Mahkemece hükmün gerekçe kısmında, davacı yemin ederken bir adet kelepçe tarzı bileziği ayrılık aşamasında yanında götürdüğünü söylediğinden rapordaki 12,50 gr 22 ayar 645,00TL tutarındaki 1 bileziğin bedelinin verilmediği belirtilmiş olmasına karşın, kararın hüküm fıkrasında 645,00-TL tutarında 22 ayar 12,50 gr. 1 adet bileziğin de davacıya iadesine karar verilmesi suretiyle hükümle gerekçe arasında çelişki yaratıldığından, karar gerekçesi ile hüküm kısmının çelişkili olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olup, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğu-
Mahkemenin verdiği gerekçeli kararın kendi içinde çeliştiğinin anlaşıldığı, verilen kararın infaz kabiliyetinin de bulunmadığı, bu haliyle eksik, açık olmayan şekilde hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davalı olarak gösterilen bir kimse hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin ve bir diğer davalı hakkında açılan dava husumetten reddedildiği ve vekille temsil edilmediği halde lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Mahkemece kararın gerekçe kısmında davacının 250,00TL tazminatı talep hakkının bulunduğu kabul edilirken, hüküm kurulurken davanın kısmen kabulüne, 256,00TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilerek hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davacı hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadan mahkemece, sadece davacı şirket ve birleşen davanın davacısı yönünden kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Mahkemece; HMK.'nun 297. maddesi uyarınca, davacının hangi taleplerinin kabul, hangi taleplerinin reddedildiğinin açıklanarak, kabul ve ret oranlarına göre yargılama giderleri ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususlar gözönünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Mahkemece, davacının istirdat ve menfi tespit taleplerinin ıslah dilekçesi de dikkate alınmak suretiyle ne miktarda olduğunun, reddedilen menfi tespit ve istirdat taleplerinin ayrı ayrı tutarlarının gerekçede ayrıntılı şekilde gösterilmesinin gerektiği, mahkemece, bu doğrultuda ayrıntılı bir gerekçe oluşturulmadığı anlaşıldığından, kararın bu hali ile infaz kabiliyeti taşımadığı-
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan mahkemenin, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorunda olduğu, mahkemenin uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da farklı bir karar vermeden yeniden hükümde karar vermek zorunda olduğu, bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hakkın doğmuş olacağı, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacının bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumak olduğu, Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlarının kesinleşeceği, kesinleşmiş bu kısımların, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturacağı, bozma kararı üzerine önceki hükmün tamamen ortadan kalkacağı, bu nedenle bozma kararından sonra da mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 vd. maddelerinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorunda olduğu-
Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunlu olup, bu durumun yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği olduğu- Davalı, bordroda tahakkuk eden ücretlerin banka kanalıyla ödendiğini savunduğu, ilgili bankadan alınan kayıtlar incelendiğinde, davacı adına kayıtlı hesabın açılış tarihininden sonraki dönem için davacının tüm fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının ödendiği tespit edildiğinden, anılan dönem yönünden davacının fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacağı bulunmadığının kabulü doğru olsada, banka kayıtları ile ödendiği ispatlanamayan dönem yönünden hatalı değerlendirme yapıldığı-
