06/06/2012 tarihi itibariyle SGK aleyhine başlatılmış bir takip bulunmadığı, takibe dayanak ilamın bozulması üzerine verilen yeni karara dayanılarak 05/01/2016 tarihinde SGK aleyhine de takip yapılmasının istenildiği ve şikayet eden kuruma icra emri çıkartıldığı ancak 05/01/2016 tarihinden önce kuruma herhangi bir başvurunun bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece, şikayetin kabulü ile Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Takip dayanağı ilamda müştereken ve müteselsilen tahsil hükmü bulunmadığından ve borçluların eşit olarak sorumlu olduklarının kabulü gerekeceğinden, borçlunun şikayetin kısmen kabulü ile icra emrinin düzeltilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Şikayetin konusu, ilamlı takipte itiraz üzerine icra müdürlüğünce verilen takibin durdurulmasına ilişkin kararın iptali talebi olup, mahkemece, taleple ilgisi olmayan gerekçeyle, alacaklı aleyhine olacak şekilde takibin iptaline hükmolunduğunun görüldüğü, mahkemece, alacaklının şikayet dilekçesinde ileri sürdüğü şikayet sebebinin incelenmesi gerekeceği-
Mahkemece, icra emrinde iki borçlunun bulunduğu ve şikayetçi borçlu sigorta şirketinin asıl alacak miktarından poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğu nazara alınarak, sadece sigorta şirketi yönünden icra emrinin düzeltilmesi ile yetinilmesi gerekirken, müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu vekalet ücreti, yargılama gideri ve poliçe limiti ile sorumlu olduğu miktarı da kapsayacak şekilde icra emrinin tümden iptaline karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
İlamda hüküm altına alınan iştirak nafakasının alacaklısının, müşterek çocuk olmayıp, velayet hakkı kendisine verilen eş olduğu- Velayet hakkı küçüğün reşit olması ile sona ereceğinden, bu tarihte iştirak nafakasının da sona ereceği, ancak çocuğun reşit olduğu tarihe kadar ödenmeyerek biriken nafaka alacağı bulunduğu takdirde, velayet hakkı kendisine verilmiş olan eş tarafından çocuğun reşit olduğu tarihten sonra da bu alacağın takibe konu edilerek ödenmesi istenebileceği-
Borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvurusunda; mahkemece incelenip karar verilen şikayetinin yanı sıra, takipte tahsili istenilen ilam vekalet ücretinin ilama aykırı olarak talep edildiğine yönelik şikayetinin de bulunduğu, işbu şikayet hakkında mahkemece herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan sonuca gidilmiş olmasının HMK'nun 297. maddesi hükmüne aykırı olduğu-
Şikayet ayrı bir takip yapılamayacağı noktasında olmayıp, şikayete konu takipte istenilen yargılama gideri ile vekalet ücretinin alınan mehil belgesine istinaden depo edilen teminat ile karşılandığına, bir başka deyişle yatırılan teminat ile şikayete konu takip dosyasındaki borcun takipten önce ödendiğine yönelik iken, Mahkemece bu şikayet ile ilgili olarak bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından, mahkemece, şikayete konu icra dosyasıyla yürütülen takipte tahsili istenilen yargılama gideri ile vekalet ücretinin, tasarrufun iptali davasına dayanak icra dosyasından alınan mehil belgesine istinaden depo edilen teminat ile ödendiğine ilişkin şikayetin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği (HMK. mad. 26)-
Mahkemece, HMK'nun 297 ve 298. maddeleri hükümleri gereğince şüphe ve tereddüt oluşturmayacak şekilde, şikayetçinin her bir talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilerek usulüne uygun hüküm kurulması gerekeceği-
Takip konusu ilamın incelenmesinde, davacı tarafından tapu iptal ve tescil davası açıldığı, daha sonra alacağa hükmedilmesinin talep edildiğinin anlaşıldığı, her ne kadar mahkemece alacağa hükmedilmiş ise de, temelde dava gayrimenkulün aynına taalluk ettiğinden, ilamın kesinleşmeden takibe konulamayacağı, mahkemece şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Bahsi geçen kararın bir kısım şartları da içeren tespite ilişkin olup eda hükmü niteliğinde olmadığı, bir başka deyişle esasen hükmün, 30/05/2013 tarihinden teslime kadara işleyecek ek dönem olursa aylık gecikme kirasının arttırılarak 500 EURO olarak tespitine dair olduğu, kaldı ki; bent de belirtilen eksikliklerin tamamlanıp tamamlanmadığı belli olmadığı gibi değerlendirilmesinin yargılamaya muhtaç olduğu ve bunun da icra mahkemesince yapılamayacağı, bu durumda; takip dayanağı ilamın tespite ilişkin olup, eda hükmü içermediğinden ilamlı takibe konu edilemeyeceği-
