İleride arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmasına dair ön sözleşmenin noterde düzenleme şeklinde yapılmadığından geçersiz olduğu ve bu nedenle yüklenicinin ödediği kaporonun iadesini isteyebileceği- Ön sözleşmeye dayalı olarak kira bedeline ilişkin talebin reddi gerektiği- Birleşen dava ilk olarak ...TL üzerinden harcı yatırılarak itirazın iptali davası olarak açılmış, yargılama sırasında ıslah ile 100.000 TL maddi tazminat istemine dönüştürmüş olup bu tutar üzerinden harç yatırıldığından birleşen dava değerinin 100.000,00 TL olduğu gözardı edilerek, icra takibindeki ... USD üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu- Alacaklının, TBK m. 99 uyarınca yabancı para alacağına ilişkin seçimlik hakkını kullandıktan sonra ıslahla bu tercihinden dönemeyeceği- İtirazın iptali davası ıslah ile alacak davasına dönüştürüldükten sonra davalının icra takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü gözetilerek, asıl davadaki alacağa bu tarihten itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğu- 
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir...
İşlemiş faizin, kısa kararda sehven yazılmadığının belirtilmesi suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişkiye mahal verilmesinin isabetli olmadığı- Davacının davalıya zarar verme kastıyla hareket etmemesi nedeni ile reddedilen işlemiş faiz yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin koşullarının oluşmadığı-
Davacı tarafça 75.486,86 Amerikan Doları borcun tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, yine itirazın iptali davasında bu para cinsi üzerinden yapılan takibe vaki itirazın iptaline karar verilmesi talep edildiği halde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine dair kararı kaldırıldıktan sonra davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulurken 75.000,00 Euro olarak hatalı para cinsinden takibin devamına karar verildiği, bu miktara bağlı olarak da icra inkar tazminatı, harç miktarı ve vekalet ücretinin de hatalı hesaplandığı-
İspatlanamayan bir talebe ilişkin olarak hesaplama yapılması gerekmediği-
Tarihsiz sözleşmenin incelenmesinde kanunun aradığı kefillik şartlarının şeklen sağlanmadığı-
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı görülen uyuşmazlıkta mahkemenin direnme olarak adlandırdığı kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; ilk kararda tartışılıp değerlendirilmemiş yeni bir gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu anlaşıldığından, yeni hükmün temyiz incelenmesini yapma görevinin Hukuk Genel Kuruluna değil Özel Daireye ait olduğu-
Davalı borçlu şirket icra takibinde borçlu olarak yer almadığından tasarrufun iptali davasın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin isabetli olduğu- Davacı vekili "asıl borçlu davalı şirketi hakkında kredinin teminatında ipotek ve rehin bulunması nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, ayrıca asıl borçlu şirket hakkında taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla da takip yapıldığını, kefiller hakkında da ayrıca ilamsız icra takibi başlatıldığını, İİK. m. 45/1 gereği davalı borçlunun ilamsız icra takibine dahil edilmediğini, ilamsız takip dayanağının firmaya kullandırılan kredi olduğunun itirazın iptaline yönelik karardan da anlaşıldığını, bu durumda söz konusu itirazın iptali davasının sonucunun beklenerek oluşacak duruma göre karar verilmesi gerektiğini" ileri sürmüşse de, dava dayanağı icra takip dosyasında davalı şirketin borçlu sıfatı olmadığından, bu dosyadan alınacak kararın infaz kabiliyetinin de mümkün olmadığı gözetildiğinde, temyiz isteminin reddi gerektiği-
İtirazın iptali istemine ilişkin davada temyiz konusu edilen alacak miktarı 145.268,24 TL tutarından ibaret olup Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararını verdiği tarih itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730 TL’nin altında kaldığı-
Tanıkların keşide tarihi, vade tarihi gibi senedin teknik ayrıntılarını belirtmelerinin gerekmediği ve bu itibarla davacıların murisi ile davalı arasındaki temel ilişki tanık delili ile ispatlanmış olduğu-