Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı- davacı kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminatın az olduğu-
Yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin hükümler bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiğinden davacı kadın yararına mükerrer şekilde yargılama gideri ve vekâlet ücretine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Davacı kadın tarafından İlçe Amirliği'nde verilen ifade tutanağı da dosya arasında olmasına rağmen bu tarihte meydana geldiği iddia edilen olay ile ilgili bilgi ve belgeler ve davacı kadının delil dilekçesinde bildirdiği darp raporu dosya arasına alınmaksızın taraflar arasında daha önce gerçekleşen olaya ilişkin ceza dosyasındaki suç tarihi ile dava dilekçesindeki suç tarihinin farklı olduğuna dikkat edilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasının hatalı olduğu-
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kaldırma kararları sonrasında yapılan yargılamada, kanun yoluna başvuran kadın lehine oluşan usûlî kazanılmış haklar dikkate alınmaksızın davalı kadına ilk kararda yüklenmemiş olan vakıaların kusur olarak yüklenmesinin ve kanun yoluna başvurmayan erkek lehine olacak şekilde erkekten kusur çıkarılmasının, bir başka deyişle kadına yüklenen "boşanma davası aç, seni süründüreceğim, donuna kadar alacağım, seni işe ben aldırdım, ben adam ettim, boşanma davası açarsan seni işten attırırım" diyerek tehdit etmenin, elde ettiği gelir ile aile bütçesine katkı sunmama, kazancı konusunda bilgi vermemenin, çalışmadığı dönemlerde bile evde düzenli temizlik yapmama vakıalarının kadına kusur olarak yüklenmesi ile erkeğe yüklenen "kimin başlattığı tam tespit edilememekle birlikte ayrı odalarda yatma” vakıasının erkeğin kusurlarından çıkarılmasının doğru olmadığı, tüm bu açıklamalar ışığında mahkemece yapılacak işin usuli kazanılmış haklar da gözetilerek denetime elverişli bir karar vermekten ibaret olduğu-
Kadının "son dönemde evi terk ettiği ve geri dönmediği" maddî vakıası kusur olarak yüklenmişse de; ortak haneyi terk etmiş olmak tek başına boşanma sebebi sayılamayacağı, erkek tarafından açılmış terke dayalı bir boşanma davası bulunmadığı dikkate alındığında, bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenmesi doğru olmadığı, ancak Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre de boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşıldığı- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminatın az olduğu-
Toplanan delillere göre erkeğin güven sarsıcı davranışlarının olduğu, eşine ilgisiz davrandığı ve kadının ailesini istemediği şeklinde gerçekleşen kusurlu davranışları karşısında kadının ayrı yaşamaya hakkı bulunduğu- Gerçekleşen olaylara göre evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, birliğin bu hâle gelmesine davalının tam kusurlu davranışlarıyla sebep olduğu, olayların akışı karşısında davacının dava açmakta haklı olduğu gibi boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu bir davranışının ispatlanmadığı, böyle olunca asıl davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmesi gerektiği-
Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davalı kadına erkek eş tarafından izafe edilen “küçük düşürücü sözler söylediği ve erkeğin ailesini istemediği” maddi vakıaları kusur olarak yüklenmişse de; bu hususta dinlenen tanık beyanlarının sebep ve saiki açıklanmayan soyut izahlardan ibaret olduğu anlaşılmakla bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenmesinin doğru olmadığı, kadının birliğin sarsılmasına sebebiyet verecek başkaca bir kusurlu davranışının varlığının da kanıtlanamadığı, o halde somut olayda her iki tarafın da boşanmaya sebebiyet verecek bir kusuru ispatlanamamış olup 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinde yer alan çekilmezlik ve temelden sarsılma unsurunun gerçekleşmediği-
Kadın eş hakkında yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanağında, belediyede geçici işçi olarak çalıştığı, aylık 1.600,00 TL gelir elde ettiği anlaşılmış olup; yoksulluğa düşme hâlinin boşanma davası sırasındaki duruma göre belirlenmesi gerektiğinden, mahkemece kadının çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa yoksulluktan kurtaracak düzeyde düzenli ve sürekli bir gelirinin olup olmadığı, işten ayrılmışsa kendi isteği ile mi yoksa zorunlu olarak mı ayrıldığı hususları araştırılarak boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceğinin tespiti ile sonucuna göre yoksulluk nafakası konusunda bir karar verilmesi gerektiği-
Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davalı kadına yazılı şekilde kusur yüklenerek boşanma kararı verilmiş ise de; dinlenen davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı evlilik birliğinin temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan genel soyut nitelikte beyanlar olup bir kısmının ise sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibaret olduğu, kadına isnat edilen kusurlu davranışların ispat edilemediği, bu itibarla erkeğin davasının reddine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece her ne kadar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden erkek hakkında kadın tarafından ileri sürülen “ters ilişki” iddiasının, tanık beyanları ve diğer delillerle ispatlanamadığı anlaşılmış olup, bu hususun davacı -davalı erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği- Kadının evin temizliği ve müşterek çocuğun bakımıyla ilgili sorumluluklarını yeterince yerine getirmediğinin, bu suretle birlik görevlerini ihmal ettiğinin sabit görüldüğü, bu durumda davacı -davalı erkeğin; kendilerine ait ortak evleri olmasına rağmen, evliliklerinin büyük çoğunluğunda erkeğin annesinin sağlık problemleri nedeniyle, erkeğin ailesinin evinde kaldıkları, ancak bu durumun çok uzun süreli bir hal alarak kalıcı bir duruma dönüştüğü, erkeğin ortak evin ihtiyaçlarını karşılamadığı, müşterek evin ihtiyaçlarının erkeğin babası tarafından karşılandığı; kadının ise erkeğe ve erkeğin babasına karşı ''sen bana karışamazsın, sen kaç paralık adamsın'' gibi sözler söyleyerek saygısızlık yaptığı, telefon üzerinden başka erkeklerle sohbet ederek güven sarsıcı davranışta bulunduğu, evin temizliği ve müşterek çocuğun bakımıyla ilgili sorumluluklarını yeterince yerine getirmediği, bu suretle birlik görevlerini ihmal ettiği sabit olduğundan, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı kadının ağır, davacı-karşı davalı erkeğin ise az kusurlu olduğu gözetilmeden, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulünün doğru olmadığı- Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının, erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğunun anlaşıldığı, somut olayla maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin yasal koşullarının kadın yararına gerçekleşmediği, o halde Mahkemece kadının yasal koşulları oluşmayan maddi ve manevi tazminat talebinin reddi gerekeceği- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda yoksulluk nafakası isteyen kadının, erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu anlaşıldığından, somut olayda yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin yasal koşullarının kadın yararına gerçekleşmediği-
