-
Davanın açıldığı tarihte alacak miktarının belirlenmesi imkansız ise belirsiz alacak davası açılabileceği, öte yandan alacaklı tarafından alacağın miktar ve değerinin tam olarak belirlenmesi beklenemez ise yine belirsiz alacak davası açılabileceği- Hakimin takdir alanına giren manevi tazminatın takdiri indirime tabi fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, bayram ve genel tatil ücreti, cezai şart, sözleşmenin kalan süresine ait ücret gibi alacakların başlangıçta tam olarak ve tamamen belirlenmesinin mümkün olmadığı-
Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshinin şart olduğu, bu noktada ilişkinin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmadığı- Toplu iş sözleşmesinde net veya brüt ifadesi kullanılmadığından, bu halde ücret fark alacağı hesabının, toplu iş sözleşmesinde belirlenen miktarın brüt ücret olduğunun kabulü ile bu brüt ücretten, davacıya ait bordrolarda yer alan davacının çıplak brüt ücreti olarak belirtilen miktarların mahsubu ile yapılması gerekeceği-
Bir kısım işçilerin çalışma saatlerinin artırılmasına karşı çıktıkları ve bu konuda işverenle bir çözüme varmadıklarından 25.10.2013 tarihli noterden çektikleri ihtarname ile iş şartlarının düzeltilmemesi ve fazla mesailerin ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini feshettikleri anlaşıldığı; iş sözleşemesini haklı sebebe dayalı da olsa fesheden işçinin ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmadığı- İş K. mad. 17/5 dikkate alındığında, davacının iş güvencesi kapsamındaki hükümlerden yararlanma şartlarını taşıdığının anlaşılmasına göre şartları oluşmayan kötüniyet tazminatının reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu-
Yetkili mahkemelerden birini seçme hakkının işçide olduğu, davacı, davayı açarken seçim hakkını fiilen en son çalıştığı yeri gözeterek kullandığından, mahkemenin davaya bakmakla yetkili olduğu-
Kıdem tazminatı alacağının tahsili talebiyle açılan davada, davalı işverence işyerinde tespit edilen bir kısım usulsüzlükler sonrası kanuni şikayet hakkının kullanılacağının bildirilmesi dışında istifa iradesinin fesada uğratıldığına dair bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmış olup işverence şikayet yoluna başvurulacağının bildirilmesi istifa iradesi üzerinde baskı olarak nitelendinlemeyeceği dolayısıyla davacının feshe dair iradesinin sakatlandığını ispat edemediği gözetilerek iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı bir sebep olmadan feshedildiğinin anlaşılmasına göre kıdem tazminatı isteminin reddi gerektiği-
Davacı hastalığı nedeniyle ameliyat olup raporlu geçirdikten sonra işe geldiğinde işveren tarafından yazı ile "görülen lüzum üzerine işyerinde beyaz yaka çalışanlarının büro, tuvalet temizliği ve çay işini yaparken ... tarihinden itibaren üretimde çalışan bayanların tuvalet ve soyunma odalarının temizliğinde görevlendirildiğinin" bildirildiği ve davacının bu teklifi reddi görülmekle, davacıya önerilen yeni görev yeri ile en son yapmakta olduğu görev yerinde yapılan işlerin niteliği aynı ve yakın olsa da, işin kapsamı çalışma saatleri, şartları ve yoğunluğu dikkate alındığından işin ağırlaşıp ağırlaşmayacağı konusunun açıklığa kavuşturulması gerektiği- Teklif edilen işin, çalışmakta olduğu yerdekinden emek ve süre yönünden daha yoğun bir çalışma gerektiği tespit edilirse, "iş şartlarında esaslı değişlik" olduğu kabulüne göre alacaklar konusunda davacı yararına değerlendirilme yapılması gerektiği-
