Alacaklının ölümü ölünceye kadar bakım sözleşmesinin sona ermesini gerektirmesine rağmen, borçlunun ölümü ile bu sözleşmenin son bulmayacağı, ancak TBK 618.maddesinde “bakım borçlusu ölürse bakım alacaklısı bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir” hükmünün yer aldığı, fesih hakkı bir yıl içinde kullanılmamışsa sözleşmenin bakım borçlusunun mirasçıları ile devam edeceği, somut olayda, davacının süresinde ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshini talep etmediği, bu nedenle sözleşmenin bakım borçlusunun mirasçıları olan davalılar ile davacı arasında devam ettiğinin anlaşıldığı, dosya içeriği ve toplanan deliller ile tanık beyanlarından; davacının 1925 doğumlu, yaşlı ve bakıma muhtaç olduğu, bakım borçlusunun ölümü ile bakım borcunun mirasçıları olan davalılara geçtiği, davalılardan R.’nin davacı ile aynı avlu içerisinde farklı evlerde yaşadığı, ancak aralarında geçimsizlikler bulunduğu, diğer davalıların başka yerlerde yaşadıkları, bu nedenle davacıya bakma imkanlarının olmadığı, bu haliyle bakım yükümlülüğünün bir arada yaşamak suretiyle yerine getirilmesi imkanının olmadığının anlaşıldığı-
Dosya içeriğinden, davalı ...'nin dava dilekçesinde belirtilen “ ” adresine gönderilen dava dilekçesinin, muhatap adresten taşındığından yeni adresi de bilinmediğinden iade edildiğinin, yargılama aşamasında davalı ...'ye yapılmış bir tebligat evrakı bulunmadığının anlaşıldığı, öncelikle, yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesinin, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılmasının asıl olduğu, esasen, taraf teşkilinin sağlanmasının Anayasa'nın 90/son maddesi delâletiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi hükmü uyarınca adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu-
TMK. mad. 1007 'de düzenlenen objektif (kusursuz) sorumluluğun, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali kararının kesinleştiği ve TMK. mad. 705 uyarınca mülkiyet hakkının kaybedildiği tarihte başlayacağı; taşınmazın makul ve gerçek değerinin saptanmasında dava tarihinin değil, mülkiyet hakkına müdahalenin gerçekleştiği ve zararın doğduğu tarihin esas alınması gerektiği- Tazminat miktarı belirlenirken öncelikli konunun, tapusu iptal edilen taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla niteliğinin tespiti olduğu- Mahkeme kararı ile taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması sebep gösterilerek tapu kaydının iptaline karar verildiği ve konu itibariyle devletin sorumluluğu doğduğundan tazminat talep edilen davada, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinin doğru olmadığı-
İmar çaplarının dayanağı idari işlem iptal edilmedikçe hukuki varlığını devam ettireceği ve korunması gerekeceği, mahkemece tapu iptali ile kaydın eski hale dönüştürülmesine karar verilemeyeceği-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, kayden davacının mirasbırakanı ...’in paydaşı olduğu çekişmeli taşınmazın davalı vekil ...i tarafından vekalet görevi kötüye kullanılmak suretiyle diğer davalılara danışıklı olarak devredildiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı-
Öncelikle keşfen belirlenen 391.251,26 TL üzerinden davacı tarafa harç ikmalinin yaptırılması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Hilenin (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlandığı, hatada yanılma, hilede ise yanıltmanın söz konusu olduğu, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşmenin bağlayıcı sayılamayacağı, değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan tarafın hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabileceği ve verdiği şeyi geri isteyebileceği-
Bilindiği üzere; aldatmanın (hile), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak,veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanacağı, hatada yanılmanın hilede yanıltmanın söz konusu olduğu, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1. maddesinde (881 sayılı Borçlar Kanunu'nun (B.K. 28/l. maddesinde) açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşmenin bağlayıcı sayılamayacağı, değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan tarafın hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabileceği ve verdiği şeyi geri isteyebileceği-
Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararının, tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalma olduğu- Zararın meydana geldiği tarihe göre, tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği arazi ise gelir metodu yöntemi ile, arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değerin belirlenmesi gerektiği-  Davacının zararının, mahkeme kararının kesinleştiği tarihte oluşması halinde, mahkemece bu tarihin değerlendirme tarihi olarak esas alınması gerekeceği- "Arsa" niteliğindeki taşınmazın, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti ve emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanarak, taşınmazdan DOP payının düşülmesinin gerekip gerekmediğinin belirtilmesi suretiyle gerçek zararın belirlenmesi gerektiği-
Çekişme konusu 179 parsel sayılı taşınmazın kayıt malikinin davalılardan Z. olduğu gözetilerek Z. adına olan kaydın, davacıların miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesi, kalan payın da Z. üzerinde bırakılması gerekirken mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gereği yerine getirilmeden tapu kayıt maliki ... olmadığı halde yazılı olduğu üzere hüküm kurulmasının doğru olmadığı-